1. Haberler
  2. Dünya
  3. Reuters ortaya çıkardı: CIA ve FBI’ın kapıları bir Alman dron şirketine nasıl açıldı?

Reuters ortaya çıkardı: CIA ve FBI’ın kapıları bir Alman dron şirketine nasıl açıldı?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Almanya’nın en büyük savunma girişimlerinden Quantum Systems, ABD istihbarat servisleriyle bağlantılı yatırım şirketi In-Q-Tel’in desteğiyle Washington’da kapılar açtı

Alman insansız hava aracı üreticisi Quantum Systems, ABD pazarına açılmasının ilk aşamasında ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) ile bağlantılı yatırım şirketi In-Q-Tel’in (IQT) desteğinden yararlandı. Şirketin eş CEO’su Sven Kruck, Reuters’a yaptığı açıklamada IQT ve diğer Amerikalı yatırımcıların Washington’da bağlantılar kurulmasına yardımcı olduğunu ve bunun CIA ile Federal Soruşturma Bürosu (FBI) için iş alınmasının önünü açtığını söyledi.

Kruck, “ABD’de CIA ve FBI gibi müşterilerle başlamak daha kolay oldu” diyerek, yatırımcıların şirket için Washington’da yeni kanallar açtığını belirtti. Quantum Systems’in ABD’de erken dönemde Almanya’dan daha güçlü bir konuma geldiğini söyleyen Kruck, “ABD’ye giden yolu böyle bulduk. Alman müşterinin çok daha zayıf olduğu bir dönemde ABD’de daha güçlüydük” ifadelerini kullandı.

Merkezi Münih’te bulunan Quantum Systems, keşif, saldırı ve önleme amacıyla kullanılan insansız hava sistemleri geliştiriyor. Şirketin ürünleri Almanya ve Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu ülkelere satılıyor. Ukrayna savaşıyla birlikte Avrupa’da askeri drone teknolojisine yönelik talebin hızla artması, Quantum Systems’i kıtanın en değerli savunma girişimlerinden biri haline getirdi. Şirket, Temmuz ayında aldığı 1,2 milyar dolarlık yatırımla yaklaşık 8 milyar dolar değerlemeye ulaşmıştı.

ABD istihbaratından gelen bir sözleşme, büyük bir referansa dönüştü
Kruck’a göre ABD istihbarat kurumlarıyla yapılan keşif amaçlı sözleşmelerin Quantum Systems’in toplam ticari faaliyetleri içindeki maddi karşılığı başlangıçta sınırlıydı. Ancak bu çalışmalar şirketin güvenilirliğini kanıtlaması açısından önemli bir referans oluşturdu.

Bu süreçte IQT’nin rolü yalnızca finansman sağlamakla sınırlı değildi. ABD istihbarat kurumlarının teknoloji ihtiyaçlarını takip etmek ve bu ihtiyaçlara cevap verebilecek özel şirketleri erkenden belirlemek amacıyla kurulan yatırım şirketinin en önemli avantajlarından biri, girişimleri ABD hükümetinin savunma ve istihbarat alıcılarıyla buluşturabilmesi.

IQT’nin yatırımları genellikle küçük miktarlarda kalıyor ve çoğu zaman 3 milyon doların altında gerçekleşiyor. Ancak şirketin operasyonları hakkında bilgi sahibi bir kişi, yatırım miktarından çok IQT’nin sahip olduğu bağlantı ağının değerli olduğunu söyledi. ABD savunma kurumları dünyanın en büyük savunma teknoloji alıcıları arasında yer alırken, IQT’nin bu kurumlarla teknoloji şirketleri arasında bir köprü oluşturduğu belirtiliyor.

IQT’nin uluslararası faaliyetlerden sorumlu başkan yardımcısı Jennifer Nelson da Reuters’ın sorularına verdiği yanıtta Avrupa’nın savunma ve çift kullanımlı teknolojiler alanındaki girişim ekosisteminin ABD açısından önem taşıdığını söyledi. Nelson, Almanya’yı “önemli bir inovasyon ortağı ve stratejik müttefik” olarak nitelendirirken, ülkenin Avrupa savunma ekosisteminin temel unsurlarından biri olduğunu belirtti.

In-Q-Tel nasıl ortaya çıktı?

In-Q-Tel, klasik bir risk sermayesi şirketinden farklı olarak doğrudan ABD ulusal güvenlik ihtiyaçlarıyla bağlantılı bir yatırım modeli üzerine kuruldu. Şirket, ABD istihbarat kurumlarının ihtiyaç duyduğu yeni teknolojileri özel sektörde henüz erken aşamadayken tespit etmek ve bu şirketlere yatırım yaparak teknolojilerin ABD devlet kurumları tarafından kullanılmasını hızlandırmak amacıyla oluşturuldu.

Adındaki “Q” harfi de James Bond filmlerindeki İngiliz istihbaratının teknoloji uzmanı Q karakterine gönderme yapıyor.

IQT zaman içinde yalnızca savunma şirketlerine değil, siber güvenlik, veri analitiği, enerji, uydu ve diğer ileri teknoloji alanlarına da yatırım yaptı. Portföyündeki şirketler arasında veri analitiği şirketi Palantir Technologies ve askeri teknoloji şirketi Anduril de bulunuyor. Almanya’da savunma şirketi Stark da IQT’nin yatırım yaptığı şirketler arasında.

IQT, Avrupa’nın savunma harcamalarını artırdığı bir dönemde kıtadaki faaliyetlerini de genişletiyor. Nelson, şirketin Almanya’daki “çift kullanımlı” teknoloji girişimlerine yatırım yapmaya devam ettiğini ve bunun müttefik ülkelerin hükümetlerinin yeni teknolojileri daha hızlı değerlendirmesine ve kullanmasına yardımcı olacağını söyledi.

Reklam Alanı

Avrupa Washington’dan uzaklaşmaya çalışırken ABD sermayesi büyüyor
Quantum Systems örneği, Avrupa’nın savunma alanında ABD’ye bağımlılığını azaltma hedefindeki temel çelişkilerden birini de gösteriyor.

Rusya’nın Ukrayna’yı işgali sonrasında Almanya başta olmak üzere Avrupa ülkeleri savunma harcamalarını artırmaya ve uzun yıllardır ihmal edilen ordularını yeniden yapılandırmaya çalışıyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’dan çekilme ihtimalini gündeme getirmesi de Avrupa’da Washington’a olan askeri bağımlılığın azaltılması tartışmalarını hızlandırdı.

Ancak Avrupa’nın kendi savunma kapasitesini geliştirmesi yalnızca devletlerin daha fazla para harcamasını gerektirmiyor. Yeni nesil savunma teknolojileri geliştiren girişimlerin büyüyebilmesi için büyük miktarda sermayeye, müşterilere ve özellikle hükümetlerle bağlantılara ihtiyaç duyuluyor.

ABD’nin bu alandaki avantajı da burada ortaya çıkıyor. Washington hem dünyanın en büyük savunma pazarlarından birine sahip hem de devlet kurumlarıyla özel sektör arasındaki teknoloji transferini kolaylaştıran IQT gibi yapılara sahip.

Avrupa’da ise IQT’nin doğrudan bir karşılığı bulunmuyor. Avrupa Parlamentosu’ndaki bazı milletvekilleri bu nedenle kıtanın savunma teknolojileri geliştiren girişimlere yönelik finansman mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini savunuyor.

“IQT yalnızca finansal yatırımcı değil”

Ancak IQT’nin Avrupa savunma sektöründeki büyüyen varlığı, bazı siyasetçiler açısından yeni bir bağımlılık riski yaratıyor.

Avrupa Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komitesi Başkanı Marie-Agnes Strack-Zimmermann, IQT’nin sıradan bir finansal yatırımcı gibi değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Strack-Zimmermann’a göre IQT’nin ABD istihbarat kurumlarıyla bağlantısı, yatırımların yalnızca finansal bir ilişki olarak görülmesini engelliyor. IQT’nin temel görevlerinden birinin ABD istihbarat servislerinin en gelişmiş teknolojilere erişimini sağlamak olduğunu belirten Strack-Zimmermann, yatırım payları, şirketlerin gözetim hakları, teknoloji geliştirme ve lisans anlaşmaları ile ABD hükümet sözleşmelerinin bu şirketler üzerinde stratejik bir etki yaratabileceğini söyledi.

CIA Direktörü John Ratcliffe de bu yıl yaptığı bir açıklamada kurumun özel sektörle çalışma biçimini “optimize ettiğini” söylemişti. CIA ise Reuters’ın IQT ve Quantum Systems hakkındaki sorularına yorum yapmadı.

Almanya Savunma Bakanlığı da savunma sektöründeki yatırımcıların etkisini ciddiye aldığını belirterek, hissedarların şirketlerin operasyonlarına, teknolojilerine veya araştırma faaliyetlerine müdahale etmemesi gerektiğini ifade etti.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.