YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, PKK’nın silah bırakması için hazırlanan ve Meclis’te görüşülen süreç yasası teklifine ‘barış uğruna’, ‘Evet’ oyu vereceklerini duyurdu.
‘İktidar, müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür’
Özel, Meclis Genel Kurulu’nda özetle şöyle konuştu:
* Siyasi iktidar bu süreci maalesef büyük bir özensizlikle yönetmiştir. Müzakereleri kapalı kapılar ardında yürütmüştür. Bu toplumsal meseleyi ikili müzakere ortamına sıkıştırmıştır. Toplumsal mutabakat fırsatını kendi eliyle heba etmiştir. Bizi, muhalefeti dışarıda bırakmak için elinden geleni, hatta akla gelmeyenleri yapmıştır. Komisyonda oluşan ortak iradeye rağmen özel görüşmeler, özel takvimler, özel siyasi hesaplara sıkıştırılmaya çalışılan bir süreç yürütülmüştür.
* Üç kişinin bildiği metin diye bir metin kutsanıp meclisten gizlenmiş, Adalet ve Kalkınma Partili vekillerden dahi gizlenmiş, bir telaş ve bir panikle son sürece girilmiştir. Komisyonda itiraz eden, soru soran, eleştirilerini dile getiren milletvekillerinin üzerine yürümeye kadar iş varılmıştır. Yani bir süreç yönetmek yerine, bir devlet yönetimi anlayışı göstermek yerine farklı bir telaş, farklı bir panik, bilinmeyen bir ruh hali bütün meclisin, bütün milletin gözü önünde yaşanmıştır. Barışın hukuku milletin gözünden kaçırılarak yazamaz, yazılamaz. Toplumsal uzlaşma yangından mal kaçırır gibi kurulamaz. Millet sonunda kendisine bilgi verilecek bir sürecin seyircisi değildir.
‘En çok ‘Hayır’ deme hakkı YENİ Parti’nin’
* “Bu teklife ‘Hayır’ deme hakkı en çok olan siyasi parti kimdir?” diye sokağa sorduğunuzda hiç şüphe yok ki bugün karşınızda bulunan YENİ Parti grubudur. Çünkü süreç devam ederken en ağır saldırılara uğrayan bizleriz. Cumhurbaşkanı adayı tutuklanan, yol arkadaşları hapsedilen, partisine yargı eliyle butlan atanan biziz.
* Öyle saldırılara maruz kaldık ve kalıyoruz ki en temel insan haklarının ihlal edildiği, masumiyet karinesinin yok sayıldığı bir düşman hukukuna muhatabız. Sahte delillerle, kanıtlanmamış iddialarla, gizli tanık ifadeleriyle tarihe utanç olarak geçecek bir süreci yaşıyoruz. Yerel seçimleri kaybettiği için siyasi rekabeti rafa kaldıranların; ailelere, eşlere, evlatlara zulmeden bir darbeci anlayışına muhatap olan biziz.
* Günlerdir, günlerdir bu teklife “Hayır” dememiz için binlerce öneri, eleştiri, hatta tepki alan bizleriz. Ama hepinize şunu hatırlatıyorum: Yarın bu ülkeyi yönetecek olan da biziz. Bu millete bağlılığımızla, bu ülkeye olan sevgimizle, toplumsal barışa olan inancımızla sorumluluk alan da biziz. Kolaya kaçmayan, devlet ciddiyetiyle karar veren, bu ülkenin 10, 20, 30 yıl sonrasını düşünme sorumluluğunu yüreğinde hisseden de bizleriz.
* Biz Türkiye’nin sorunlarını çözmek için YENİ Parti’yi kurduk. Kutuplaşmayı bitirmek, barışı getirmek için kurduk. Biz YENİ Parti’yi bir partimiz olsun diye kurmadık. İktidar olsun, sorunları çözsün, sorunların ve eşitsizliklerin üzerine kararlılıkla yürüsün diye kurduk. Bize defalarca “Bu şartlarda o masada neden oturuyorsunuz?” dediler. Bu çağrıları yapanların öfkesini de kaygısını da anlıyoruz. Ama kimse bize ne yaşadığımızı anlatmasın. Çünkü bize yapılanları en iyi biz biliyor, yüreğimizin en derinliklerinde hissediyoruz. Bir tanesini unutursak da yüreğimiz kurusun.
‘Barışın önünde durmayacağız’
* Tarih önünde ifade ediyorum: Bu yasaya “Hayır” deme hakkına en çok sahip olan YENİ Parti, kendi hakkını milletin barış hakkının önüne koymayacaktır. Barışın önünde durmayacağız. Bir daha şehit gelmemesi, hiçbir evladımızın gazi olmaması, yoksul evlere ateş düşmemesi için barışın önünde durmayacağız. Bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diye, bu ülkenin çocukları, bu ülkenin geleceğini okullarda, fabrikalarda, tarlalarda, laboratuvarlarda kursun diye barışın önünü açacağız.
* Türkiye bölgemizdeki ve dünyadaki tehditlere karşı bir ve bütün olsun, güçlü olsun diye barışın önünü açacağız. Yıllardır teröre, silaha, gözyaşına harcadığımız gücümüzü üretime, eğitime, refaha ayırmak için barışın önünü açacağız. Korku olmadan, ayrımcılık olmadan, yan yana, gönül gönüle ortak geleceği inşa etmek için barışın önünü açacağız. Biz ölüm değil, hayat olsun diye, korku değil, umut olsun diye bu sorumluluğu alacağız.
‘Erdoğan iktidarının başaramadığı demokratikleşmeyi biz başaracağız’
* Erdoğan iktidarının başaramadığı demokratikleşmeyi, kalkınmayı, adaleti ve hukukun üstünlüğünü de biz başaracağız. Çünkü bu iktidarın bunu yapmaya niyeti yoktur. Bu iktidarın koltuğundan başka düşündüğü yoktur. Bu ülkeye bu kadar kötülük yapan bir iktidarın barışın sahibi olmasını beklemiyorduk, olmayacakları açıktır.
‘Barışın sahibi ne Erdoğan, ne örgüt, ne de bir siyasi parti’
* Barışın sahibi bu ülkenin adalete, huzura susamış tüm insanlarıdır. Demokratlar bu ülkeye barışı getirecek ama bu iktidarı milletin vicdanında asla aklamayacaklardır. Barışın sahibi ne Erdoğan’dır, ne bir siyasi partidir, ne bir örgüttür. Barışın sahibi, sahip çıkarsa gerçekleşir, milletin ta kendisidir. Biz insanca ve hakça yaşayacağımız bir Türkiye’ye inanan, doğuda ve batıda bunun hayalini kuran siyasetin temsilcileriyiz.
‘Terörün kökünü ancak demokrasi kazır’
* Ortak bir barışın mümkün olduğunu biliyoruz ve biz bu hayali şehir şehir kurmaya talibiz. Terör örgütünün feshi, silahların bırakılması ve infaz düzenlemeleri çatışmayı sona erdirmenin konusudur. Önemlidir ama yeterli değildir. Ama asıl hedefimiz demokratik çözümdür. Terörün kökünü ancak demokrasi kazır. Bu milletin hiçbir ferdinin umudunu siyasi hesaplara ezdirmeyeceğiz. Barışı samimiyetsizliğe, çıkarcılığa teslim etmeyeceğiz.
‘İmzamız namusuz, sizin de imzanıza sahip çıkıp çıkmadığını takip edeceğiz’
* Bugün silah faslının kapanması için bir kapı aralanıyor. Biz o kapıyı kapatan taraf olmayacağız. Ama asıl büyük mücadele şimdi başlayacak: Demokrasi mücadelesi, adalet mücadelesi, eşit yurttaşlık mücadelesi, kalkınma ve refah mücadelesi. Biz komisyon raporuna imza koyduk. Koyduğumuz imzayı namusumuz biliyoruz. Raporun silah bırakma ve hukuki geçişi düzenleyen altıncı bölümüne de, demokratikleşme sorumluluğunu ortaya koyan yedinci bölümüne de imza attık. Biz imzamızın gereğini yapacağız. Ama Cumhur İttifakı’nın da yedinci bölümün altında imzası vardır. Şimdi o bölümü unutturma, erteleme gayretlerini dikkatle takip ediyoruz. Biz imzamızı namus biliyoruz, sizin de kendi imzanıza sahip çıkıp çıkmadığınızı milletle birlikte takip edeceğiz.
* Bugünden sonra demokratikleşmeyi meclise getireceğiz. Kayyım uygulamalarının sona ermesinin takipçisi olacağız. Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmasının mücadelesini vereceğiz. Hukuksuzca hapiste tutulan hakkının mücadelesini hep birlikte vereceğiz. Bağımsız yargının, ifade özgürlüğünün, seçilmişlerin iradesinin ve eşit yurttaşlığın mücadelesini vereceğiz.
‘Yalnızca çatışmasızlığa değil demokratik barışa talibiz’
* AK Parti’nin yapmak istemediğini demokratlar olarak biz yapacağız. Onların kaçtığı çözüm sorumluluğunu biz üstleneceğiz, kurmadığı toplumsal mutabakatı biz arayacağız. Onların sağlamadığı adaletin peşinden biz koşacağız. Onların ertelediği demokratikleşmeyi biz gerçekleştireceğiz. Çünkü biz yalnızca çatışmasızlığa değil, demokratik barışa talibiz. Yalnızca silahların susmasına değil, sözün özgürleşmesine talibiz. Biz ortak geleceğimizin adalet ve refahla kurulmasına talibiz.
* Son sözüm vatanını ve milletini korumak için gözünü kırpmadan canını veren şehitlerimize, ailelerine, daha 20’li 30’lu yaşlarda toprağa düşen evlatlarımıza: Kimse şehitlerimizin aziz hatırasını siyasete alet edemez. Hiç kimse milletimize “Evlatlarınız boşuna şehit oldu” duygusunu yaşatmayı kabul edemez. Onlar bu vatan yaşasın, bu millet bir daha aynı acıları yaşamasın diye can verdiler. Bugünkü tutumumuz, bugün “Evet” diyorsak gencecik çocuklarımızın kanı bir daha toprağa düşmesin, bir anne daha evladının tabutuna sarılmasın diyedir. Türkiye bir daha terörün karanlığına dönmesin diyedir.
‘Ben ve yönetici arkadaşlarım ‘Evet’ diyeceğiz’
* Kırmızı çizgilerimiz nettir: Atatürk, Lozan Anlaşması, devletin birliği ve ülkenin bölünmez bütünlüğüyle Anayasa’nın güvence altına aldığı Cumhuriyetin temel nitelikleri. Bunlar tartışma veya pazarlık konusu yapılamaz. Buna asla izin vermeyiz.
* Ben ve yönetici arkadaşlarım tarihsel bir tutarlılık ve sorumluluk içinde bu yasaya “Evet” diyeceğiz. Bununla birlikte bunu bütün vatandaşlarımıza ilan ederim ki yeni partimizi millet kurmuştur, adını millet koymuştur. Partiyi büyüten de güçlendiren de milletimizdir. Bu sebeple milletvekillerimiz de seçildikleri illerde halk ne diyorsa ona göre karar verecek, ona göre oy kullanacaktır.
* Bu ifadeyle Yeni Parti Grubu’nu kararında serbest bırakıyor değil, aksine kendi il bölge temsil ettiği toplumsal kesimlerin hassasiyet, beklenti, endişe, umut ve heyecanını dikkate alarak onları milletin vekili olma sorumluluğuyla baş başa bırakıyorum. Hiçbir Yeni Parti milletvekili üyesinin ve milletinin sesini duymadan davranmayacak. Yeni Parti’nin yeni nesil siyasetinin gereği budur.
* Biliyoruz ki biliyoruz ki barış, demokrasi ve adalet bu ülkenin ilacı olacak. Bu ilaç birimize değil hepimize şifa alacak. Kendimize güveneceğiz, insanımıza güveneceğiz, mücadelemize güveneceğiz ve ortak geleceğimizi hep birlikte kuracağız. Herkesin buna inanmasını ve güvenmesini arzu ediyorum.

