İran savaşı küresel çapta petrol fiyatlarını yükseltirken Avrupa yeniden enerji güvenliği sorunuyla karşı karşıya. Rus gazından sonra Norveç umut olarak görülüyor. Ancak Arktik’te sondaj tartışmaları ve savaş sırasında artan petrol gelirleri Oslo için ciddi bir ahlaki ve politik ikilem yaratıyor
Lynsey Chutel / New York Times
Avrupa, 2022’de Rusya Ukrayna’yı işgal ettiğinde soğuk bir kış ve ani bir enerji kriziyle karşı karşıya kaldı ve ucuz Rus enerjisine bağımlılığından kurtulmaya çalışırken çaresizce Norveç’e yöneldi.
Şimdi ise İran’daki savaş küresel petrol arzını tehdit ediyor ve bu tehdit fiyatları hızla yükseltti. Savaş hızlı bir şekilde sona erse bile, bunun etkileri kalıcı olabilir.
Bu kriz, Avrupa’nın enerji kırılganlığını bir kez daha ortaya çıkardı ve Norveç’in Avrupa’nın içinden gelen güvenilir ve dost bir enerji kaynağı olarak rolünü genişletip genişletemeyeceği sorusunu gündeme getirdi.
Ancak bu göründüğü kadar kolay değil.
İlk olarak Norveçliler, üretimi artırmak için iklim değişikliğine karşı hassas olan Arktik bölgesinde daha fazla sondaj yapılması gerektiğini söylüyor.
İkinci olarak ise Norveç’te, ülkenin uluslararası bir barış arabulucusu imajını sürdürürken savaşlardan kâr elde etmeye devam etmesi nedeniyle artan bir rahatsızlık oluşuyor.
Kırılgan bir cephe
Norveç, Batı Avrupa’nın açık ara en büyük petrol üreticisi ve petrolünün yüzde 95’ini, gazının ise neredeyse tamamını Avrupa Birliği ve Britanya’ya ihraç ediyor.
Şu anda Avrupa, petrolünün yüzde 30’unu Norveç’ten alıyor.
Günde 2 milyon varil petrol üretimiyle Rusya, Suudi Arabistan ya da ABD gibi ülkelerle rekabet edecek durumda değil ve küresel petrol üreticileri arasında 12. sırada yer alıyor.
Ancak Norveç’in başka avantajları var.
Norveç Enerji Bakanlığı’nda devlet sekreteri olan Snorre Skjevrak, “Bizim ürünümüz petrol ve gaz değil. İstikrar, güvenilirlik ve uzun vadeli bir perspektif sunuyoruz” şeklinde konuştu.
Norveç’in platformları zaten maksimum kapasitede üretim yapıyor. Norveç petrol şirketleri, rezervlerinin büyük kısmının bulunduğu Arktik’te faaliyetlerini genişletmek istiyor.
Ancak çevre grupları, iklim değişikliği nedeniyle giderek daha kırılgan hale gelen bir bölgede sondaj yapılmasından endişe ediyor.
Ayrıca dünyanın en bakir ve ulaşılması en zor bölgelerinden birinde yaşanabilecek bir kazanın risklerinden de kaygı duyuyorlar.
Norveç’in en büyük şirketinde çoğunluk hissesi bulunan hükümet ise arama faaliyetlerinin çevresel açıdan güvenli olduğunu söylüyor.
Skjevrak, “Sizin Arktik dediğiniz yere biz Norveç diyoruz. Bizim için uzak bir yer değil” ifadelerini kullandı.
Norveç paradoksu
Birçok Norveçli için savaşlardan kâr elde edildiği algısı, ülkenin kendisini uluslararası bir barış arabulucusu ve Nobel Barış Ödülü’nün ev sahibi olarak görmesiyle pek örtüşmüyor.
Norveç, İran’da savaşın Şubat ayında başlamasından bu yana fazladan 5 milyar dolar kazandı ve ekonomistler bu rakamın daha da artmasını bekliyor. Oslo’da petrol fiyatları yükselirken borsa rekor seviyeye ulaştı ve Norveç petrol şirketlerinin hisseleri hızla değer kazandı.
Nordea bankasında yatırım direktörü olan Robert Naess, “1989’dan bu yana Norveç için en iyi ilk çeyrek” dedi.
Naess’e göre Norveç şu anda petrol ve gazdan günde 185 milyon dolar (yaklaşık 1,8 milyar Norveç kronu) ek gelir elde ediyor. Basra Körfezi’ndeki istikrarsızlık devam ederse Norveç’in 6 milyar dolar daha kazanabileceğini tahmin ediyor.
Ukrayna savaşının başlamasından iki yıl sonra, 2024’te Norveç hükümeti ülkenin enerji sektörünün 100 milyon dolardan fazla ek gelir elde ettiğini açıkladı.
Hükümet bu rakamları ancak muhalefetteki Yeşiller Partisi şeffaflık talep ettikten sonra açıkladı. Tepki ise anında geldi.
Norveç’in ulusal medya kuruluşu NRK için ekonomi köşesi yazan Cecilie Langum Becker, “Ukrayna savaşı başladığında ülke olarak imajımız ciddi anlamda darbe aldı” dedi.
Bu kez Norveçli liderler eleştirileri önceden engellemeye çalıştı. Norveç maliye bakanı ve eski NATO genel sekreteri Jens Stoltenberg, Norveçlilere savaş sırasında büyük servetler kazanılmasının bir “paradoks” olduğunu kabul etmeleri gerektiğini, ancak Norveç’in yine de “barıştan en çok fayda sağlayan ülke” olduğunu söyledi.
Ancak bu açıklamalar ahlaki soruları bastırmaya yetmedi.
Langum Becker, “Acı gerçek şu ki dünya yanarken para devlet bütçemize akıyor” dedi.
Cazip bir alternatif
Norveç’in kendi petrolüne ihtiyacı yok çünkü elektriğinin yüzde 98’i yenilenebilir enerjiden geliyor ve ülke elektrikli araç kullanımında dünyanın liderlerinden biri.
Ancak yine de petrol satmayı mümkün olduğunca uzun süre sürdürmek istiyor.
Norveç kıta sahanlığındaki üretimin 2030’lu yıllarda doğal olarak düşmesi bekleniyor, bu nedenle Norveç yeni seçenekler aramaya devam edeceğini söylüyor.
Mart ayında Norveç’in en büyük petrol şirketi Equinor, Brezilya açıklarında doğal gaz aramalarına başladığını açıkladı. Geçen yıl Equinor, Kuzey Kutup Dairesi’ndeki en kuzeydeki platformlarının petrol üretimine başladığını duyurmuştu.
Savaş kaynaklı petrol gelirleri üzerine yapılan tartışmalara rağmen Norveç’te petrol sektörüne yönelik kamuoyu algısı değişmeye başlıyor. Langum Becker’a göre artık bu sektörde çalışmak utanç verici görülmüyor. Sadece birkaç yıl önce enerji yöneticileri çocuklarının baskısı nedeniyle işlerini bırakıyordu.
Analistler İran’daki savaşın algıları değiştirdiğini söylüyor. Danışmanlık şirketi Bernstein’da küresel petrol hizmetleri bölümünün başında bulunan Guillaume Delaby, “Bu çatışma hangi yönde giderse gitsin, Orta Doğu’nun artık güvenli bir petrol piyasası olarak görülmemesi muhtemel” dedi.
Ve görünen o ki Norveç cazip bir alternatif olarak kalacak.

