Almanya Başbakanı Friedrich Merz, Washington ve Pekin’le ilişkilerin soğuduğu bir dönemde Berlin’in enerji ve ticaretteki bağımlılığını azaltmak amacıyla Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan üç günlük Körfez turuna çıkıyor..
Almanya Başbakanı Friedrich Merz, çarşamba günü başbakan olarak Körfez bölgesine yapacağı ilk resmi ziyarete çıkıyor. Suudi Arabistan, Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni kapsayan üç günlük tur, Merz’in Almanya’nın ABD ve Çin’e olan ekonomik ve enerji bağımlılığını azaltma hedefinin somut bir adımı olarak değerlendiriliyor.
Politico’ya göre ziyaret, Merz’in “büyük güç siyaseti” olarak tanımladığı ve giderek daha tehlikeli hale geldiğini savunduğu yeni küresel döneme ilişkin yaklaşımını yansıtıyor. Merz’e göre, Donald Trump yönetimindeki ABD artık güvenilir bir ortak değil ve Avrupa ülkeleri, küresel baskılara karşı ayakta kalabilmek için Orta Doğu dahil olmak üzere yeni ticaret ve enerji ittifakları kurmak zorunda.
Enerji bağımlılığı Merz’in önceliği
Merz’e, enerji, savunma ve sanayi alanlarında yeni anlaşmalar hedefleyen üst düzey Alman iş insanlarından oluşan bir heyet de eşlik ediyor. Ziyaretin temel hedeflerinden biri, Almanya’nın sıvılaştırılmış doğal gazda (LNG) giderek artan ABD bağımlılığını azaltmak.
Rusya’dan Nord Stream boru hatlarıyla gelen gazın büyük ölçüde kesilmesinin ardından Almanya, LNG tedarikinde hızla ABD’ye yöneldi. Federal hükümet verilerine göre 2025’te Almanya’nın LNG ithalatının yüzde 96’sı ABD’den geldi. Bu oran, ülkenin toplam doğal gaz ithalatının yaklaşık onda birini oluştursa da önümüzdeki yıllarda daha da artması bekleniyor.
AB’nin Trump yönetimiyle yaptığı ticaret anlaşması kapsamında 2028 sonuna kadar ABD’den 750 milyar dolarlık enerji satın alma taahhüdü vermesi, bu bağımlılığın yapısal hale gelmesine yol açtı. Avrupa genelinde de tablo benzer: 2025’te AB’nin doğal gaz ithalatının dörtte birinden fazlası ABD kaynaklıydı. Bu oranın 2030’a kadar yüzde 40’a çıkması öngörülüyor.
“Aşırı bağımlılığın bedelini ödedik”
Alman siyasetinde, Rus enerjisine olan bağımlılığın yerini ABD’ye yönelik “yeni ve kırılgan” bir bağımlılığın aldığı yönündeki görüş giderek yaygınlaşıyor. Sosyal Demokrat Parti’den enerji politikaları üzerine çalışan milletvekili Sebastian Roloff, “Rusya’nın saldırgan savaşı sonrası, tek bir ülkeye aşırı bağımlılığın ne kadar ağır sonuçlar doğurabileceğini acı şekilde öğrendik” dedi.
Roloff, Trump’ın Grönland’ı kontrol altına alma yönündeki çıkışları ve ABD’nin yeni ulusal güvenlik stratejisinin, Almanya’nın enerji tedarikinde çeşitlendirmeye gitmesi gerektiğini açık biçimde gösterdiğini savundu.
Trump yönetiminin güvenlik stratejisinde, petrol, gaz, kömür ve nükleer enerjide “Amerikan hâkimiyetinin” küresel güç projeksiyonu için kullanılacağının açıkça ifade edilmesi, Avrupa’da enerji ihracatının siyasi baskı aracı haline gelebileceği endişelerini artırıyor.
Katar ve BAE ile yeni arayışlar
Bu nedenle Merz ve heyeti, dünyanın en büyük doğal gaz üreticilerinden biri olan Katar ile Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkileri derinleştirmeyi hedefliyor. AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen de geçtiğimiz hafta, ABD LNG’sine bağımlılığı azaltmak için Katar başta olmak üzere alternatif tedarikçilerle temasların artırılacağını açıklamıştı.
Ancak Brüksel’de bazı diplomatik çevreler, Merz’in bu girişimleri ulusal düzeyde yürütmesini eleştiriyor. İsmini vermek istemeyen bir AB diplomatı, Almanya’nın “gaz konusunda tek başına hareket ettiğini” savunarak, “Merz neden AB adına koşuşturuyor gibi davranıyor, bunu anlamak zor” dedi.
Savunma ve yatırım da masada
Merz’in Körfez turu yalnızca enerjiyle ilgili görüşmelerden ibaret olmayacak. Almanya, Körfez ülkelerinden daha fazla yatırım çekmeyi ve ticaret hacmini artırmayı hedefliyor. Bu çerçevede savunma sanayi de önemli başlıklardan biri. ABD’ye silah alımında bağımlı olmak istemeyen Körfez ülkeleri, Almanya’nın gevşetilen silah ihracat kuralları sonrası Berlin’i potansiyel bir ortak olarak görüyor.
Üst düzey bir Alman hükümet yetkilisi, “Savunma sanayi işbirliği bölgedeki ortaklarımız için de önemli bir konu olacak” dedi.
Merz’e insan hakları eleştirileri yöneltildi
Ancak bu açılım eleştirilerden muaf değil. Suudi Arabistan gibi insan hakları sicili tartışmalı ülkelerle derinleşen ilişkiler, Almanya’nın değer temelli dış politika söylemiyle çeliştiği gerekçesiyle eleştiriliyor.
Alman Dış İlişkiler Konseyi’nden enerji ve iklim uzmanı Loyle Campbell, “ABD LNG’sine aşırı bağımlılığı azaltmak için otoriter liderlerle el sıkışmak ideal bir çözüm değil” dedi.
Merz ise bu eleştirileri paylaşmıyor. Ona göre Avrupa, yeni büyük güçler çağında ancak gerçekçi bir güç siyasetiyle kendi değerlerini koruyabilir. Merz, kısa süre önce yaptığı bir konuşmada bu yaklaşımı şöyle özetlemişti:
“Dünyada fikirlerimizi en azından kısmen hayata geçirebilmemiz, bizim de güç siyasetinin dilini konuşmayı öğrenmemize bağlı.”

