1. Haberler
  2. Dünya
  3. Haaretz: Türkiye’ye F-35 satışı Erdoğan’ı sınırlayabilir

Haaretz: Türkiye’ye F-35 satışı Erdoğan’ı sınırlayabilir

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

İsrail’in saygın gazetelerinden Haaretz‘te yayınlanan analizde Türkiye’ye olası F-35 satışının Ankara’yı yeniden ABD’nin etki alanına çekebileceği savunulurken, İsrail hükümetinin konuyla ilgili telaşlı pozisyonunun Tel Aviv’in çıkarına olmayabileceği vurgulandı

İsrail’de Netanyahu yönetimine muhalefetiyle de bilinen Haaretz gazetesi, Türkiye’nin ABD’de F-35 savaş uçaklarını satın alma çabalarına ilişkin bir analiz yayınladı.

“F-35’ler Türkiye’ye mi dönüyor? İsrail telaşlı söylemini yumuşatmalı” başlıklı Louis Fishman imzası taşıyan analizde, Ankara’ya F-35 satışının Türkiye’yi sınırlayabileceği savunuldu.

Ankara’daki NATO zirvesinde Erdoğan ile Trump’ın yakın bir görüntü verdiği ve Türkiye’ye F-35 satışına yeşil ışık yakıldığı hatırlatılan analizde bu gelişmelerin İsrail hükümeti ve İsrail kamuoyunda endişeyle karşılandığı vurgulandı. Fishman analizinde Tel Aviv’de yaşanan endişeye karşın 7 Ekim saldırıları öncesinde iki ülke ilişkilerinde yaşananları şu sözlerle hatırlattı:

“Erdoğan ile Netanyahu arasında uzun yıllara dayanan bir husumet var. Ancak 7 Ekim saldırısından yalnızca birkaç hafta önce iki liderin sorunlu ilişkilerini düzeltmek amacıyla New York’ta yüz yüze görüştüğünü hatırlamakta fayda var.

O dönemde Biden yönetimi Suudi Arabistan ile İsrail arasında bir anlaşmaya varılması için çaba gösteriyordu. İsrail de Akdeniz’deki doğal gaz üretimini artırıyordu. Erdoğan ise İsrail açıklarındaki sahalardan çıkarılan gazı Avrupa kıyılarına taşıyacak bir boru hattı fikrini gündemine almıştı.

Türkiye ile İsrail arasında daha yakın ve sağlıklı ilişkiler kurmaya yönelik kısa ömürlü girişim, 7 Ekim saldırısı ve ardından başlayan Gazze Savaşı’yla birlikte sona erdi. Bu gelişmeler aynı zamanda İsrail’i bitmek bilmeyen savaşların ve uluslararası yalnızlığın çıkmazına sürükledi.

Bugün Erdoğan’ın İsrail’e yakınlaşmak gibi bir ihtiyacı yok. Avrupa liderlerini peş peşe aynı masada toplayabilen ve NATO’ya yönelik belgelenmiş mesafesine rağmen ABD Başkanı Donald Trump’ı bile NATO zirvesine katılmaya ikna edebilen taraf artık o.”

“F-35’ler Ankara’yı ABD’nin etki alanına çekebilir”

Haaretz’in analizinde 7 Ekim sonrasında Netanyahu’nun giderek daha fazla oranda uluslararası etkisini kaybettiği ve bugün dünyanın birçok ülkesine seyahat dahi edemez hale geldiği vurgulandı.

Türkiye’yi tehdit olarak tanımlayan Netanyahu’nun Erdoğan’ı sık sık ‘diktatör’ olarak tanımladığı ancak uluslararası toplumun iki lider arasındaki farkları ayırmakta zorlandığı savunuldu.

Türkiye’yi tehdit olarak tanımlamanın İsrail’in çıkarına olmayabileceğini belirten Fishman, analizinin son bölümünde özetle şu ifadelere yer verdi:

“Bu anlatının en düşündürücü yanı, en azından uluslararası toplumda, Netanyahu’nun Türkiye’nin İsrail için varoluşsal bir tehdit oluşturduğu iddiasına inanan birini bulmanın son derece zor olması. İronik biçimde bu söylemin karşılık bulduğu tek yer İsrail’in kendisi. Trump’ın Türkiye’nin F-35’leri almasına izin verebileceği ihtimali bile ülkede medya çılgınlığına yol açtı. Bu da İsrail kamuoyunun Türkiye konusunda ne kadar kaygılı olduğunu gösterdi.

Reklam Alanı

Ancak bu kaygı, İsrail açısından ters tepebilir. Erdoğan’ın 7 Ekim’den bu yana kullandığı dil İsrail’e duyduğu tepkiyi açıkça ortaya koysa da Türkiye’nin F-35 programı aracılığıyla yeniden ABD’nin etki alanına çekilmesinin, Kongre’nin de onayını gerektirecek bu sürecin, Ankara yönetimini sınırlamaya yardımcı olabileceğini kabul etmek daha akıllıca olabilir.

NATO zirvesinin ardından yaptığı açıklamalarla Türkiye’nin geri adım attığına işaret eden isim Dışişleri Bakanı Hakan Fidan oldu. Fidan, yaklaşan İsrail seçimlerinin Netanyahu’yu ve bazı muhaliflerini Türkiye’ye yönelik sözlü saldırılara yönelttiğini savundu. Ancak İsrail’de hâlâ “aklıselim, iyi, bilge ve stratejik düşünebilen insanların” bulunduğunu da kabul etti.

Fidan’ın sözleri Türkiye açısından da güçlü bir metafor sunuyor: İç kamuoyuna yönelik sert söylem, her zaman gerçek politikayı yansıtmaz. Erdoğan ile Netanyahu arasındaki uzun ve gerilimli ilişkiyi tek cümleyle özetlemek gerekirse: yüksek sesle konuş, sessizce pazarlık yap”

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.