FSB’nin toplumdan devlet kurumlarına kadar yayılan karşı istihbarat operasyonları Putin’in iktidarını güçlendirirken, bürokrasi ve şirketlerde korku, bilgi saklama ve karar alamama eğilimini artırıyor
Rusya’da Ukrayna savaşının başlamasından bu yana muhalefete yönelik baskının yanı sıra devletin güvenlik anlayışında da önemli bir değişim yaşandı. Foreign Affairs’ta Andrei Soldatov ve Irina Borogan imzalı analizde, Kremlin’in önceki dönemde ağırlıklı olarak terörizm ve aşırılıkçılıkla mücadele üzerinden yürüttüğü güvenlik politikasının, savaş sonrasında karşı istihbarat faaliyetlerine daha fazla dayandığı belirtiliyor.
Bu yaklaşımın merkezinde Federal Güvenlik Servisi (FSB) bulunuyor. Kurumun hedef alanı muhaliflerden bürokratlara, şirket yöneticilerinden akademisyenlere kadar genişlerken, yabancı güçlerle bağlantı veya vatana ihanet şüphesi giderek daha sık kullanılan bir baskı aracına dönüşüyor.
Vatana ihanet davalarındaki artış da bu dönüşümün göstergelerinden biri. Analizde, savaş öncesinde Rusya’da yılda ortalama 10-15 vatana ihanet davası görülürken bu sayının savaş sonrasında hızla yükseldiği aktarılıyor. BM verilerine göre 2023’te 167, 2024’te 361 ve 2025’in ilk yarısında 232 kişi bu kapsamda mahkûm edildi.
FSB’nin baskısı yalnızca siyasi muhalefetle sınırlı değil. Savunma, enerji, dijital kalkınma, ulaştırma ve bilim gibi alanlarda görev yapan üst düzey bürokratlar da çeşitli soruşturmaların hedefi oldu. Analize göre bu davalar, doğrudan hedef alınan kişiler kadar diğer devlet görevlilerine de gözdağı vererek daha geniş bir itaat mekanizması yaratıyor.
Sovyetlerin karşı istihbarat doktrini geri dönüyor
Yazarlar, bu sistemin önemli ölçüde Sovyetler Birliği’nin karşı istihbarat anlayışından beslendiğine dikkat çekiyor. Devlet kurumları ve stratejik sektörlerin sürekli güvenlik denetimi altında tutulması, Putin döneminde savaş koşullarıyla birlikte toplumun ve ekonominin çok daha geniş kesimlerine uygulanmaya başladı.
Ancak güvenlik aygıtının güçlenmesi Rus devletinin işleyişinde ters etki yaratıyor. FSB soruşturmalarından çekinen bürokratlar ve şirket yöneticileri, sorunları üst makamlara aktarmaktan veya kendi inisiyatifleriyle karar almaktan kaçınıyor. Böylece yönetim mekanizmasında risk almaktan çok güvenli görülen kararları tercih etme eğilimi güçleniyor.
Bu durum resmi verilerin paylaşımında da kendisini gösteriyor. Rosstat’ın son yıllarda bazı demografik ve ekonomik göstergeleri yayımlamayı durdurduğu belirtilirken, farklı devlet kurumlarının da suç, bütçe, rezervler ve enerji üretimi gibi alanlarda bilgi akışını sınırlandırdığı aktarılıyor. Yazarlara göre bilgi üzerindeki bu kısıtlamalar, Kremlin’in ülkedeki gerçek tabloyu değerlendirmesini zorlaştırıyor.
Özel sektör üzerindeki baskı arttı
Savaş ekonomisinin büyümesiyle birlikte özel sektör üzerindeki güvenlik baskısı da artıyor. Askeri veya çift kullanımlı projelerde yer alan şirketler daha yoğun karşı istihbarat denetimine tabi olurken, bilim kuruluşları da yabancı kurumlarla işbirliği konusunda daha temkinli davranıyor. Analizde bu durumun teknoloji yatırımlarından uluslararası akademik çalışmalara kadar farklı alanlarda caydırıcı etki yarattığı savunuluyor.
Soldatov ve Borogan’a göre ortaya çıkan temel paradoks şu: Kremlin, güvenlik aygıtını büyüterek siyasi kontrolünü artırıyor ancak aynı süreç devletin kendi sorunlarını görebilme kapasitesini azaltıyor. Bürokratların kötü haberleri saklaması, şirketlerin bilgi paylaşmaktan çekinmesi ve kurumların inisiyatif kaybetmesi, kısa vadede rejimi koruyabilir. Fakat yazarlara göre uzun vadede bu durum Putin yönetimini beklenmedik bir siyasi veya ekonomik kriz karşısında daha kırılgan hale getirebilir.

