1. Haberler
  2. Gündem
  3. TRT | Üç belediye başkanı, AK Parti’ye katıldı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan teşkilata sosyal medya uyarısı

TRT | Üç belediye başkanı, AK Parti’ye katıldı! Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan teşkilata sosyal medya uyarısı

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

CHP’den uzun süre önce istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve dün istifa eden Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ile İYİ Partili Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı, AK Parti’ye katıldı. Üç başkana rozetlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan taktı.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda önemli değerlendirmelerde bulundu.

İşte Erdoğan’ın konuşmasından öne çıkan satır başları:

Konuşmamın hemen başında hem Türkiye olarak hem İslam âlemi olarak bugün idrak ettiğimiz Aşure Günü’nün ve Muharrem ayının hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum. Bu vesileyle Hazreti Hüseyin Efendimizi ve Ehl-i Beyt’i bir kez daha kemal-i edeple yâd ediyor, Allah’ın selamı onların üzerine olsun diyorum.

Venezuela’daki peş peşe depremler

Yine buradan, bu sabah meydana gelen iki büyük depremle sarsılan dost Venezuela halkına ve hükümetine geçmiş olsun dileklerimi iletiyor, bu zor günlerinde Türkiye’nin yanlarında olduğunu belirtiyorum.

11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük siyasi hareketlerinden biriyiz

AK Parti olarak bugün dünyada eşi benzeri olmayan bir teşkilat gücüne sahibiz. 11 milyon 500 bini aşkın üyemizle sadece Türkiye’nin değil, dünyanın en büyük, en yaygın siyasi hareketlerinden biriyiz. Şunu bir defa açıkça söylemek isterim. Bizim tasavvurumuzda üyelik sadece bir kayıt işleminden ibaret değildir. Bizde üye demek, millete hizmet mücadelesine nefer yazılmak demektir. Bu uğurda gerektiğinde yardan ve serden geçmek demektir. Her türlü fedakârlığı göze almak demektir. Bu milletin, bu ümmetin sorumluluğunu yüreğinde taşımak demektir. İdeallerimize gönül vermek, davamıza ömür vermek demektir.

AK Parti’nin çelik çekirdeği, kaderini kaderimize, kavlini kavlimize, kalbini kalbimize rabt eylemiş 11 milyon 500 bin kardeşimizin hepsi birdir. Bunun için her fırsatta şunu diyoruz. Biz sadece siyasi bir parti değiliz. Aynı zamanda bir dava hareketiyiz. Biz aynı ideallere inanan, aynı istikbale yürüyen bir gönül hareketiyiz.

Üye kaydının yapıldığı an, millete hizmet mücadelesi başlamıştır

Özellikle bilinmesini isterim ki teşkilatçılık anlayışımızda üye kaydının yapıldığı an, millete hizmet mücadelesi başlamıştır. Bu anlayışta üyelerimizle irtibatımızı güçlendirirken, bir yandan da esnaf, çarşı ve pazar ziyaretleriyle milletimizle gönül bağımızı sağlam tutuyoruz.Evlerinde, iş yerlerinde, Türkiye’nin dört bir yanındaki üyelerimizin misafiri oluyoruz. Verdiğimiz mücadeleyi, ülkemiz için kurduğumuz hayalleri, Türkiye Yüzyılı hedeflerimizi kendileriyle istişare ediyoruz.

2026 senesini Mahalle Çalışmaları Yılı ilan ettik

Biliyorsunuz, üye sayısında kırdığımız rekorun ardından 2026 senesini Mahalle Çalışmaları Yılı ilan ettik. Daha fazla sayıda insanımıza ulaşmak, mahallelerdeki varlığımızı daha da güçlendirmek amacıyla yoğun bir çalışmanın içindeyiz. Tüm teşkilatımızın gayretiyle 2026 yılını AK Parti ailesini hem üye sayısı hem de derinlik itibarıyla büyütmek için bir fırsata çeviriyoruz. Muhalefetin bırakın yolunu, adını sanını dahi bilmediği mahallelerde davamıza aşkla hizmet eden, mücadelemize omuz veren kardeşlerimize teşekkür ediyor, mahalle başkanlarımızı yürekten tebrik ediyorum.

Reklam Alanı

Burada şunu da büyük bir memnuniyetle ifade etmek istiyorum. Eser, hizmet ve kardeşlik siyasetinin temsilcisi olan AK Partimize yönelik teveccüh her seviyede katlanarak artıyor. Huzur arayan, kardeşlik ve dayanışma arayan, şehrine, ilçesine, beldesine hizmet etmek isteyen hemen herkes bu ailenin bir ferdi olarak bu çatı altında siyaset yapmayı arzu ediyor.

Yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız

Pazartesi bir ilçe belediye başkanımızı, dün ise bir milletvekilimizi saflarımıza dâhil ettik. Bugün de yeni belediye başkanlarımızı bağrımıza basacağız. Birazdan AK Parti ailesine intisap edecek tüm arkadaşlarımıza aramıza hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum. Millete ve memlekete hizmet yolculuğunda inşallah bundan sonra tam bir dayanışma içinde olacak, halkımızın güvenini boşa çıkarmayacağız. İlkelerimizi benimseyen, huzurlu ve saygılı bir atmosferde ülkesi ve milleti için hayırlı bir iş yapmak isteyenleri bünyemize katmaya devam edeceğiz.

Siyaset, millete tepeden bakan bir faaliyet alanı değildir

Bize göre siyaset, millete tepeden bakan bir faaliyet alanı değildir. Aksine toplum, siyasetin asli unsurudur, sahibidir, kurucu öznesidir. İster yerel düzeyde ister tüm ülke sathında olsun, siyaset felsefemizin temelinde insan vardır. İnsana saygı vardır. 86 milyonun her bir ferdi bizim nazarımızda eşittir. Aynı değerdedir. Oy versin ya da vermesin. Bizi desteklesin veya desteklemesin. Hiçbir ayrım yapmadan aynı derecede hizmete ve hürmete layıktır. Biz siyaset yaparken de hizmet ederken de daima bu anlayışla hareket ettik. Karşımızdaki kim olursa olsun saygıyı elden bırakmadık. Muhatabımızı rencide edecek, incitecek, gönlünü kıracak hiçbir davranışın içinde olmadık. Hazreti Mevlâna’nın asırları aşan şu öğütlerini kendimize rehber eyledik. “Sevgi de güneş gibi ol. Dostluk ve kardeşlik de akarsu gibi ol. Hataları örtmede gece gibi ol. Tevazuda toprak gibi ol. Öfkede ölü gibi ol. Her ne olursan ol. Ya olduğun gibi görün. Ya göründüğün gibi ol.”

Etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın yayıldığını görüyoruz

İşte bu anlayışla, işte bu ilkeler çerçevesinde sadece bize oy verenlerin değil, 86 milyonun hizmetkârı olduk. Maruz kaldığı tüm saldırılara rağmen AK Parti’yi milletin gönlünde yıkılmaz kılan işte bu vasıflarımızdır. Bunları korumak ve gözetmek hepimizin asli vazifesidir. Seçmenden oy isterken müşfik, mütevazı ve saygılı ama milletten yetkiyi aldıktan sonra kibirli, üstenci, incitici bir tavır bizim tavrımız değildir.

Bunu özellikle şunun için söylüyorum. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim. Sosyal medyanın da tesiriyle etkileşim avcılığı denilen bir hastalığın hem toplumda, hem kamuda, hem de yerel yönetimlerde yayıldığını görüyoruz. Mahremiyet yok sayılırken özel alan kavramı anlamını yitirmekte. Görünür olmak, gündeme gelmek, tartışılmak, insan onuru dâhil her türlü değerin, her türlü hassasiyetin önüne geçmektedir. Gündem olma ve gündemde kalma kaygısı bir müddet sonra büyük bir kapana dönüşmektedir. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kapana siyasetçiler de düşmektedir.

Kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz

Maalesef kendi arkadaşlarımızın bir kısmının da bilerek veya bilmeden bu ters akıntıya kapıldıklarına şahit oluyoruz. Ne siyaseten ne de iletişim boyutuyla bize herhangi bir faydası olmayan, tam tersine partimize zarar veren bu tür yanlışlara karşı dikkatli olunması gerektiğinin altını önemle çiziyorum. Vatandaşın kalbini kıran, esnafa hoyrat davranan, icraat peşinde değil şov peşinde koşan bir yaklaşım belki muhalefetin siyaset tarzı olabilir. Ama bunu bizim tasvip etmemiz asla mümkün değildir.

Görevi, unvanı, makamı ne olursa olsun hiçbir arkadaşım şunu unutmasın. Hepimiz bulunduğumuz koltuklara milletin takdiriyle, tensibiyle geldik. Milletimiz emaneti bizlere kendisine hizmet etmemiz, eser üretmemiz, refahını artırmamız için tevdi etti. Millete hizmet yerleri gösteri alanı değil, sorumluluk makamlarıdır. Vatandaşımızın karşısına çıktığımızda, esnafımızın kapısını çaldığımızda da görevimiz gereği kamu gücünü kullandığımızda da taşıdığımız emanetin ağırlığıyla mütenasip hareket etmek zorundayız.

Yüz yüze etkileşimin yerini hiçbir dijital platform, hiçbir uygulama alamaz

Her zaman söylediğim gibi mesele kalp kazanmak, gönülleri fethetmektir. Yüz yüze etkileşimin, sıcak ve seviyeli bir hasbihalin yerini hiçbir dijital platform, hiçbir uygulama alamaz. Eğer öyle olsaydı bugün siyasette durum çok farklı olurdu. Eğer öyle olsaydı bu millet her seçim öncesinde bize siyasi ömür biçen o çok bilmişleri ters köşe yapmazdı. Eğer öyle olsaydı siyaset ve toplum mühendisleri amaçlarına ulaşmış olurdu. Eğer sosyal medya rüzgârıyla seçim kazanılsaydı bugün iktidarda da Cumhurbaşkanlığında da başkaları olurdu.

Sosyal medyadaki yankı odalarına da hapsolmayacağız

Elbette yeni medya araçlarını, teknolojinin sağladığı asimetrik imkânları göz ardı etmeyeceğiz. Yaptıklarımızı, hizmetlerimizi, icraatlarımızı en güzel şekilde bu mecraları da kullanarak halkımızla, bilhassa da yeni kuşaklarla paylaşacağız. Ama sosyal medyadaki yankı odalarına da hapsolmayacağız. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığımızdan bu yana yaptığımız gibi vakar içinde, nezaket içinde, demokratik bir kültür içinde halkımıza hizmet etmeyi sürdüreceğiz.

Efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye geldik

Teşkilat yöneticilerimizden milletvekillerimize, bakanlarımızdan belediye başkanlarımıza kadar tüm yol ve dava arkadaşlarımdan bu prensip ve ilkelerle hareket etmelerini beklediğimizi özellikle vurgulamak isterim. Teşkilatımızdaki hiçbir kardeşim şunu aklından çıkarmasın. Biz efendilik taslamaya değil, millete hizmet etmeye, hizmetkârlık yapmaya geldik. Bu minvalde, bu istikamette yürümeye de devam edeceğiz.

Siyasi rakiplerimizle gereksiz polemiklerden uzak duruyoruz

Bir taraftan şehirlerimizi abat etmek için canla başla çalışırken, diğer taraftan da siyasi rakiplerimizle gereksiz polemiklerden uzak duruyoruz. Muhatabını karalamak, kötülemek, muhatabının acziyetinden rant devşirmeye çalışmak bizim siyaset tarzımız değildir. Bizden kayıkçı kavgalarının parçası olmamızı bekleyen beyhude yere bekler. Biz iş yapmanın, taş üstüne taş koymanın derdindeyiz. Biz eser ve hizmet siyasetimizle yeni gönüller kazanmanın peşindeyiz.

Tabii burada şunu da açıkça dile getirmekte yarar görüyorum. Gerilimden, kamplaşmadan kaçınmamız insanımızın hak ve hukukunun çiğnenmesine kayıtsız kalacağımız anlamına asla gelmez. Biz milletten icazeti sadece hizmet için almadık. Aynı zamanda yıllardır ötelenen, örselenen, kendi öz yurdunda oraya buraya itilen kardeşlerimizin haysiyetini, izzetini, özgürlüklerini savunmak için de aldık.

Sesi çok çıkan kibir abidelerinin sessiz çoğunluğu susturma girişimlerine şahit oluyoruz

28 Şubat döneminde darbecilerin kahrına uğrayan insanlarımızın bir daha aynı zorbalığa maruz kalmaması için de milletimizden yetki aldık. 23 yıldır bu konuda çok büyük hassasiyet gösterdik. Ne bir başkasının hayat tarzına müdahale ettik, ne de kendini bu ülkenin sahibi gören küstah azınlığın hayat tarzı dayatmasına müsaade ettik. Ne bir başkasının inancına karıştık. Ne de Jakoben zihniyetin günümüzdeki temsilcilerinin insanımızın inancına karışmasına eyvallah ettik.

Buna rağmen artık eskisi kadar olmasa da zaman zaman sesi çok çıkan kibir abidelerinin sessiz çoğunluğu susturma, yıldırma, tedip ve tehdit etme girişimlerine şahit oluyoruz. Bunlarla mücadelemizi hukuk ve demokrasi zemininde sürdürüyoruz. Hükûmet olarak 2026 Türkiye’sinde hâlen 28 Şubat döneminin özlemiyle hareket eden, bu ülkeyi tapulu mülkü gibi gören baskıcı zihniyetin tekrar canlandırılmasına izin vermeyeceğimizin bilinmesini istiyorum.

Kimse bir başkasına dayatmada bulunamaz

İlkemiz bellidir. İnanç özgürlüğü Anayasamız tarafından güvence altına alınmıştır. Dahası, 86 milyonun yaşam tarzı bizim teminatımız altındadır. Kimse bir başkasına dayatmada bulunamaz. Üzerinde baskı kuramaz. Küçük, dar bir zümre laiklik kavramını istismar ederek bu millete yaşam tarzı dikte edemez.

Şunu da burada açık açık ifade ediyorum. Eskiden olduğu gibi bir avuç müstekbirin topluma parmak sallayarak azarladığı, kadınları kılık kıyafetine göre ayrıştırdığı, Anadolu insanını irticacı, gerici, yobaz diyerek tahkir ettiği günler artık geride kalmıştır. Eski imtiyazlarını, eski nobranlıklarını özleyenler boş durmasa da biz bu görevlerde olduğumuz müddetçe o karanlık dönemler inşallah bir daha asla geri dönmeyecektir. Bu ülkede hiç kimsenin saçından, sakalından, çarşafından, cübbesinden, başörtüsünden dolayı aşağılanmasına, hakarete uğramasına, kendini dışlanmış, kendini ötelenmiş hissetmesine kesinlikle göz yummayacağız. Türkiye’yi büyütmeye, Cumhuriyetimizi büyütmeye, hak ve özgürlükleri her bir vatandaşımız için genişletmeye, 86 milyonun tamamını bir, beraber ve eşit görmeye devam edeceğiz. Rabbim yar ve yardımcımız olsun diyorum.

Belediye başkanlarımıza da ailemize hoş geldiniz diyorum

Bu düşüncelerle sözlerime son verirken Genişletilmiş İl Başkanları Toplantımızın hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bugüne kadar verdiğiniz emekleriniz ve bundan sonraki çalışmalarınız için her birinize tekrar teşekkür ediyorum. Şehirlerinize döndüğünüzde oradaki vatandaşlarımıza ve teşkilat mensuplarımıza selamlarımı iletmenizi sizlerden istirham ediyorum. Ve bugün aramıza katılacak olan belediye başkanlarımıza da ailemize hoş geldiniz diyorum.

3 belediye başkanı AK Parti’ye katıldı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının CHP’den uzun süre önce istifa eden Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan ve dün istifa eden Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan ile İYİ Partili Nevşehir Belediye Başkanı Rasim Arı AK Parti’ye katıldı.

İlk olarak Rasim Arı’nın ardından da Mesut Özarslan’ın rozeti takıldı.

Son olarak da Keşan Belediye Başkanı Mehmet Özcan kürsüye çıktı.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.