Reuters, İran’ın, Irak’taki askeri saldırılar ve sınırın iki tarafındaki Kürtlere yönelik tehditler ile olası bir ayaklanmayı bastırdığını, ABD ve İsrail’den gelen belirsiz mesajların ise Kürtlerin rolü konusunda kafa karışıklığı yarattığını yazdı.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşta Kürt güçlerin devreye gireceği yönündeki plan, sahadaki gelişmeler ve siyasi mesajlardaki çelişkiler nedeniyle rafa kalktı. Donald Trump’ın önce destek verdiği, ardından vazgeçtiği Kürtleri silahlandırma ve destekleme senaryosu, İran’ın sınır ötesi saldırıları ve baskısıyla fiilen devre dışı kalırken, bölgedeki Kürt gruplar iki güç arasında sıkışmış vaziyette.
ABD ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın altıncı gününde, Donald Trump, Irak’taki Kürt güçlerinin İran’a kara harekâtı başlatacağına ilişkin iddialara yanıt verdi. Trump, Irak merkezli İranlı Kürtlerin olası bir saldırısının “harika olacağını” düşündüğünü söyledi. Ancak savaşın sekizinci gününde Trump’ın tutumu değişti. Air Force One’da yaptığı açıklamada, “Kürtlerin müdahalesini istemiyoruz. Bunu gündemden çıkardım” ifadelerini kullandı.
Reuters’ın İran-Irak sınırından aktardığı habere göre, ABD ve İsrail’in Kürt savaşçıların kendilerine destek vereceği yönündeki beklentileri iki nedenle boşa çıktı: Washington ve Tel Aviv’den gelen çelişkili mesajlar ile İran’ın seçkin gücü İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun sınırın her iki tarafındaki Kürtlere yönelik yoğun saldırı ve tehditleri.
Trump, 7 Nisan’da iki haftalık ateşkes ilan ederek müzakereler için bir pencere açıldığını ve savaşın sona erme ihtimalinin doğduğunu duyurdu. Ancak bu gelişmenin, Irak’a sığınmış İranlı Kürt muhaliflerin rejime karşı yürüttüğü faaliyetleri sona erdirmesi beklenmiyor.
İran’dan Kürtlere yönelik baskı ve tehditler
Savaşın ilk günlerinde İran istihbaratı, ülkenin Kürt vatandaşlarına kısa mesajlar göndererek ABD ve İsrail tarafından yönlendirilen unsurlarla iş birliği yapmamaları konusunda uyarıda bulundu.
Daha sonra gönderilen mesajlarda ise yabancı internet sitelerine erişen Kürtlere yönelik tehditler yer aldı.
Mart ayı sonlarına doğru, sinyal tarayıcılarla donatılmış resmi araçların sokaklarda dolaşarak yasa dışı uydu bağlantılarını tespit etmeye çalıştığı bildirildi. Kürt nüfusun yoğun olduğu kentlerde yürütülen bu dijital takip faaliyetlerini, Devrim Muhafızları’nın ev baskınları izledi.
Irak üzerindeki baskılar arttı
Komşu Irak’ta ise İslam Devrim Muhafızları Ordusu, özerk Kürt yönetimi üzerinde baskı kurmaya başladı. Kendi ordusuna sahip olan ve İranlı Kürt militanlara ev sahipliği yapan bölgesel yönetime yapılan telefon görüşmesinde, sınırdaki Kürt birliklerinin bir saat içinde geri çekilmemesi halinde saldırı tehdidinde bulunulduğu, iki Kürt yetkili tarafından aktarıldı.
Iraklı Kürtler sınırdan çekildiklerini ve savaşa dahil olmak istemediklerini açıklasa da İran’ın insansız hava araçlarıyla düzenlediği saldırılarda can kayıpları yaşandı. Aynı dönemde Devrim Muhafızları’na ait İHA ve füzelerin Irak’taki İranlı Kürt militanları hedef aldığı, en az beş kişinin öldüğü ve güvenli olduğu düşünülen bazı üslerin imha edildiği belirtildi.
Farklı hedefler
Reuters, Irak’ın Kürt özerk bölgesinde sekiz hafta boyunca sahada araştırma yaparak sürgündeki İranlı Kürt militanlar ve üst düzey Iraklı yetkililerle görüştü; ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını ve İran’ın Kürtlere karşı düzenlediği operasyonları analiz etti. Ayrıca İran’daki Kürt nüfusun yoğun olduğu bölgelerde yaşayanlarla telefon üzerinden temas kurdu.
Savaşın tarafları farklı hedef ve deneyimlere sahipti. Irak’taki sürgün İranlı Kürt savaşçılar Tahran’daki yönetimi devirmeyi amaçlarken, Iraklı Kürtler istikrarı ve mevcut özerkliklerini korumaya odaklandı. İran içindeki birçok Kürt ise yalnızca tutuklanmaktan kaçınmaya çalıştı.
İran, Kürtleri şu ana kadar engellemeyi başardı
Ateşkes ilanına kadar geçen süreçte İran, Irak’taki Kürt güçlerin savaşa katılmasını engellemeyi başardı. Bu kapsamda muhbir ağları kullanıldığı ve Irak’taki İranlı Kürtlere ait ofis ve yerleşkelerin hassas saldırılarla hedef alındığı belirtildi. En son saldırının pazartesi günü gerçekleştiği aktarıldı. Iraklı Kürt yetkililer, kendilerine yönelik saldırıların büyük bölümünün Irak içindeki İran destekli milislerden geldiğini ifade etti.
İran tarafında ise sınır hattına takviye birlikler sevk edildiği bildirildi. Bölgedeki yerel kaynaklar, İslam Devrim Muhafızları Ordusu’nun olası bir ayaklanmayı önlemek için otobüslerle asker gönderdiğini aktardı.
Irak’taki İranlı Kürt komutanlardan Amir Karimi, Reuters’a yaptığı açıklamada, Devrim Muhafızları’nın ormanlara, camilere, okullara ve hatta bir hastaneye kadar konuşlandığına dair istihbarat aldıklarını söyledi. Ayrıca bir Devrim Muhafızları komutanının 22 Mart’ta bölgeye açık bir ziyaret gerçekleştirdiği belirtildi.
Mart ayı sonunda konuşan Karimi, ABD’nin bölgede nasıl bir strateji izlediğinin o dönemde kendisi için net olmadığını ifade etti.
İran’da özerklik talebi
İran nüfusunun yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan Kürtlerin önemli bir bölümü ise kuzey Irak’taki Kürt bölgesine sığınmış durumda. Irak’ta, Suriye’de olduğu gibi, Kürtler uzun yıllar boyunca ABD ile ittifak kurdu. Ancak bu iş birliğine rağmen bağımsız bir devlet kurma umutları defalarca boşa çıktı. Bağdat’taki merkezi hükümetten özerk şekilde yönetilen Irak Kürt Bölgesel Yönetimi, mevcut statüsünü korumayı hedefliyor. İran’daki yönetimi devirmeyi amaçlayan bazı Kürt gruplar ise yıllardır komşu Irak’ta sığınmış durumda.
İran’daki birçok Kürt de özerklik talep ediyor ve bu nedenle sık sık devlet baskısına maruz kalıyor. Savaş sürecinde bu gruplar, ABD ve İsrail için İran içindeki en olası askeri müttefikler olarak değerlendirildi.
Irak’ın kuzeyindeki Penjwen yakınlarında, İran sınırına yakın bir bölgede konuşlanan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) eş başkanı Amir Karimi, faaliyetlerini bir tünel kompleksinden yürüttüklerini belirtti.
Irak’a en az 388 füze saldırısı
Reuters’ın, çatışma verilerini izleyen ACLED verilerine dayandırdığı analizine göre, savaşın başlangıcından mart ayı sonuna kadar İran ve müttefikleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne en az 388 füze ve insansız hava aracı saldırısı düzenledi. Bu saldırıların yaklaşık yarısı Kürt siyasi grupları ve silahlı unsurları hedef aldı. Aynı dönemde ABD ve İsrail’in ortak saldırılarının, İran’ın kuzeybatısındaki Kürt yoğunluklu bölgelere 140 kez isabet ettiği belirtildi.
Söz konusu verilerin, yerel ve uluslararası kaynakların doğruladığı saldırılara dayanan temkinli bir hesaplama olduğu ifade edildi.
İsrail hükümeti, Kürt güçlere yönelik planlarına ilişkin resmi bir açıklama yapmazken, savaşın ilk gününde Başbakan Benjamin Netanyahu İran halkına ayaklanma çağrısında bulundu. Netanyahu, “İran halkı: Farslar, Kürtler, Azeriler, Abhazlar ve Beluçlar… Bu sizin zamanınız. Birlik olun, rejimi devrin ve geleceğinizi güvence altına alın” ifadelerini kullandı.
Beyaz Saray ve İsrail hükümeti Kürtlerle ilgili planlara dair soruları yanıtsız bırakırken, ABD Merkez Komutanlığı da yorum yapmayı reddetti. İran yönetimi ise Kürt bölgelerindeki uygulamalarına ve Irak’taki saldırılarına ilişkin sorulara yanıt vermedi.
Ateşkes öncesinde Irak Kürt Bölgesel Yönetimi savaşa dahil olma niyetinde olmadığını açıkça ortaya koydu.
Açıklamada, “Hiçbir koşulda Kürdistan Bölgesi topraklarının komşu ülkelere yönelik saldırı, tehdit veya düşmanca eylemler için kullanılmasına izin verilmeyecek” denildi.
Sınırın iki tarafında bombardıman
İran ve müttefiklerinin saldırılarının süreklilik gösterdiği, yalnızca 19 Mart’ta Kürt gruplara yönelik 20’den fazla füze ve İHA saldırısı gerçekleştirildiği ifade edildi.
Buna karşın, Reuters’a ateşkes öncesinde konuşan İranlı Kürt savaşçılar, uygun koşullar oluştuğunda yeniden İran’ın kuzeybatısına ilerlemeye hazır olduklarını söyledi. Bu süreçte bazı militanların sınır hattındaki dağlık bölgelerde kazılan tünellerde konuşlandığı aktarıldı.
Kürtler hazırlanırken İran baskıyı artırdı
İranlı Kürt milislerden birinin komutanı olan Rebaz Sharifi, kış aylarının ilk bölümünü Irak’ın kuzeyinde bataklık bir yamaçta geçirerek genç savaşçıları eğitti ve İran’ın kuzeybatısında muhbir, aktivist ve kaçakçılardan oluşan bir ağ kurmaya çalıştı.
Sharifi’nin lider kadrosunda yer aldığı Kürdistan Özgürlük Partisi (PAK), Irak’ta konuşlu ve İran yönetimini devirmeyi hedefleyen Kürt gruplardan biri. Bu grupların toplamda birkaç bin savaşçıya sahip olduğu belirtiliyor. 38 yaşındaki Sharifi, 22 yıldır Irak’ta sürgünde yaşıyor ve özellikle Ocak ayında kitlesel protestolarla zirveye çıkan iç muhalefetin artmasından cesaret aldığını ifade ediyor.
Şubat ayında, savaş başlamadan önce Reuters’a konuşan Sharifi, “Eskiden savaşçı bulmak için biz arardık, şimdi onlar bize geliyor” dedi. Sharifi, savaş öncesinde PAK’ın Irak’a geçirilen her savaşçı için kaçakçılara ve İran sınır muhafızlarına yaklaşık 300 dolar ödediğini de aktardı.
“Trump, İran’ı hafife aldı”
ABD ve İsrail’in geçen yıl haziranda İran’a yönelik hava saldırılarının ardından Donald Trump’ın askeri müdahaleye açık yaklaşımı ve İran içinde ayaklanma çağrıları da Sharifi’yi umutlandırdı. Ancak buna rağmen Washington’un İran yönetiminin gücünü hafife aldığı görüşünde.
Sharifi, grubunun daha önce de İran tarafından sınır ötesi saldırılara maruz kaldığını, geçen yıl temmuz ayında ve ocak ayındaki protestolar sırasında füze ve İHA saldırılarıyla hedef alındıklarını söyledi. “Trump İranlılara kurumlarını ele geçirmeleri çağrısı yaptığında herkes rejimin zayıfladığını düşündü. Oysa İran’ın öldürmeye hazır büyük güçleri var” dedi.
İsrail’in de ocak ayında ayaklanmayı teşvik eden açıklamalar yaptığını hatırlatan Sharifi, “Mossad’ın İran sokaklarında olduğu ve yardım etmeye hazır olduğu yönündeki mesajlarına rağmen sahada bunun bir karşılığını görmedik” ifadelerini kullandı.
Öte yandan Trump’ın, ABD’nin Kürtler üzerinden İran’daki protestoculara silah ulaştırdığı yönündeki açıklamaları da belirsizliği artırdı. Trump, Fox News’e verdiği röportajda “Silahları Kürtler üzerinden gönderdik, ama sanırım Kürtler silahları aldı” dedi. Ancak en büyük iki Kürt grubun komutanları, Reuters’a yaptıkları açıklamada ABD’den herhangi bir silah almadıklarını belirtti.
Exeter Üniversitesi Orta Doğu siyaseti profesörü Gareth Stansfield ise Kürt savaşçıların sayıca sınırlı olduğunu ve tek başlarına geniş bir alanı kontrol edemeyeceklerini söyledi. Buna karşın, dış destekle İran içinde belirli bölgelerde tutunabileceklerini ve bunun daha geniş bir muhalefet hareketini tetikleyebilecek “kartopu etkisi” yaratabileceğini ifade etti.
ABD’den sinyaller, İran’dan saldırılar
Savaşın ilk gününde ABD ve İsrail’in İran kentlerini hedef alan hava saldırıları sürerken, Kürt milis komutanı Rebaz Sharifi Reuters’a gönderdiği mesajda “İran’a gideceğiz” dedi. Ancak kısa süre sonra bunun için henüz erken olduğunu belirterek, ABD saldırılarının etkisinin ve planın netleşmesi gerektiğini ifade etti. Sharifi, ne o gün ne de haftalar sonra ABD-İsrail planına dair somut bir bilgiye ulaşamadıklarını söyledi.
Aynı gün Washington’dan Donald Trump’ın, Irak Kürt bölgesinde etkili siyasi liderlerden Mesud Barzani ile telefon görüşmesi yaptığı belirtildi. Görüşmeye dair bilgi sahibi kaynaklara göre Trump, Irak Kürt güçlerini öven ifadeler kullanarak destek arayışında bulundu.
Görüşmeden haberdar iki Iraklı Kürt yetkili ve bir ABD’li yetkiliye göre Barzani, çatışmaya dahil olmak istemediklerini açıkça iletti. Trump’ın doğrudan bir talepte bulunup bulunmadığı ya da bu tutuma nasıl yanıt verdiği ise netlik kazanmadı. Yetkililer, Irak Kürtlerinin İran’a yönelik olası bir saldırının bedelini ağır ödeyebileceği endişesi taşıdığını ifade etti.
İran Kürt Bölgesi’nde ise devlet televizyonu üzerinden halka, Kürt “paralı askerlerle” ya da ABD ve İsrail’le iş birliği yapmamaları yönünde uyarılar yapıldı.
Savaşın ilk günlerinde ABD ve İsrail güçleri, İran’ın Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerde en az 20 hava saldırısı düzenledi. Reuters’ın ACLED verilerine dayandırdığı analizine göre, bu saldırılar İslam Devrim Muhafızları Ordusu karargâhları, polis merkezleri, sınır karakolları ve diğer güvenlik noktalarını hedef aldı. Saldırıların, İran’ın bölgedeki kontrolünü zayıflatmayı amaçladığı değerlendirildi.
İran’ın Kürt nüfusunun yoğun olduğu Sanandaj kentinin de 5 Mart’ta ABD-İsrail saldırılarında hedef alındığı bildirildi.
Savaşın üçüncü gününde Sharifi, “Henüz çok erken” mesajını paylaştı.
Bu süreçte ABD, İsrail, Irak ve İranlı Kürt gruplar arasında, Kürtlerin İran’a yönelik olası bir saldırısının ne kadar yakın olduğu, kimlerin dahil olacağı ve CIA ile İsrail’in bu gruplara ne ölçüde destek verdiği konusunda farklı değerlendirmeler yapıldı.
“İran’a geçişler engellenmeye çalışıldı”
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ise dördüncü gün sınır hattına asker sevk ederek, Irak’tan İran’a geçiş yapılmasını engellemeye çalıştı. Bu adım, Kürt yetkililere göre olası bir tırmanmanın önüne geçmek amacıyla atıldı.
İran’daki İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC), Irak Kürt yönetimine kısa sürede net bir mesaj iletti: Bir saat içinde geri çekilmezlerse füze saldırıları başlayacaktı.
O gün yaşananlara doğrudan tanıklık eden kaynaklara göre, Irak Kürt yönetimi bu tehdide itiraz ederek sınırdaki birliklerin İran’ı tehdit etmek için değil, sınır ötesi hareketleri engellemek amacıyla konuşlandırıldığını bildirdi.
Ancak iki Kürt kaynağa göre Devrim Muhafızları Ordusu bu açıklamayı dikkate almadı ve sınır hattında hiçbir silahlı varlığa izin verilmeyeceğini iletti. Bunun üzerine Iraklı Kürt güçler geri çekildi.
Ertesi sabah, Kürt milis komutanı Rebaz Sharifi Reuters’a gönderdiği mesajda, “İran balistik füzelerle bizi vurdu. Bir savaşçımız öldü, üç kişi yaralandı” ifadelerini kullandı. Saldırının oldukça hassas olduğu ve Sharifi’nin iki hafta önce Reuters’a konuştuğu, grubun ofis olarak kullandığı evin hedef alındığı belirtildi.
Söz konusu saldırı yalnızca Sharifi’nin grubuyla sınırlı kalmadı. Takip eden günlerde Irak’ın kuzeyindeki onlarca Kürt milis grubu da hedef alındı. Birkaç gün içinde düzenlenen saldırılarda farklı gruplardan en az beş savaşçının hayatını kaybettiği, küçük yerleşimlerde ve dağlık alanlarda gizli olduğu düşünülen üslerin hasar gördüğü bildirildi.
İranlı Kürt gruplardan İran Kürdistan Demokrat Partisi (PDKI) komutanı Karim Parwizi, “İranlılar üslerimizin yerini biliyordu. Hareketlerimizi takip eden muhbirleri var” dedi.
Parwizi, saldırıların başlamasının ardından Reuters ile görüştüğü sırada grubun yerleşkesinde bulunuyordu. İran saldırıları nedeniyle militanların ailelerinin güvenlik gerekçesiyle bölgeden tahliye edildiği, Parwizi’nin ise görüşme öncesinde, sırasında ve sonrasında kapalı alanda kalmayı tercih ettiği aktarıldı.
Trump ile İran arasında sıkışan Kürtler
İran’ın Iraklı Kürtlere yönelik tehditleri bununla sınırlı kalmadı. Konuya yakın iki ABD’li kaynak, İsrail’in bir süredir Irak’taki sürgün İranlı Kürt milislerle temas halinde olduğunu, ancak bu gruplara somut bir rol tanımlanmadığını söyledi. Reuters’a konuşan Kürt komutanlar da kendilerine iletilmiş net bir plan olmadığını ifade etti.
Savaşın altıncı gününde Donald Trump, İranlı Kürtlerin olası kara harekâtına ilişkin sorulara yanıt verirken bu ihtimali desteklediğini belirtti. Trump, “Bunu yapmak istemeleri harika olur, ben desteklerim” dedi ve Kürtlerin hedefinin “kazanmak” olması gerektiğini söyledi.
Aynı gün İran, Irak Kürt yönetimine doğrudan bir mesaj iletti. Üst düzey bir Iraklı Kürt yetkiliye göre, İran’dan gelen temsilci, komuta yapısının değiştiğini bildirdi. Buna göre Tahran’daki üst düzey komutanlar artık doğrudan emir vermeyebilir; sahadaki İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) unsurları ve Irak’taki müttefik milisler kendi inisiyatifleriyle hareket edebilecekti. Bu durum, olası bir saldırı halinde Tahran’a yapılacak itidal çağrılarının etkisiz kalabileceği anlamına geliyordu ve Kürt yetkililer açısından kırılganlığı artırdı.
Takip eden günlerde İran’ın saldırıları geniş bir alana yayıldı. Doğu Irak’ta CIA personelinin bulunduğu iddia edilen bir yerleşke hedef alındı; CIA konuya ilişkin yorum yapmadı. Süleymaniye’de eski bir Birleşmiş Milletler misafirhanesi vuruldu, Erbil’de ABD askerlerinin bulunduğu üsler ve Kürt güvenlik güçleri hedef alındı. 24 Mart’ta altı İran balistik füzesinin düzenlediği saldırıda altı Iraklı Kürt militanın öldüğü, 30 kişinin yaralandığı açıklandı.
Iraklı Kürt yetkililer, saldırıların büyük bölümünün IRGC destekli Iraklı milisler tarafından gerçekleştirildiğini ve bu yapıların sahada daha bağımsız hareket ettiğini belirtti. Kürt yetkililere göre kullanılan insansız hava araçlarının önemli kısmı Irak’ta üretilirken, bunların çoğu İran’ın daha eski Shahed model İHA’larıydı. Reuters muhabirleri de 18 Mart’taki saldırılar sırasında Erbil üzerinde bu tip İHA’ların uçtuğunu gözlemledi.
Türkiye devreye girdi
Bu süreçte Türkiye de devreye girdi. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ABD’li yetkililerle yaptığı görüşmelerde Kürt güçlerin sınır ötesi bir operasyona dahil olmasına karşı uyarıda bulundu. Fidan’ın, böyle bir senaryonun yalnızca İran’da değil Türkiye ve Suriye’de de yeni istikrarsızlıklara yol açabileceğini dile getirdiği belirtildi.
Savaşın sekizinci gününe gelindiğinde Trump’ın tutumunun değiştiği görüldü. Air Force One’da gazetecilere konuşan Trump, Kürtlerin İran’a yönelik bir cephe açması ihtimalini “gündemden çıkardığını” söyledi.
Bu gelişmenin ardından, üst düzey bir Kürt yetkiliye göre Süleymaniye’de bir gece boyunca saldırı yaşanmadı.
“Yine de öldürüleceğiz”
Donald Trump’ın tutum değiştirmesinden birkaç gün sonra Kürt milis komutanı Rebaz Sharifi, dağlardan ayrılarak kısa bir mola için zırhlı araçla Erbil’e gitti. Bir kafede otursa da uzun süre rahat edemedi. Telefonuna, savaşçılarının bir İHA tarafından hedef alındığına dair haber geldi; bu saldırı patlamayla sonuçlanmadı.
Sharifi, İran’a yönelik olası bir operasyon planlamak yerine, Nisan ayının ilk haftasında gerçekleşen iki saldırı da dahil olmak üzere hava bombardımanlarından kaçınmaya çalıştığını ve İran’daki neredeyse tamamen kesilen internet erişimini aşarak içeriden bilgi almaya uğraştığını söyledi.
İran’daki Kürt bölgelerinde İslam Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) varlığının artmasıyla sınırın fiilen kapandığını belirten Sharifi, kaçakçılara ve sınır muhafızlarına 500 dolar teklif edilmesine rağmen savaşçıların İran ile Irak arasında geçişinin neredeyse imkânsız hale geldiğini ifade etti.
Sharifi, savaş öncesinde İran içindeki aktivistlere Starlink cihazları ulaştırdıklarını ve bu kişiler aracılığıyla IRGC ile yerel güvenlik güçlerinin hareketlerine dair bilgi aldıklarını anlattı. Bazı durumlarda bu ağın, yaklaşan füze saldırıları konusunda son anda uyarı yaparak militanların siper almasını sağladığını söyledi.
Öte yandan, sınırın İran tarafında da güvenlik güçlerinin ağır kayıplar verdiği belirtildi. Sharifi, Karim Parwizi ve bölgedeki yerel kaynaklara göre, hava saldırılarında çok sayıda Devrim Muhafızları Ordusu ve polis noktası yok edildi. Bu durum, İranlı güvenlik güçlerinin yer değiştirmesine yol açtı; bazı birlikler dağlık alanlara çekilirken, bazıları hedef olmamak için araçlarında uyumak zorunda kaldı. Devrim Muhafızları Ordusu mensuplarının ailelerinin de evlerini terk ettiği aktarıldı.
Sürgündeki Kürt komutanlar, bu gelişmelerin İran yönetiminin zayıfladığına işaret ettiğini savunsa da, böyle bir yönetimin bile protestoculara karşı yeniden ölümcül güç kullanabileceğini ve bunun halkı harekete geçmekten alıkoyduğunu belirtti. İran’ın Baneh kenti yakınlarında yaşayan tanıklar ise 22 Mart’ta sınır hattına doğru ilerleyen, Devrim Muhafızları Ordusu mensuplarını taşıyan yaklaşık 50 otobüslük bir konvoy gördüklerini aktardı.
Kürt komutanlara göre İran içinde geniş çaplı bir ayaklanma olmadan bir kara harekâtı başlatmak büyük risk taşıyor. Bu nedenle Irak tarafında beklemeyi sürdüren gruplar, gelişmeleri izlemeye devam ediyor. Ateşkesin Sharifi açısından umut yaratmadığı görülüyor.
Sharifi, “Hâlâ İslam Cumhuriyeti’nin baskısı altındayız. ABD ile İran arasında bir anlaşma olsa bile yine öldürülecek, idam edileceğiz” dedi.

