Fransa’da 2027 cumhurbaşkanlığı seçimlerine ilişkin anketler, Avrupa Birliği’nin ikinci büyük ekonomisinde siyasi merkezin hızla güç kaybettiğine işaret ediyor. Son araştırmalar, Jordan Bardella ile Jean-Luc Mélenchon’un ikinci turda karşı karşıya gelebileceğini gösteriyor
Fransa’da gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde siyasi dengeler yeniden şekilleniyor. Uzun süredir seçimlerin favorisi olarak görülen aşırı sağcı Jordan Bardella’nın yanı sıra, radikal sol lider Jean-Luc Mélenchon’un da ikinci tura kalma ihtimali güçlenirken, Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un ardından ülkenin merkez siyasetini temsil etmeyi hedefleyen isimler ise parçalanmış bir görüntü veriyor.
Politico‘nun haberine göre son kamuoyu yoklamaları, Avrupa Birliği ve NATO’ya eleştirel yaklaşan iki adayın ikinci turda karşı karşıya gelmesinin artık uzak bir ihtimal olmadığını ortaya koyuyor. Böyle bir sonuç, uzun yıllardır Fransa siyasetinde belirleyici rol oynayan merkez sağ ve merkez sol blokların seçim dışında kalması anlamına gelecek.
Ulusal Birlik’in (RN) lideri Bardella, aylardır anketlerde ilk sırada yer alıyor. Ancak son haftalarda dikkat çeken gelişme, Boyun Eğmeyen Fransa (LFI) lideri Mélenchon’un yeniden yükselişe geçmesi oldu. Son anketlerde Mélenchon’un, merkez sağın önde gelen ismi ve eski başbakan Édouard Philippe ile başa baş bir konuma geldiği görülüyor.

Bir başka araştırma ise merkezde çok sayıda adayın yarışması halinde Mélenchon’un ikinci tura kalabileceğini ortaya koydu. Bu durum, merkez seçmenin aşırı sağı durdurmak için birleşebileceği bir aday çıkarma ihtimalini zayıflatıyor.
Merkez siyasette alarm zilleri çalıyor
Fransa’da siyasi merkezin önde gelen isimleri gelişmeleri endişeyle izliyor.
Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayan eski Başbakan Édouard Philippe, “İnsanların büyük bölümü Boyun Eğmeyen Fransa ile Ulusal Birlik arasında seçim yapmak zorunda kalmanın bir kabus olacağını düşünüyor. Ben de aynı fikirdeyim” dedi.
Macron hükümetinde görev yapan Adalet Bakanı Gérald Darmanin de Mélenchon’un artık aşırı sağın başlıca rakibi haline geldiğini savundu.
Ancak bu uyarılara rağmen merkez siyasette birlik yönünde somut bir adım atılmış değil. Philippe ile Macron’un eski başbakanlarından Gabriel Attal arasındaki rekabet giderek sertleşirken, her iki isim de adaylıktan çekilmeye sıcak bakmıyor.
Siyaset bilimci Bruno Cautrès’e göre merkezdeki bölünmüşlük devam ederse, sol seçmenler arasında “ikinci tura kalabiliriz” düşüncesi daha da güçlenebilir.
Mélenchon’un sert geri dönüşü
74 yaşındaki Jean-Luc Mélenchon birkaç ay öncesine kadar siyasi olarak gerileme döneminde görülüyordu. Mart ayında yapılan yerel seçimlerde izlediği sert kampanya çizgisi nedeniyle eleştirilen siyasetçi, kamuoyu araştırmalarında Fransa’nın en az sevilen politikacıları arasında yer alıyor.
Buna rağmen Mélenchon’un Mayıs ayında adaylığını açıklamasının ardından yürüttüğü kampanya dikkat çekmeye başladı. Rakipleri bile onun enerjisini ve seçim stratejisini takdir etmek zorunda kalıyor.
7 Haziran’da Paris’in kuzeyindeki Saint-Denis’de büyük bir miting düzenlemeyi planlayan LFI, seçim yarışında yeniden belirleyici aktörlerden biri olmayı hedefliyor.
Mélenchon uzun süredir Fransa siyasetinin “biz ve onlar” eksenine oturduğunu savunuyor. Ona göre geleneksel merkez sağ ve merkez sol partiler çözülürken, asıl mücadele sol ile aşırı sağ arasında yaşanacak.
Bardella-Mélenchon düellosu yaşanacak mı?
Ulusal Birlik cephesinde de benzer bir değerlendirme hakim. Parti yöneticileri, Bardella’nın ikinci turda büyük olasılıkla Mélenchon veya başka bir sol adayla karşılaşacağını düşündüğünü aktarıyor.
Fransa’da cumhurbaşkanı iki turlu seçim sistemiyle belirleniyor. İlk turda en yüksek oyu alan iki aday ikinci tura kalıyor ve seçimin kaderi bu turda belirleniyor.
Anketler ise olası bir Bardella-Mélenchon eşleşmesinde aşırı sağ adayın açık ara önde olduğunu gösteriyor. Son Toluna-Harris Interactive araştırmasına göre Bardella, ikinci turda oyların yüzde 68’ini alarak Mélenchon’u rahat biçimde geride bırakıyor.
Bu nedenle merkez soldaki birçok siyasetçi Mélenchon’un yükselişinin aslında solu iktidara değil, yeni bir yenilgiye götürebileceğini düşünüyor.
Bir Sosyalist Parti yöneticisi durumu “Mélenchon solun mezarlığının kralı olmak istiyor” sözleriyle değerlendirdi.
Merkez sol da parçalanıyor
Fransa’da yalnızca merkez sağ değil, merkez sol da ciddi bir liderlik krizi yaşıyor.
Geçen ay Sosyalist Parti yönetiminin yaklaşık üçte biri parti lideri Olivier Faure ile milletvekili Boris Vallaud arasındaki anlaşmazlık nedeniyle görevlerinden ayrıldı. Solun potansiyel adaylarından Avrupa Parlamentosu üyesi Raphaël Glucksmann ise kampanya performansına ilişkin soru işaretleri ve parti içi tartışmalar nedeniyle ivme kazanmakta zorlanıyor.
Öte yandan Macron sonrası dönemin en güçlü merkez adaylarından biri olarak görülen Philippe de yalnızca Mélenchon’un yükselişiyle değil, muhafazakâr Cumhuriyetçiler’in lideri Bruno Retailleau ve Gabriel Attal’ın baskısıyla mücadele ediyor.
Macron sonrası dönemin ilk büyük sınavı
2027 seçimleri, aynı zamanda Macron döneminin ardından Fransa’nın nasıl bir siyasi rotaya yöneleceğini belirleyecek. Anayasal sınır nedeniyle yeniden aday olamayan Macron’un ardından merkez siyasetin ortak bir aday çıkaramaması halinde, ülke ilk kez aşırı sağ ile radikal sol arasında şekillenen bir seçim yarışına sahne olabilir.
Seçime yaklaşık bir yıl kalmış olsa da mevcut tablo, Fransa’da siyasi merkezin çözülmeye devam ettiği ve seçmenlerin giderek daha keskin ideolojik kutuplara yöneldiği yönündeki değerlendirmeleri güçlendiriyor. Avrupa Birliği açısından da kritik görülen bu süreç, yalnızca Fransa’nın değil, kıtanın siyasi geleceğini de etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.

