İsviçre, 14 Haziran 2026’da kritik bir referanduma gidecek. İsviçre Halk Partisi’nin (SVP) öncülüğündeki “10 Milyon İsviçre’ye Hayır” girişimi, ülkenin daimi ikamet eden nüfusunu 2050’ye kadar 10 milyonla sınırlandırmayı hedefliyor. Şu anda 9.1 milyon nüfusa sahip zengin Alp ülkesi, bu oylamayla derin bir bölünme yaşıyor.
SVP ve destekçileri, son 20 yılda nüfusun yaklaşık 1.7 milyon arttığını, bunun neredeyse tamamen göç kaynaklı olduğunu savunuyor. Konut krizi, yükselen kiralar, trafik yoğunluğu, aşırı kentleşme, kalabalık toplu taşıma ve sağlık sistemindeki baskıyı “aşırı göç”e bağlıyorlar.
Sputnik’in haberine göre; Girişime göre nüfus 9.5 milyonu aşarsa hükümet, sığınma hakkı ve aile birleşimini kısıtlamak zorunda kalacak. 10 milyona ulaşılırsa ise Avrupa Birliği ile Serbest Dolaşım Anlaşması feshedilecek. Bu durumda Schengen ve Dublin anlaşmaları da tehlikeye girecek.
Hükümet, parlamento ve diğer partilerin büyük çoğunluğu (FDP, Sosyalistler, Yeşiller) öneriye karşı. Onlara göre bu “kaos girişimi”, ekonomiyi felç eder, işgücü açığını derinleştirir ve AB ile ilişkileri kopma noktasına getirir.
İsviçre’nin otel-restoran sektöründe çalışanların yüzde 46’sı, inşaat sektöründe ise yüzde 34’ü yabancı.
Emeklilik sistemi ve sosyal güvenlik ağının yaşlanan nüfus nedeniyle zaten baskı altında olduğu bir dönemde göçü sert sınırlamak, yüz binlerce işgücü açığı yaratabilir.
Anketler: Yarış baş başa
Son anketler sonucu belirsiz gösteriyor. Mayıs başı itibarıyla “Evet” ve “Hayır” oyları neredeyse eşit (yüzde 47-yüzde 47). Bazı anketlerde “Evet” yüzde 52’ye kadar çıkıyor. Almanca konuşulan kantonlar sınırlamaya daha sıcak bakarken, Fransızca konuşulan batı bölgeleri AB anlaşmalarını korumaktan yana. Referandumun geçmesi için hem ülke genelinde yüzde 50+1 hem de kantonların yarısından fazlasının onayı gerekiyor.
Ekonomik ve demografik endişeler
Uzmanlar, önerinin kabulü halinde yapısal işgücü sıkıntısının 300 bin kişiyi aşabileceğini belirtiyor. Üniversite araştırmaları, çalışma çağındaki nüfus azalmasının makroekonomik olumsuz etkilere yol açacağını, özellikle turizm, inşaat ve bakım sektörlerini vuracağını söylüyor.
Hükümet, “Mucize bir çözüm yok” diyerek, yaşlanan nüfus nedeniyle sosyal güvenlik sistemlerinin daha fazla finanse edilmesi gerekeceğini, bunun da yaşam maliyetini artıracağını vurguluyor.
SVP ise minare yasağı ve burka yasağı gibi önceki referandumlarda başarılı olmuştu. 2014’teki göç kotası girişimi de kabul edilmiş, ancak yeterince uygulanmadığı eleştirisi yapılıyor.

