1. Haberler
  2. Dünya
  3. Reuters | Hazırlıklar uydu görüntülerinde: Hem İran hem ABD son sürat savaşa hazırlanıyor

Reuters | Hazırlıklar uydu görüntülerinde: Hem İran hem ABD son sürat savaşa hazırlanıyor

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

ABD, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en büyük hava gücü konuşlandırmasını gerçekleştiriyor. Donald Trump’ın İran’a yönelik saldırı emri verip vermeyeceği tartışılırken Tahran kanadının hazırlıkları uydudan fotoğraflandı.

ABD ile İran arasında nükleer program konusunda müzakereler sürüyor. Geride kalan günlerde Washington kanadı bölgeye uçak gemileri, savaş uçakları ve hatta denizaltılarla yığınak yaptı. İran’ın bu süreçteki hazırlığı ise uydu görüntülerinde ortaya çıktı. Görüntülere göre İran, bu tesislerde hem tahkimat hem de yeniden inşa faaliyetleri gerçekleştiriyor.

Tahran’ın yaklaşık 30 kilometre güneydoğusunda bulunan Parchin Military Complex, İran’ın en hassas askeri tesislerinden biri olarak biliniyor. Batılı istihbarat kaynakları, İran’ın burada yirmi yılı aşkın süre önce nükleer bomba detonasyonuyla bağlantılı testler gerçekleştirmiş olabileceğini öne sürmüştü. İran ise nükleer silah arayışında olduğu iddialarını her zaman reddetti.

İsrail’in Ekim 2024’te Parchin’i vurduğu bildirildi. Saldırı öncesi ve sonrası uydu görüntüleri, dikdörtgen biçimli bir binada ciddi hasar oluştuğunu ve 6 Kasım 2024 tarihli görüntülerde yeniden inşa faaliyetlerinin başladığını gösterdi.

12 Ekim 2025 tarihli görüntülerde yeni bir yapının iskeletinin yükseldiği ve bitişiğinde iki küçük yapının bulunduğu görülüyor. 14 Kasım tarihli görüntülerde büyük yapının metal bir çatıyla kaplandığı dikkat çekiyor.

Reuters’ın haberine göre 13 Aralık tarihli görüntülerde tesisin kısmen örtüldüğü, 16 Şubat itibarıyla ise uzmanlara göre beton bir yapı altında tamamen gizlendiği görülüyor.

Merkezi ABD’de bulunan Institute for Science and International Security (ISIS), 22 Ocak tarihli analizinde, sahada “Taleghan 2” olarak tanımladığı yeni tesisin etrafına bir “beton lahit (sarkofaj)” inşa edilmesinde ilerleme kaydedildiğini bildirdi.

ISIS, Kasım ayında yayımladığı değerlendirmede ise görüntülerde “yaklaşık 36 metre uzunluğunda ve 12 metre çapında, yüksek patlayıcı muhafaza kabını andıran uzun silindirik bir yapının bina içine yerleştirildiğini” aktarmıştı.

Raporda, “Yüksek patlayıcı muhafaza kapları nükleer silah geliştirilmesi açısından kritik öneme sahiptir; ancak birçok konvansiyonel silah geliştirme sürecinde de kullanılabilir” denildi.
Adli görüntü analisti William Goodhind, çatının çevreyle benzer renkte olduğunu belirterek, “Beton rengini gizlemek amacıyla büyük olasılıkla üzeri toprakla kaplandı” değerlendirmesinde bulundu.
ISIS’in kurucusu David Albright ise sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda, “Müzakereleri oyalamanın faydaları var: Son iki-üç haftada İran, yeni Taleghan 2 tesisini gömmekle meşguldü… Daha fazla toprak mevcut ve tesis yakında tamamen tanınamaz bir sığınağa dönüşebilir; bu da hava saldırılarına karşı ciddi koruma sağlar” ifadelerini kullandı.

İsfahan Nükleer Kompleksi’nde durum ne?

İran’daki üç uranyum zenginleştirme tesisinden biri olan ve Haziran ayında ABD tarafından bombalanan Isfahan Nuclear Complex, nükleer yakıt döngüsüne ait tesislerin yanı sıra diplomatlara göre İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun büyük bölümünü barındıran yer altı alanlarını da içeriyor.

Ocak ayı sonlarında çekilen uydu görüntüleri, kompleksteki iki tünel girişinin toprakla kapatılmasına yönelik yeni çalışmalar yapıldığını gösterdi. ISIS’in 9 Şubat tarihli güncellemesine göre üçüncü giriş de dolduruldu ve böylece tünel kompleksinin tüm girişleri “tamamen gömülmüş” oldu.

10 Şubat tarihli görüntülerde üç tünelin de kapatıldığı görülüyor.

Reklam Alanı

ISIS, tünel girişlerinin doldurulmasının “olası bir hava saldırısının etkisini azaltmaya yardımcı olacağını ve içeride bulunabilecek yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyumu ele geçirmek ya da imha etmek amacıyla düzenlenecek özel kuvvet operasyonlarında kara erişimini zorlaştıracağını” belirtti.

ISIS, 10 Şubat’tan bu yana Natanz’a yaklaşık 2 kilometre mesafedeki ve bir dağın altındaki tünel kompleksine ait iki girişin “sertleştirilmesi ve savunma açısından güçlendirilmesi” yönünde çalışmalar sürdüğünü bildirdi.
Natanz, İran’ın diğer iki uranyum zenginleştirme tesisine ev sahipliği yapıyor.

Füze üssünde onarım çalışmaları

İran’ın güneyinde, Şiraz’ın yaklaşık 10 kilometre güneyinde bulunan Shiraz South Missile Base, İsrailli düşünce kuruluşu Alma Research and Education Center’a göre orta menzilli balistik füze fırlatma kapasitesine sahip 25 ana üsten biri.
3 Temmuz 2025 ile 30 Ocak 2026 tarihli görüntülerin karşılaştırılması, üssün ana lojistik ve muhtemel komuta kompleksinde onarım ve temizleme çalışmalarının yürütüldüğünü gösteriyor.

Goodhind, “Temel çıkarım, kompleksin hava saldırıları öncesindeki tam operasyonel kapasitesine henüz dönmediğidir” dedi.

Kum Füze Üssü’nde çatı yenilendi

Kum kentinin yaklaşık 40 kilometre kuzeyindeki Qom Missile Base, Alma’ya göre yüzeyde orta düzeyde hasar aldı.

16 Temmuz 2025 ile 1 Şubat 2026 tarihli görüntülerin karşılaştırılması, hava saldırısında hasar gören bir binanın çatısının yenilendiğini ortaya koydu. Goodhind’e göre çatı onarımının 17 Kasım’da başladığı ve yaklaşık 10 gün içinde tamamlandığı tahmin ediliyor.

Öte yandan Wall Street Journal’in haberine göre bölgedeki askeri yığınak, 2003 Irak işgalinden bu yana görülen en büyük hava gücü birikimi olarak değerlendiriliyor.
Son günlerde gelişmiş F-35 ve F-22 savaş uçakları bölgeye kaydırıldı. İkinci bir uçak gemisi, taarruz ve elektronik harp uçaklarıyla birlikte yola çıktı. Büyük hava operasyonlarını koordine etmekte kritik rol oynayan komuta-kontrol uçakları da bölgeye intikal ediyor. Ayrıca son haftalarda ilave hava savunma sistemleri konuşlandırıldı.

ABD’li yetkililer, bu askeri kapasitenin, Haziran ayında İran’daki üç nükleer tesise düzenlenen ve “Midnight Hammer” olarak adlandırılan tek seferlik saldırının ötesinde, haftalar sürebilecek kapsamlı bir hava harekâtı seçeneği sunduğunu belirtiyor.

Diplomasi masada ama…

ABD ve İran temsilcileri bu hafta Cenevre’de uranyum zenginleştirme konusunda olası bir anlaşmayı görüşmek üzere bir araya geldi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, görüşmelerde “bir miktar ilerleme” sağlandığını ancak “bazı başlıklarda hâlâ oldukça uzak” olunduğunu söyledi. Leavitt, İran’ın önümüzdeki haftalarda daha ayrıntılı bir teklif sunmasının beklendiğini ifade etti.

Trump’ın, İran’a saldırı seçeneğini değerlendirmesi halinde askeri alternatiflere ilişkin birden fazla brifing aldığı bildirildi. Yetkililere göre hazırlanan planlar, İran rejimine ve bölgedeki vekil güçlerine azami zarar verecek şekilde tasarlandı.

Rejimi hedef alan senaryolar

ABD ve yabancı yetkililere göre seçenekler arasında, İran’daki siyasi ve askeri liderlerin hedef alınacağı ve rejimin devrilmesini amaçlayan bir kampanya da bulunuyor.

Bir diğer senaryo ise yalnızca nükleer ve balistik füze tesislerini hedef alan sınırlı bir hava harekâtını içeriyor. Her iki seçeneğin de haftalar sürebileceği belirtiliyor.

Trump’ın henüz nihai kararını vermediği kaydedildi. Ulusal güvenlik ekibi Çarşamba günü Beyaz Saray’daki Durum Odası’nda İran başlığını ele aldı.

Trump, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda diplomatik bir anlaşmayı tercih ettiğini belirtti. Böyle bir anlaşma, ABD’nin taleplerinin tamamının kabul edilmesi halinde İran’ın nükleer programının sona erdirilmesini, bölgesel vekil güçlerinin dağıtılmasını ve balistik füze kapasitesinin ortadan kaldırılmasını öngörüyor.

İran’ın, hava gücünün sınırlı olması nedeniyle temel caydırıcılık unsuru olarak gördüğü balistik füzelerden vazgeçmeye yanaşmasının düşük ihtimal olduğu değerlendiriliyor. Trump ise önceliğinin nükleer mesele olduğunu, İran’ın uranyum zenginleştirmeyi durdurmasını istediğini vurguladı.

Netanyahu faktörü

Bazı danışmanlar ve yabancı liderler, Trump’a askeri baskının artırılması gerektiğini savunuyor. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun, İran’ın balistik füze üretiminin tamamen sona erdirilmesini istediği belirtiliyor.

Trump ise sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, İran’ın anlaşmaya yanaşmaması halinde Hint Okyanusu’ndaki Birleşik Krallık kontrolündeki Diego Garcia adasının kullanılmasının “gerekli olabileceğini” yazdı. Ayrıca İngiltere’deki Fairford hava üssünün de operasyon kapsamında değerlendirilebileceğini ifade etti.

Bölgedeki askeri varlık hakkında son gelen bilgiler

Uçuş takip verilerine göre ABD Hava Kuvvetleri, Ürdün’deki Muwaffaq Salti Hava Üssü ile Suudi Arabistan’daki Prince Sultan Hava Üssü’ne onlarca savaş ve destek uçağı konuşlandırdı. Bölgeye ilave F-35, F-15, F-16 savaş uçaklarının yanı sıra E-3 erken uyarı ve E-11 haberleşme uçakları sevk edildi.

ABD Donanması’nın Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’de, olası bir operasyonu desteklemek üzere 13 gemisi bulunuyor. Bunlar arasında uçak gemisi USS Abraham Lincoln ve balistik füzelere karşı savunma kapasitesine sahip dokuz destroyer yer alıyor. İkinci uçak gemisi USS Gerald R. Ford ve beraberindeki dört destroyer de bölgeye doğru ilerliyor.

Pentagon ayrıca Orta Doğu genelinde ilave kara konuşlu hava savunma sistemleri yerleştirdi.

1991 ve 2003’e kıyasla daha küçük ama teknolojik

Mevcut yığınak dikkat çekici olsa da, 1991 Körfez Savaşı ve 2003 Irak işgali öncesindeki askeri konuşlanmaların gerisinde kalıyor. 1991’de ABD, Basra Körfezi ve Kızıldeniz’e altı uçak gemisi konuşlandırmış ve 1.300’den fazla uçak kullanmıştı. 2003’te ise 863 uçak bölgeye yerleştirilmişti.

Bugünkü koşullar farklı. ABD Hava Kuvvetleri daha küçük; bölgede destek verecek geniş bir uluslararası koalisyon ya da kara gücü bulunmuyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri hava sahalarını olası ABD saldırılarına kapatmış durumda. Uçakların önemli kısmı Ürdün’de yoğunlaşıyor.

Buna karşın hassas vuruş kabiliyeti, görünmezlik (stealth) teknolojisi ve uzay tabanlı sistemlerde önemli ilerleme kaydedildi.

Savaşın sonrası belirsiz

Trump yönetimi, olası bir bombardımanın ardından İran’da nasıl bir siyasi tablo oluşacağı konusunda netliğe sahip değil.

Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Ocak ayında Kongre’ye yaptığı açıklamada, İran dini lideri Hamaney’in devrilmesi halinde kimin iktidara geleceğinin bilinmediğini söyledi. Bazı analistler, Devrim Muhafızları’nın kontrolü ele geçirebileceğini öne sürüyor.

ABD’li bazı eski askeri yetkililer ise diplomatik çözümün savaşa tercih edilmesi gerektiğini savunuyor. 1991 Çöl Fırtınası operasyonunda önemli rol oynayan emekli Hava Kuvvetleri generali David Deptula, bölgedeki askeri yığınağın İran liderliğini anlaşmaya zorlayabilecek bir mesaj niteliği taşıyabileceğini belirtti.
Buna karşılık ABD ve yabancı yetkililer, Tahran’ın Washington’ın tüm taleplerini kabul etmesinin düşük ihtimal olduğunu düşünüyor. İran’ın, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini yalnızca geçici olarak askıya almayı önerebileceği ifade ediliyor.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.