1. Haberler
  2. Dünya
  3. New York Times | Fransa Bisiklet Turu’nda her yıl aynı aile kazanıyor

New York Times | Fransa Bisiklet Turu’nda her yıl aynı aile kazanıyor

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

The New York Times, Fransa Bisiklet Turu’nun arkasındaki dev ekonomiyi mercek altına aldı. Organizasyonun sahibi Amaury ailesi, milyarlarca dolarlık teklifleri geri çevirirken yıllık 170 milyon doları aşan yayın gelirinden takımlara pay vermiyor

David Segal / The New York Times

Temmuz ortasında etkili olan sıcak hava dalgası sırasında, Fransa’nın güneybatısındaki tarihi Périgueux kasabasının sokakları Fransa Bisiklet Turu’nun sekizinci etabının başlamasına iki saat kala seyircilerle dolmuştu. Ancak onlar, yarışı önde götüren bisikletçileri görebilmek için gelmemişti.

Küçük sucuk paketlerini kapmak için gelmişlerdi.

Cips paketleri de vardı. Makarna, jelibon ve kahve numuneleri, çoraplar, puantiyeli şapkalar, fırın eldivenleri, bez çantalar, anahtarlıklar, bandanalar ve peynirler de… Bunların tamamı ve daha fazlası, La Caravane Publicitaire, yani Reklam Kervanı olarak bilinen coşkulu araç konvoyundaki tanıtım ekipleri tarafından her gün kalabalığa fırlatılıyor.

Özel olarak tasarlanmış 170 otomobil ve gösteri aracından oluşan geçit töreni, Fransa Bisiklet Turu’nun her etabından önce ilerliyor ve yaklaşık 10 kilometre boyunca uzanıyor. Korna çalan, reklam müzikleri yayımlayan ve sirenlerini öttüren bu sıra dışı araçların çoğunun üzerinde, tanıtımını yaptıkları ürünlerin fiberglastan üretilmiş dev modelleri bulunuyor. Bunlar arasında gazlı içecekler, şekerlemeler ve bir parça çiğ hamburger eti bile var. Üç haftalık tur boyunca kalabalığa 18 milyon ücretsiz ürün fırlatılacak.

Değişime direnen bir aile şirketi

Bu keyifli ve gösterişli organizasyon, Fransa Bisiklet Turu’nun sahibi Amaury Sport Organisation için gürültülü bir para makinesi. 1930’dan bu yana sevilen bir gelenek olan kervan, aslında çok daha tutucu bir şirketin çılgın dış yüzü.

Merkezi Paris’te bulunan ASO, bir aile tarafından yönetilen özel bir şirket ve değişime son derece dirençli.

Son yıllarda neredeyse bütün spor dallarındaki ligler ve önde gelen organizasyonlar, büyük servetler yaratacak biçimde büyüdü. Kısa süre önce tamamlanan Dünya Kupası’nın, 2022’deki turnuvanın iki katı olan 13 milyar dolar gelir sağlaması bekleniyor.

Ancak 80’li yaşlarının ortalarındaki aile reisi Marie-Odile Amaury ile çocukları Jean-Etienne ve Aurore, bunların hiçbirini istemiyor.

Pek çok kişi onları fikirlerini değiştirmeye çağırdı. Silikon Vadisi milyarderleri, Avrupalı girişimciler ve son olarak Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu, Amaury ailesine çeşitli teklifler sundu. Bazıları Fransa Bisiklet Turu’nun tamamını ya da bir bölümünü çok büyük meblağlar karşılığında satın almak istedi.

Suudiler gibi bazılarıysa turu, çeşitli yarışları birbirine bağlayarak aylar süren bir sezon oluşturacak yeni bir ligin en değerli parçası haline getirmeyi amaçladı.
Teklifte bulunanların tamamı aynı yanıtı aldı: “Non.” Yani hayır.

Reklam Alanı

Bu tavizsiz yaklaşım, Fransa’nın kültürel mirasını korumak isteyenler arasında pek çok destekçiye sahip. Ancak Amaury ailesinin sporun büyümesini engellediğini ve uzun vadede bisiklet yarışlarını önemsizliğe mahkûm edebileceğini söyleyen profesyoneller de dahil olmak üzere azımsanmayacak sayıda eleştirmeni de var.

170 milyon dolarlık gelir paylaşılmıyor

Aile, yılda 170 milyon doların üzerinde olduğu bildirilen televizyon yayın hakları gelirinin hiçbir bölümünü paylaşmıyor. Bu durum, sporu taraftar kitlesini genişletmek için kullanılabilecek sermayeden yoksun bırakıyor ve bisiklet yarışlarını kırılgan bir konuma sürüklüyor. Takım kurmanın devasa maliyeti her zaman varlıklı destekçilerin omuzlarına yüklenmiş durumda. Onlar da esasen üst düzey bir marka tanıtımı çalışması olan bu işe ilgilerini kaybettiklerinde çekip gidiyor.

Amaury ailesi, elde edilen geliri paylaşmayı tartışmaya bile yanaşmıyor. Fransa Bisiklet Turu’ndaki 23 takımdan biri olan EF Pro Cycling’in CEO’su Jonathan Vaughters da bunu on yıl önce öğrendi. Bir kokteylde konuyu ASO yöneticilerine açtı.

Vaughters, “Onlara, ‘Şu anda kazandığınızdan bize de bir pay vermenizi istiyoruz’ bile demedim. Daha çok, ‘Pastayı herkes için büyütmenin bir yolunu bulalım’ gibi bir şey söyledim” diye anlattı. “Buna rağmen aldığım yanıt şuydu: ‘Hayır, pastanın büyüklüğünden de bizim payımızdan da memnunuz.’”

Amaury ailesi paylaşmıyor, çünkü paylaşmak zorunda değil. Medyayla konuşmak zorunda da değiller. Nitekim röportaj talebini geri çevirdiler. Şirketleri, benzeri olmayan bir gelir modeli sayesinde spor üzerinde tekelci bir hâkimiyet kurmuş durumda.

Güzergâhı her yıl değişen yaklaşık 3 bin 200 kilometrelik turun duraklarından biri olmak için yılda yaklaşık 300 şehir başvuruyor. Seçilen şehirler bu ayrıcalık karşılığında ASO’ya yaklaşık 160 bin dolar ödüyor. Yerel yönetimler ve Fransız hükümeti de yolların kapatılması ile yaklaşık 28 bin polis ve itfaiyecinin görevlendirilmesinden doğan maliyetlerin karşılanmasına yardımcı oluyor.

Ev sahibi şehirler için dev bir turizm reklamı

Şehirler bunun karşılığında turizm tarihinin belki de en büyük reklamına kavuşuyor. Fransa Bisiklet Turu’nun televizyon yayınlarında, bisikletçilerin muhteşem manzaralar ve kartpostalları andıran kasabalar arasından saatler boyunca pedal çevirmesi izleniyor. Ortaya, 190 ülkede yayımlanan ve dünya genelinde canlı olarak 1 milyar saat izlenen uzun bir tanıtım filmi çıkıyor. Bu ilginin ev sahibi şehirlere sağladığı toplam kazancın 900 milyon dolar olduğu tahmin ediliyor.

ASO yöneticileri, Fransız değerlerinin tanıtılmasının turu eşsiz kılan unsurlardan yalnızca biri olduğunu söylüyor. Şirketin genel direktörü Christian Prudhomme, turu “ulusal bir anıt” olarak nitelendirdi.

Aurillac’ta düzenlenen 10’uncu etabın başlangıcında bir tercüman aracılığıyla konuşan Prudhomme, “Bu, insanları bir araya getiren ve birleştiren bir dönem. Çocukları, yaşlıları, kadınları, erkekleri, Fransızları ve yabancıları, toplumsal sınıfı ne olursa olsun herkesi bir araya getiriyor” dedi.

Fransa Bisiklet Turu’nda kâr ile miras yan yana duruyor. Takımlar, yıllık maliyeti 30 milyon ila 60 milyon dolar arasında değişen sponsorluklarla finanse ediliyor.

Sponsorlar üç kategoriye ayrılıyor: İngiliz milyarder Jim Ratcliffe gibi çok zengin destekçiler, Alman süpermarket zinciri Lidl gibi şirketler ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi imajlarını güçlendirmek isteyen ülkeler.

Sponsorlar, her takımın yarışa çıkardığı sekiz bisikletçinin masraflarını karşılıyor. Yıldızlar çok daha fazla kazansa da ortalama bisikletçi maaşı yaklaşık 440 bin dolar. Destek ekipleri ise 30 veya daha fazla kişiden oluşuyor.

Sponsorlar bunun karşılığında, değerinin on milyonlarca doları bulduğu tahmin edilen bir medya görünürlüğü elde ediyor.

Takımlar ASO’dan yalnızca 63 bin dolar alıyor

Takımlar birbirinden bağımsız şirketlerden oluşuyor ve kolayca fikir değiştirebilen sponsorlardan para bulabilmek için sürekli çabalıyor. Yarışı izlemek ücretsiz olduğu için hiç kimse bilet geliri elde etmiyor. Takımlar, kendi markalarını taşıyan ürünlerin satışından yalnızca mütevazı meblağlar kazanıyor.

Peki ASO’dan ne alıyorlar? Yaklaşık 63 bin dolar.

Pinarello-Q36.5 Pro Cycling Team’in kurucusu ve genel menajeri Doug Ryder, “Biz filmin oyuncularıyız ama gişeden hiçbir şey almıyoruz” dedi. “Başka hiçbir sporda böyle bir şey yaşanmıyor.”

ASO’nun da masrafları var ancak şirketin bir sözcüsü rakamları açıklamadı. Şirket çalışanları televizyon prodüksiyonunu, emniyet ve güvenliği, ayrıca başlangıç ve bitiş noktalarının kurulup kaldırılmasını gerektiren karmaşık lojistik süreci yönetiyor. Birincilik ödülü olan 500 bin euroyu, yani yaklaşık 570 bin doları da ASO karşılıyor.

Şirketin Fransa Bisiklet Turu’ndan elde ettiği gelir, televizyon yayın haklarının satışıyla sınırlı değil. Sponsorlar, isimlerinin metal bariyerlerin üzerinde yer alması için de para ödüyor.

İspanya’nın Barcelona kenti bu yıl, turun açılış etabı olan Grand Départ’a ev sahipliği yapma hakkı için tahminen 11,5 milyon dolar ödedi.

Bisiklet yarışları üzerine hazırlanan “Stanley St. Social” adlı podcast’in ortak sunucusu Alex Clements, “Bu organizasyonun bütün kazancı, elde edilen tüm kâr ASO’ya gidiyor. Hiçbir şey takımlara yeniden yatırılmıyor” dedi.

Modern lig girişimleri sonuçsuz kaldı

Belçikalı spor girişimcisi Wouter Vandenhaute, 2000’li yılların sonunda bir özel sermaye şirketiyle güçlerini birleştirerek tam sezonlu, modernleştirilmiş bir bisiklet ligi kurulmasını ve Fransa Bisiklet Turu’nun bu ligin Super Bowl’u olmasını önerdi. Ancak fikir hiçbir yere varmadı.

Vandenhaute, “Le Fric: Family, Power and Money: The Business of the Tour de France” adlı kitabın yazarı Alex Duff’a, “Her türlü ilerlemeyi durduran, Fransızların muhafazakârlık kültürüydü” dedi.

Duff, kitabı için Jean-Etienne Amaury ile nadir röportajlardan birini yaptı. Amaury, ailesinin geri çevirdiği ve Silikon Vadisi’ndeki bir grup milyarder tarafından sunulduğu iddia edilen tekliflerden biri üzerine düşüncelerini paylaştı.

“Amerikalılar her şeyin satılık olduğunu düşünüyor” dedi.

Duff konuyu inceledikçe, ailenin temel motivasyonunun para olmadığına daha fazla inanmaya başladı.

“Kendilerini öncelikle yarışın koruyucuları olarak görüyorlar” ifadelerini kullanan Duff, “Bence yabancı biri gelip işleri farklı biçimde yapmaya çalışırsa pek çok Fransızın mirasını kaybetmekten endişe duyacağını da biliyorlar” dedi.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.