Helenik Amerikan Liderlik Konseyi (HALC), ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına karşı açık bir tutum almasını istedi
AB, mutabakatı “hükümsüz ve geçersiz” olarak nitelendiriyor
HALC, Washington’ın tutumunu Avrupa Birliği’nin yaklaşımıyla karşılaştırdı. AB, 27 üye ülkenin tamamının desteğiyle çarşamba günü yaptığı açıklamada, mutabakatın üçüncü ülkelerin egemenlik haklarını ihlal ettiğini ve deniz hukuku ile bağdaşmadığını yineledi.
Birlik, anlaşmanın “hükümsüz ve geçersiz olduğunu ve üçüncü devletler açısından herhangi bir hukuki sonuç doğuramayacağını” belirtti.
Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında yer alan Mısır ve İsrail de anlaşmayı reddetti.
HALC’nin Rubio’ya gönderdiği mektupta, “Washington hukuki meseleyi ele almaktan kaçınırsa Ankara ve Trablus bu sessizliği yasa dışı ve revizyonist eylemlerinin örtülü biçimde kabul edilmesi olarak değerlendirecektir” uyarısına yer verildi.
HALC’den ABD’ye dört maddelik çağrı
Mektupta HALC’nin Rubio ve Dışişleri Bakanlığından atmasını istediği dört somut adım sıralandı. Kuruluş, Washington’ın Yunanistan’a genel destek açıklamalarıyla yetinmeyerek ABD politikasını daha açık biçimde ortaya koymasını talep etti.
HALC’nin ilk talebi, ABD Dışişleri Bakanlığının mutabakatın Yunanistan da dahil olmak üzere üçüncü ülkeler açısından hukuki haklar veya yükümlülükler doğuramayacağını kamuoyu önünde açıklaması oldu.
İkinci olarak kuruluş, Washington’ın Yunanistan’ın uluslararası hukuk kapsamındaki egemenlik haklarını, adalarının oluşturduğu deniz yetki alanları da dahil olmak üzere, açıkça teyit etmesini istedi.
Üçüncü talep, Ankara ve Trablus’a deniz yetki alanı konusunda ABD şirketlerinin hukuka uygun arama ve keşif faaliyetlerine müdahale etmesine izin verilmeyeceğinin net biçimde bildirilmesi oldu.
Dördüncü olarak HALC, Washington’ın Avrupa Birliği ve bölgesel ortaklarıyla koordinasyon sağlayarak ortak bir tutum belirlemesini talep etti.
Chevron ve Helleniq Energy’nin yatırımları gündemde
Mektubun temel argümanlarından biri, anlaşmazlığın artık yalnızca Yunanistan ile Türkiye arasındaki ilişkilerle sınırlı olmadığı ve ABD’nin ticari ve stratejik çıkarlarını doğrudan etkilediği yönünde.
Chevron ile Helleniq Energy, şubat ayında Girit’in ve Mora Yarımadası’nın güneyinde bulunan dört açık deniz arama sahasını kapsayan kira anlaşmaları imzaladı. Bu sahalar arasında Güney Girit 1 ve Güney Girit 2 de bulunuyor.
Anlaşmalar kapsamında Chevron yüzde 70 işletme payına sahip olurken Helleniq Energy kalan yüzde 30’luk payı elinde tutuyor.
Libya, Girit’in güneyindeki Yunanistan kaynaklı arama faaliyetlerine resmen itiraz etti. Türkiye Savunma Bakanlığı da söz konusu faaliyetlerin Türkiye-Libya mutabakatını ve Libya’nın hak iddia ettiği deniz yetki alanlarını ihlal ettiğini savundu.
ExxonMobil de Girit’in güneybatısındaki bölgede arama faaliyetlerini sürdürüyor.
HALC, bu yatırımların Washington’ın daha geniş kapsamlı enerji stratejisiyle yakından örtüştüğünü belirtti. Kuruluş, özellikle Avrupa’nın enerji güvenliğinin güçlendirilmesi ve kıtanın Rus doğal gazına bağımlılığının azaltılması hedeflerine dikkat çekti.
Mektupta ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığının, deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlıkların çözümünün “ticari yatırımların ve arama faaliyetlerinin önünü açtığını” kabul ettiği hatırlatıldı.
HALC’ye göre bunun tersi de aynı ölçüde önem taşıyor. Çözüme kavuşturulmayan deniz yetki alanı anlaşmazlıkları, derin deniz enerji aramalarına büyük yatırımlar yapmayı değerlendiren ABD şirketleri açısından belirsizlik yaratıyor.
Mektupta, “İki hükümet Girit’i yok sayan bir sınır çizme yetkisine sahip olduğunu iddia ederken Amerikan şirketleri derin deniz aramalarına sermaye ayıramaz” ifadesi kullanıldı.
“ABD’nin tutumu Avrupa’nınki kadar net olmalı”
HALC, mektubunun sonunda Türkiye ile Libya’nın Yunanistan’ın, Amerikan şirketlerinin ve ABD’nin güvenlik çıkarlarının aleyhine tek taraflı düzenlemeler oluşturmasına izin verilmemesi gerektiği uyarısında bulundu.
Kuruluş, “Türkiye ve Libya’nın, bir NATO müttefikinin, ABD’nin güvenlik çıkarlarının ve Yunanistan’ın deniz yetki alanlarında hukuka uygun biçimde faaliyet gösteren Amerikan şirketlerinin aleyhine sahada oldubittiler yaratmasına izin verilmemeli” ifadelerini kullandı.
Mektup, “ABD’nin tutumu en az Avrupa’nın tutumu kadar net olmalı” çağrısıyla sona erdi.

