ABD yönetiminin, Hamas sonrası Gazze’de kurulması planlanan yeni polis gücü için organize suç bağlantılı silahlı aşiretlerden isimleri değerlendirdiği öne sürüldü. İsrail’in destek verdiği iddia edilen planın, yetkililer ve bazı Batılı ülkeler nezdinde ciddi endişelere yol açtığı belirtildi
The Telegraph gazetesinin haberine göre, Donald Trump yönetimi Hamas sonrası Gazze’de oluşturulması planlanan yeni güvenlik gücünün, Hamas karşıtı mevcut silahlı milislerden yoğun şekilde personel içermesini önerdi. Batılı yetkililer, İsrail’in de söz konusu öneriye destek verdiğini belirtti.
Gazze’de aile bağları temelinde örgütlenen silahlı aşiretlerin geçmişte organize suç faaliyetleriyle bağlantılı olduğu ve bölgede halk arasında ciddi güvensizlik yarattığı ifade ediliyor. Son aylarda bu grupların yardım konvoylarını yağmaladığı, cinayet ve adam kaçırma olaylarına karıştığı yönünde suçlamalar gündeme geldi.
En az iki büyük aşiret/çete grubunun üyeleri arasında, geçmişte İŞID saflarında savaşmış ya da örgüte bağlılık bildirmiş isimlerin bulunduğu da öne sürüldü.
Üst düzey bir kaynak, ABD’li askeri komutanların, “güvenilir güvenlik ortakları olmadan Trump’ın barış sürecinin başarı şansının bulunmadığı” görüşünde olduğunu aktardı. İngiltere ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu bazı ülkelerin planın uygulanabilirliği konusunda endişe taşıdığı belirtildi.
Kushner ve “ideolojik yaklaşım” tartışması
Habere göre, Trump’ın damadı Jared Kushner, 20 maddelik barış planının hayata geçirilmesi sürecinde kilit rol oynuyor. Kushner’in, İsrail ordusunun kontrolündeki bölgelerde geçici “güvenli” yerleşimler kurarak Filistinlileri Hamas’ın kontrolündeki alanlardan uzaklaştırmayı hedeflediği belirtiliyor.
İlk yerleşimin, eski Refah kentinin bulunduğu alanda inşa edildiği ve bu bölgenin İsrail destekli “Halk Güçleri” milisinin etkin olduğu bir alan olduğu ifade edildi. Söz konusu grubun geçmişte uyuşturucu kaçakçılığı ve yardım yağmasıyla suçlandığı aktarıldı. Milisin eski lideri Yaser Ebu Şebab’ın ise Aralık ayında iç anlaşmazlık sonucu öldürüldüğü bildirildi.
Kushner’in, Abraham Accords Institute CEO’su Aryeh Lightstone ile yakın çalıştığı ve güvenlik konularında İsrail’in pozisyonuna ideolojik olarak yakın bir çizgi izlediği öne sürüldü. Planlamaların önemli bölümünün Tel Aviv’de bir otelde yürütüldüğü ve milyarder yatırımcılarla görüşmeler yapıldığı iddia edildi.
Batılı yetkililer, söz konusu yaklaşımın sahadaki gerçeklerle örtüşmediğini savunuyor. Bir yetkili, “Gazze’de Hamas’tan hoşnut olmayan çok sayıda kişi var, ancak aşiretlere de güvenmiyorlar. Onları suç örgütü olarak görüyorlar” değerlendirmesinde bulundu.
Tartışmalı isimler ve geçmiş bağlantılar
ABD ve İsrail’in yeni polis gücü için hangi aşiretlerden isimleri değerlendirdiği netlik kazanmadı. Ancak Beyaz Saray, bu yaklaşımın önerildiğini yalanlamadı.
Yaklaşık 20 yıl önce yayımlanan raporlarda, bazı Gazze merkezli grupların uyuşturucu ve silah kaçakçılığı faaliyetlerine karıştığına dair endişeler yer almıştı. Halk Güçleri içindeki bazı isimlerin, Mısır’a karşı Sina’da IŞİD saflarında savaştığı öne sürülüyor.
Gazze kentindeki Dogmuş aşiretinin de geçmişte radikal örgütlerle bağlantılı olduğu iddia edildi. Aşiretin, 2006’da Hamas tarafından kaçırılan İsrailli asker Gilad Şalit’in tutulmasına yardımcı olduğundan şüphelenilmişti.
Şalit’in 2011’de serbest bırakılması karşılığında 1000’den fazla Filistinli mahkumun bırakılması, İsrail’de güvenlik açısından tartışmalı bir adım olarak değerlendirilmişti.
Dogmuş ailesi mensuplarının liderlik ettiği “İslam Ordusu” adlı grubun ise 2007’de BBC muhabiri Alan Johnston’u kaçırarak 114 gün rehin tuttuğu biliniyor.
CIA ve İsrail desteği
Bazı İsrail medya organları, Gazze savaşının başında söz konusu gruplara Ramallah merkezli Filistin Yönetimi’nin güvenlik birimleri tarafından, CIA desteğiyle yardım sağlandığını, daha sonra ilişkilerin İsrail tarafından devralındığını öne sürdü.
Bir Batılı yetkili, sürecin ivme kaybettiğini belirterek, “Sahada güvenilir bir güç olmadan bu sürecin başarılı olması mümkün görünmüyor” dedi.
ABD yönetiminden bir yetkili ise polis gücü için güvenlik soruşturması ve eleme sürecinin planlanmaya devam ettiğini belirterek, “Başkanın da ifade ettiği gibi Hamas, tamamen ve derhal silahsızlanma taahhüdünü yerine getirmelidir” açıklamasında bulundu.

