Trump’ın İran savaşı nedeniyle NATO müttefiklerine sert çıkışı, ABD’nin ittifaktan çekilebileceği tartışmasını yeniden alevlendirdi. Peki Trump ABD’yi gerçekten dediği gibi NATO’dan koparabilir mi?
ABD Başkanı Donald Trump, bu kez İran’daki savaşı yürütmesine yardımcı olmak istemedikleri gerekçesiyle ABD’nin NATO ortaklarına yeniden sert çıktı ve ABD’nin askeri ittifaktan ayrılabileceğini dahi öne sürdü.
Trump’ın Avrupalı müttefiklere yönelik son çıkışı, bazı ülkelerin Amerikan askeri uçaklarının İran’a yönelik saldırılar için kendi üslerini kullanmasına izin vermemelerinin ardından geldi. Aynı ülkeler, İran ile çatışma sona erene kadar Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanmasına yönelik operasyonlara yardım etmeyi de reddetti.
Bloomberg‘in haberine göre, Trump’ın ABD’nin NATO üyeliğini tek taraflı olarak sona erdirmesi pek olası görünmüyor. Ancak NATO’nun caydırıcılık doktrininin temelinde, bir üyenin saldırıya uğraması halinde dünyanın en güçlü ordusuyla desteklenen ittifakın yardıma koşacağı varsayımı bulunuyor.
Trump Beyaz Saray’da olduğu sürece bu ilkenin hâlâ geçerli olup olmadığı ise artık net değil.
NATO ne için var?
Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı (NATO), Soğuk Savaş sırasında Avrupa’yı Sovyet saldırısına karşı korumak amacıyla 1949 yılında kuruldu. NATO, zamanla ortak siyasi ve ekonomik değerler üzerine kurulu Kuzey Amerika ile Avrupa arasındaki temel bir ortaklığı temsil etmeye başladı.
İttifakın amacı, potansiyel saldırılara karşı savunmayı koordine etmek. Üyelik 12 ülkeden 32 ülkeye kadar genişledi.
NATO’nun 5. Maddesi, “üyeleri birbirine bağlar, birbirlerini koruma taahhüdü getirir ve ittifak içinde dayanışma ruhu oluşturur” şeklinde. Bu maddeye göre NATO üyelerinden birine yapılan saldırı, tüm üyelere yapılmış sayılıyor.
Madde, herhangi bir potansiyel saldırgan için riskleri artırarak ittifakın caydırıcılık stratejisinin güvenilirliğini güçlendiriyor. Ancak bir NATO üyesine yönelik bir saldırı tek başına müttefiklerin otomatik olarak harekete geçmesi için yeterli değil. Öncelikle tüm üyelerin bunun gerçekten bir 5. Madde durumu olduğu konusunda oy birliğiyle anlaşması gerekiyor.
Ardından nasıl müdahale edileceğine karar veriliyor. 5. Madde, üyelerin saldırıya uğrayan müttefike bireysel ya da ortak biçimde yardım edeceğini belirtiyor; yardımın silahlı güç kullanımını da içerebileceğini ifade etse de, bunu zorunlu kılmıyor.
Madde bugüne kadar yalnızca bir kez yürürlüğe sokuldu: 11 Eylül 2001’de Dünya Ticaret Merkezi ve Pentagon’a düzenlenen saldırıların ardından NATO’nun eyleme geçtiği görüldü. İttifak, ABD hava sahasının devriyesine yardımcı olmak için havadan erken uyarı uçaklarını kullanmıştı.
NATO anlaşması Avrupa ülkelerini ABD üslerine izin vermeye zorunlu kılıyor mu?
ABD, Avrupa’da geniş bir askeri tesis ağına sahip ve bu tesisleri yalnızca Avrupalı NATO müttefiklerinin savunması için değil, bölge dışına güç projeksiyonu yapmak amacıyla da sık sık kullanıyor.
Ancak NATO müttefiklerinin ABD kuvvetlerine askeri tesislerine koşulsuz erişim sağlama yönünde katı bir yükümlülüğü bulunmuyor. Bu tür izinler, ikili anlaşmalar ve uluslararası hukuk çerçevesinde, ulusal ve uluslararası yasalar doğrultusunda veriliyor.
İtalya, Mart ayında ABD uçaklarının bir üssüne inişine izin vermedi çünkü uçaklar savaş amaçlı kullanım talebi yapılmadan önce zaten havadaydı ve İtalyan Parlamentosu’nda gerekli tartışmayı yürütmek için zaman kalmamıştı. İspanya ise ABD-İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşın uluslararası hukuku ihlal ettiği gerekçesiyle Amerikan uçuşlarına hava sahasını kapattı. İngiltere de ABD’nin İran’a yönelik ilk saldırılarında üslerinin kullanılmasına izin vermeyince Başbakan Keir Starmer şu açıklamayı yaptı:
“Askeri personelimizi hukuka aykırı bir eyleme dahil etmeyeceğim”
Trump’ın NATO ile sorunu yeni mi?
Trump uzun zamandır NATO müttefiklerini ABD’nin sırtından geçinen ülkeler olarak tasvir ediyor. Ona göre bu ülkeler savunmaya minimum harcama yaparken Amerika’nın devasa askeri gücünün kendilerini her zaman koruyacağını biliyor. Trump bu durumun ABD’ye bir minnet borcu doğurduğunu ve müttefiklerin Amerikan askeri faaliyetlerini engellememesi gerektiğini savunuyor.
Trump, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı da esas olarak Avrupa’nın NATO üyelerinin çözmesi gereken bir sorun olarak gösterdi. İttifaka katılmayı hedefleyen Ukrayna’ya ABD yardımını ise isteksiz şekilde sürdürdü.
Trump’ın eleştirilerinin etkisi ne oldu?
Trump, geçen yıl Haziran ayında NATO üyeleri savunma harcamalarını ciddi biçimde artırmayı kabul ettikten sonra ittifakın karşılıklı savunma maddesine bağlılığını yeniden teyit etti ve müttefiklere yönelik saldırılarını kısmen frenledi.
Ancak müttefiklere yönelik sert eleştirileri şimdiden örgütün güvenilirliğini zedeledi. ABD’nin bir güvenlik krizinde mutlaka devreye gireceği düşüncesi NATO caydırıcılığının temelini oluşturuyor. Bu güven zayıfladığında, özellikle Avrupa’nın doğusundaki üyeler Rusya’nın kolektif kararlılığı test etmesine karşı daha savunmasız hale geliyor. Batılı istihbarat kurumları, Rusya’nın birkaç yıl içinde Litvanya, Letonya ve Estonya gibi Baltık ülkelerinde NATO’nun savunmasını test edebileceği konusunda uyarıyor.
Avrupa’nın yüzleşeceği risk ne?
Avrupalı liderler, ABD’nin İran’a karşı savaşa girmeden önce bilgilendirme yapmamasından rahatsız oldu. Oysa yükselen enerji fiyatlarının etkilerinin büyük bölümünü Avrupa’nın üstlenmesi muhtemel.
Öte yandan Avrupa ülkeleri ABD’yi ne kadar sert eleştirirse Washington’un Ukrayna’ya kalan yardımını kesmesi ve NATO’daki rolünü azaltması riski de o kadar artıyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin son yıllarda ülkesinin ordusunu büyük ölçüde genişletmeye başladı. Bu süreç, Trump’ın ABD’nin küresel güvenliğin garantörü rolünden uzaklaştığını ilan ettiği bir döneme denk geldi. Avrupa’nın savunma harcamalarını artırması daha güçlü bir askeri kapasiteye dönüşmek için yıllar gerektirecek. Hatta bu gerçekleşse bile ABD’nin büyük ölçekli bir savaşta sağladığı koordinasyon rolünü veya istihbarat ve keşif kabiliyetlerini eşitleyip eşitleyemeyeceği belirsiz.
Ayrıca Avrupa’nın askeri yeniden yapılanma için ayırdığı kaynakların bir kısmı, Trump’ın kestiği Ukrayna finansmanını telafi etmek için kullanılacak.
ABD’nin NATO’dan çekilmesi gerçekten mümkün mü?
Hukuken Trump’ın seçenekleri sınırlı.
2023’te kabul edilen bir yasa, ABD başkanının NATO anlaşmasını askıya almasını, feshetmesini veya ABD’yi ittifaktan çekmesini engelliyor. Bunun için Senato’nun üçte iki çoğunlukla onay vermesi ya da Kongre’nin yeni bir yasa çıkarması gerekiyor.
Bu iki seçenek de şu anda pek olası görünmüyor. Çünkü ittifakı destekleyen Cumhuriyetçiler, Trump’ın Kongre’den geçirmeye çalışabileceği herhangi bir girişimi engellemek için Demokratlarla birlikte hareket edebilir.
Ancak Trump isterse ittifakı zayıflatmanın başka yolları da var.
Trump NATO’yu başka nasıl zayıflatabilir?
Trump, NATO karargahındaki ABD büyükelçisini ve diğer Amerikan personelini geri çağırabilir. ABD’nin askeri tatbikatlara veya istihbarat paylaşım programlarına katılımını iptal edebilir. Askeri yardımları ya da gönüllü katkıları geciktirebilir. Daha önce dile getirdiği gibi savunma harcaması hedeflerini karşılayan müttefikleri korumayı seçebilir. Ayrıca Avrupa’daki yaklaşık 100 bin Amerikan askerinin sayısını azaltabilir.
Daha radikal bir adım ise 5. Madde yükümlülüğünü yerine getirmek için asker göndermeyi reddetmek veya Avrupa ülkelerini potansiyel saldırganlara karşı koruyan ABD nükleer şemsiyesini geri çekmek olabilir.
2026 Ulusal Savunma Yetkilendirme Yasası, başkanın NATO’yu zayıflatma kapasitesine bazı sınırlamalar getiriyor. Yasaya göre ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını 45 günden uzun süreyle 76 bin askerin altına düşürmesi için Savunma Bakanı’nın bunun ulusal güvenlik çıkarına uygun olduğunu Kongre’ye belgelemesi ve NATO müttefikleriyle istişare edilmesi gerekiyor.
Yasa ayrıca NATO’nun Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Komutanı görevinden bir ABD subayının alınmasını da engelliyor ve Kongre onayı olmadan NATO anlaşmasından çekilmeyi kolaylaştıracak federal fonların kullanılmasını yasaklıyor. Ancak Trump daha önce Kongre onayı olmadan bazı askeri operasyonlar için fonların yönünü değiştirmeyi başarmıştı ve askerleri resmi olarak geri çekmeden yeniden görevlendirebilir.

