TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu, katıldığı televizyon programında, kayıp üniversite öğrencisi Gülistan Doku dosyasına ilişkin yürütülen çalışmalarda devletin tüm imkânlarının kullanıldığını belirterek, “Devlet töhmet altında kalmamalıdır” dedi.
TV100’de yayımlanan programda konuşan Soylu, olayın hem kamuoyunda hem de devlet nezdinde büyük hassasiyetle ele alındığını ifade ederek, sürecin başından itibaren arama, inceleme ve soruşturma faaliyetlerinin yoğun şekilde sürdürüldüğünü söyledi.
Arama çalışmaları: 261 günlük süreç
Soylu, olayın ardından Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla arama çalışmalarının başlatıldığını belirterek, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) ekiplerinin bölgeye sevk edildiğini aktardı.
Arama çalışmalarının toplamda 261 gün sürdüğünü belirten Soylu, uluslararası uygulamalarda bu sürenin genellikle 40–45 günle sınırlı olduğunu, ancak olayın hassasiyeti nedeniyle sürecin olağanüstü şekilde uzatıldığını kaydetti.
Soylu, “Bu kadar uzun süreli bir arama, uluslararası standartların çok üzerindedir. Ailenin talepleri ve kamu vicdanı gözetilerek süreç devam ettirilmiştir” dedi.
Barajda kapsamlı arama: ROV ve tam boşaltma
Soylu, Gülistan Doku’nun kaybolduğu değerlendirilen bölgede bulunan barajda yürütülen arama çalışmalarına ilişkin detayları da paylaştı.
Barajın önce kademeli olarak düşürüldüğünü, ardından tamamen boşaltılmasına karar verildiğini belirten Soylu, şu bilgileri verdi:
* Barajın su seviyesi iki aşamada düşürüldü
* Daha sonra tamamen boşaltma kararı alındı
* Türk Deniz Kuvvetleri tarafından ROV (uzaktan kumandalı su altı araçları) kullanıldı
* Türkiye’nin en deneyimli su altı arama ekipleri görevlendirildi
Soylu, bu kapsamlı çalışmalara rağmen herhangi bir bulguya ulaşılamadığını ifade etti.
Özel ekip: 212 kişi, geniş teknik analiz
Soylu, olayın aydınlatılması için İçişleri Bakanlığı bünyesinde özel bir ekip kurulduğunu belirtti. Daha önce yalnızca birkaç kritik olay için benzer ekipler oluşturulduğunu ifade eden Soylu, Gülistan Doku dosyasının bu kapsamda ele alındığını söyledi.
Ekip çalışmaları kapsamında:
* 212 kişinin ifadesi alındı
* Olayın geçtiği bölgede bulunan tüm tanıklar ve işletmeler incelendi
* Feribot, kafe ve çevredeki tüm kayıtlar analiz edildi
* Siber veriler ve telefon trafiği detaylı şekilde incelendi
Soylu, bu süreçte şüphelinin telefon imajlarının alınmadığının tespit edildiğini ve bu eksikliğin savcılığa bildirildiğini kaydetti.
Ayrıca bir başka teknik bulguya da dikkat çekilerek, kayıp şahsın telefonuna farklı bir cihaz üzerinden erişildiği yönünde tespit yapıldığı ve bunun da soruşturma dosyasına eklendiği ifade edildi.
Şüpheli süreç ve yurt dışı çıkışı
Soylu, olayın ardından şüpheli olarak değerlendirilen kişinin ifadelerinin alındığını ancak serbest bırakıldığını, daha sonra yurt dışına çıktığını belirtti.
Bu durumun aile ve kamuoyunda ciddi şüphe oluşturduğunu dile getiren Soylu, “Devletin töhmet altında kalmaması için bu kişinin Türkiye’ye getirilmesi gerektiğini düşündük” dedi.
Şüphelinin Türkiye’ye dönüşünün sağlandığını belirten Soylu, dönüş sonrası gerekli idari tedbirlerin uygulandığını ifade etti.
“Soruşturma savcılığın yetkisinde”
Soylu, ceza soruşturmalarının yürütülmesine ilişkin olarak, Anayasa’nın açık hükümler içerdiğini vurguladı.
“Bir soruşturmayı savcı yürütür. İçişleri Bakanı’nın, yürütmenin veya siyasetin doğrudan müdahale yetkisi yoktur” diyen Soylu, bakanlığın yalnızca adli kolluk görevini yerine getirdiğini ifade etti.
Yeni tanık iddiası ve güncel süreç
Soylu, 2025 yılında ortaya çıkan bir gizli tanığın, olayın seyrini değiştirebilecek iddialar ortaya koyduğunu belirterek, bu gelişmeyle birlikte soruşturmanın yeniden hız kazandığını söyledi.
Soylu, “Bugün yapılan çalışmalar doğrudur. Bu sürecin sonuna kadar gidilmelidir” dedi.
NOW TV muhabiriyle tartışma
AK Parti Grup Toplantısında, NOW TV muhabiriyle yaşadığı tartışmaya da değinen Soylu, olayın kamuoyuna eksik ve bağlamından koparılarak yansıtıldığını ifade etti.
Soylu, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen grup toplantılarının belirli bir siyasi ve kurumsal çerçevede yürütüldüğünü belirterek, bu kürsünün Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğunu vurguladı.
“Ben oraya bir milletvekili olarak Sayın Cumhurbaşkanı’nı dinlemeye gidiyorum. Orada ayaküstü sorularla gündemin değiştirilmesi doğru değildir” diyen Soylu, bu tür hassas konuların kapsamlı şekilde ele alınması gerektiğini söyledi.
Gazetecilere saygı duyduğunu ancak karşılıklı nezaketin korunması gerektiğini belirten Soylu, olay sırasında yalnızca kamerayı aşağıya indirdiğini ifade etti.
Faili meçhul cinayetler: “2021’den sonra sıfır”
Soylu, Türkiye’de faili meçhul cinayetlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, polis sorumluluk bölgesinde 2021–2025 yılları arasında faili meçhul cinayet bulunmadığını öne sürdü. Paylaşılan verilere göre, 2010–2016 yılları arasında yıllık ortalama 25 olan faili meçhul cinayet sayısının, 2017’de 21’e, 2018’de 8’e, 2019’da 4’e ve 2020’de 3’e gerilediğini belirten Soylu, 2021 sonrasında ise bu sayının sıfırlandığını ifade etti.
Söz konusu düşüşte güvenlik kapasitesinin artırılmasının etkili olduğunu dile getiren Soylu, özellikle kriminal inceleme imkanlarının geliştirilmesi, teknolojik altyapının güçlendirilmesi ve saha çalışmalarının daha etkin yürütülmesinin sonuç verdiğini kaydetti. Kolluk kuvvetleri arasındaki koordinasyonun artırıldığını vurgulayan Soylu, veri analizine dayalı çalışmalar sayesinde olayların aydınlatılma oranının yükseldiğini söyledi.
Soylu, açıklamasında ayrıca, kamu düzeninin sağlanması ve suçla mücadelede sürdürülebilirliğin önemine dikkat çekerek, elde edilen bu tablonun korunması için çalışmaların aynı kararlılıkla devam edeceğini ifade etti.
Güvenlik altyapısı: Parmak izi ve veri entegrasyonu
Süleyman Soylu, görev süresi boyunca güvenlik altyapısında önemli değişiklikler yapıldığını belirterek, tüm vatandaşların parmak izi verilerinin sisteme dahil edildiğini söyledi.
Ayrıca:
* Polis ve jandarma veri tabanlarının entegre edildiği
* Yüz tanıma sistemlerinin geliştirildiği
* Yapay zekâ destekli analizlerin devreye alındığı bu sistemler sayesinde 1 milyondan fazla olayın aydınlatıldığı ifade edildi.
Rabia Naz dosyası
Soylu, Rabia Naz Vatan dosyasına ilişkin olarak da açıklamalarda bulunarak, olayın defalarca incelendiğini ve tüm iddiaların araştırıldığını belirtti. “En küçük bir şüphe dahi varsa yeniden araştırılmalıdır” diyen Soylu, sürecin titizlikle yürütülmesinin önemine işaret etti.
Dosyaya ilişkin farklı dönemlerde çeşitli incelemeler yapıldığını aktaran Soylu, ilgili kurumların tüm iddiaları değerlendirdiğini ve gerekli adımların atıldığını ifade etti. Kamuoyunda gündeme gelen hususların da dikkate alındığını belirten Soylu, adaletin tam anlamıyla sağlanabilmesi için hiçbir ihtimalin göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Soylu, açıklamasında, benzer olaylarda şeffaflığın ve kamu vicdanının tatmin edilmesinin önemine değinerek, sürecin hukuk çerçevesinde yürütülmeye devam edeceğini kaydetti. Ayrıca, ortaya atılan yeni iddialar ya da bulgular olması halinde bunların da ilgili merciler tarafından yeniden değerlendirileceğini sözlerine ekledi.
Milli güvenlik değerlendirmesi
Soylu, açıklamasında küresel gelişmelere de değinerek, dünyada yeni bir güç mücadelesi yaşandığını ifade etti.
“Amerika’nın Türkiye’de ektiği tohumlar yeni bitiyor” diyen Soylu, bu değerlendirmeyi uzun yıllar boyunca edindiği gözlem ve analizlere dayandırdığını belirtti.
Aktif siyaset
Soylu, 2028 seçimlerinin ardından aktif siyaseti bırakmayı planladığını belirterek, “Ülkeme hizmet ettiğime inanıyorum. Bundan sonra tecrübelerimi aktarmaya devam edeceğim” ifadelerini kullandı.
Kararının uzun süredir yapılan değerlendirmelerin sonucu olduğunu aktaran Soylu, görev süresi boyunca edindiği birikimi farklı platformlarda paylaşmayı sürdüreceğini dile getirdi. Aktif siyasetin dışında kalacak olsa da ülke meselelerine ilgisinin devam edeceğini vurgulayan Soylu, özellikle genç kuşaklara deneyim aktarımına önem vereceğini ifade etti.
Soylu, açıklamasında kamu görevinde bulunduğu süre boyunca üstlendiği sorumluluklara değinerek, Türkiye’nin çeşitli alanlarda karşı karşıya kaldığı zorluklara karşı yürütülen çalışmalarda yer almaktan onur duyduğunu belirtti. Siyaseti bırakma kararının bir geri çekilme olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydeden Soylu, bundan sonraki süreçte daha çok düşünce üretimi, danışmanlık ve sosyal çalışmalarla kamuoyuna katkı sunmayı hedeflediğini söyledi.

