ABD Başkanı Donald Trump, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in İran’ın ABD’yi “küçük düşürdüğü” yönündeki sözlerine tepki göstererek “Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünüyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor” dedi.
David E. Sanger / The New York Times
Donald Trump, Çarşamba akşamı yaptığı açıklamada, Almanya’daki Amerikan askerlerinin sayısının azaltılmasının “incelendiğini ve değerlendirildiğini” duyurdu. Bu açıklama, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in İran’ın ABD’yi “küçük düşürdüğü” yönündeki sözlerine bir yanıt olarak değerlendirildi.
Merz’in Alman öğrencilerle yaptığı görüşmede bu ifadeleri kullanmasından önce de ABD, Avrupa’daki asker sayısını gözden geçirebileceğinin sinyalini vermişti. Bu durum, Vladimir Putin liderliğindeki Rusya’nın, NATO’nun Estonya veya Letonya gibi daha küçük ve yeni üyelerini gerçekten savunup savunmayacağını test edebileceğine yönelik endişelerin sürdüğü bir döneme denk geliyor.
Almanya, yaklaşık 35 bin Amerikan askerine ev sahipliği yaparak ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığının merkezi konumunda bulunuyor. Aynı zamanda tıbbi tedavi, uçakların silahlandırılması ve bakımı ile Avrupa’daki Amerikan kuvvetlerinin karargâhı da burada yer alıyor. İtalya’da yaklaşık 12 bin, Birleşik Krallık’ta ise yaklaşık 10 bin Amerikan askeri bulunuyor.
Bu üç ülke, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik başlattığı “Dehşetli Öfke Operasyonu” kapsamında Orta Doğu’ya sevk edilen güçler ve hava unsurları için kritik geçiş noktaları olarak öne çıkıyor.
Zaten yoğun bir yük altında olduklarını belirten askeri yetkililer, Avrupa’daki büyük üslerde asker sayısının azaltılmasının ABD açısından riskler barındırdığına dikkat çekiyor. Ancak Trump açısından kararın, eski bir yatırım bankacısı olan ve kendisiyle ilişki geliştirmiş olmasına rağmen son dönemde savaşın “akılcı olmadığı ve muhtemelen yasa dışı olduğu” yönünde eleştirilerde bulunan Merz’e dair kişisel tutumuna bağlı olabileceği değerlendiriliyor.
Gerilim, Merz’in Batı Almanya’daki bir lise etkinliğinde yaptığı konuşmayla tırmandı. Merz burada, “Amerikalıların açıkça bir stratejisi yok” diyerek, “Bu tür çatışmalarda sorun, yalnızca müdahale etmek değil, aynı zamanda nasıl çıkılacağını da bilmektir. Bunu Afganistan’da 20 yıl boyunca çok acı şekilde gördük. Irak’ta da gördük” ifadelerini kullandı.
Merz ayrıca, “Bu durum en azından iyi düşünülmemiş görünüyor ve şu anda Amerikalıların nasıl bir stratejik çıkış planı izlediğini göremiyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Almanya, diğer müttefikler gibi, Donald Trump yönetiminin İran’a yönelik askeri müdahale kararına ilişkin değerlendirme sürecinin dışında bırakıldı. Berlin yönetimi, ne tek başına ne de NATO çatısı altında çatışmaya katılma konusunda istekli bir tutum sergiledi. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği’ni dengelemek amacıyla kurulan ittifaka yönelik bu mesafeli duruş, Trump’ın tepkisini çekti.
Trump, bu gelişmeler üzerine öfkeyle karşılık vererek ABD’nin NATO’daki rolünü yeniden değerlendirdiğini ima etti. Ancak ABD Başkanı’nın ittifaktan resmen çekilebilmesi için Kongre onayı gerekiyor.
Trump’ın en sert tepkisi, Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in açıklamalarına yönelik oldu. Merz’i İran’dan yana tavır almakla suçlayan Trump, sosyal medya paylaşımında, “Almanya Başbakanı Friedrich Merz, İran’ın nükleer silaha sahip olmasının sorun olmadığını düşünüyor. Ne hakkında konuştuğunu bilmiyor!” ifadelerini kullandı. Trump ayrıca, “Almanya’nın hem ekonomik hem de diğer alanlarda neden bu kadar kötü durumda olduğu şaşırtıcı değil” sözlerini ekledi.
Trump, Almanya’daki asker sayısına ilişkin incelemeyi kimin yürüttüğüne dair detay vermezken, kararın “kısa bir süre içinde” alınacağını belirtti. Ancak Trump’ın geçmişte benzer çıkışlar yaptıktan sonra bu tehditleri hayata geçirmediği de biliniyor. Nitekim Almanya’ya yönelik açıklamasından dakikalar sonra, görev süresi sona ermek üzere olan ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell’ı da hedef aldı.
Buna karşın Trump’ın NATO’ya yönelik öfkesi ve özellikle Merz’e odaklanan sert söylemi, Washington yönetiminin memnuniyetsizliğini gösterecek somut bir adım atılabileceği ihtimalini güçlendiriyor.

