Portekizli savunma şirketi Tekever’in Galler’de ürettiği AR3 keşif dronları, Ukrayna ordusunun Rusya’nın cephe gerisindeki hava savunma sistemleri, radarlar ve topçu birliklerini tespit etmesinde kullanılıyor
Rusya’nın 2022’de başlattığı geniş çaplı işgalden bu yana Ukrayna’daki savaş, insansız hava araçlarının (İHA) modern çatışmalardaki rolünü kökten değiştirdi. Cephe hattı boyunca hem keşif hem de saldırı amaçlı kullanılan dronlar, artık savaşın en kritik unsurlarından biri haline gelmiş durumda.
Politico’nun haberine göre, Ukrayna’nın güneydoğusundaki bir ormanlık alanda konuşlanan 15. Topçu Keşif Tugayı “Black Forest” askerleri, Galler’de üretilen Portekiz yapımı AR3 keşif dronunu cepheye göndermeye hazırlanıyor. Yağmur altında fırlatma rampasına yerleştirilen drone, son test uçuşunun ardından Rus güçlerine karşı gerçek bir operasyonda kullanılmak üzere görevlendirilecek.
AR3’ün Galler’deki üretim tesisinden Ukrayna’daki cephe hattına uzanan yolculuğu, savaşın Batı’nın savunma sanayisi üzerindeki etkisini de ortaya koyuyor. Ukrayna, kendi drone üretimini büyük ölçüde artırmış olsa da daha uzun menzilli ve daha uzun süre havada kalabilen keşif araçlarına ihtiyaç duyuyor. Batılı üreticiler ise Ukrayna’daki gerçek savaş deneyimlerinden yararlanarak sistemlerini Rusya’nın değişen savunma yöntemlerine göre yeniden tasarlıyor.
Black Forest Tugayı’nda “Sarmat” çağrı adıyla görev yapan bir birlik komutanı, Ukrayna’nın yılda milyonlarca drone üretebildiğini ancak ülkenin kendi üretiminin hâlâ ihtiyacı karşılamaya yetmediğini söyledi. Sarmat, Batı tarafından sağlanan dronların daha fazla uçuş yapma, daha fazla hedef tespit etme ve operasyonların başarısını artırma imkanı verdiğini belirtti.
Galler’deki fabrikadan Ukrayna’ya yolculuk
Portekizli savunma şirketi Tekever, Galler’in Cardigan kenti yakınlarındaki özel bir havaalanında AR3 dronlarını üretiyor ve test ediyor. İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma uzun pist ve çevresindeki özel hava sahası, şirket için uçuş testleri açısından uygun bir alan sağlıyor.
Fabrikadaki bir AR3’ün üretimi üç ila dört hafta sürüyor. Üretim sorumlusu Rhys Hodges’a göre şirketin ürettiği dronların yaklaşık yarısı Ukrayna’ya gönderiliyor.
Galler’de üretilen araçlar, yaklaşık 3 bin 200 kilometrelik bir yolculuğun ardından Ukrayna’ya ulaşıyor.
Tekever, Rusya’nın 2022’de geniş çaplı işgalinden önce hükümetler ve ticari müşteriler için keşif dronları üretiyordu. Bu araçlar denizde yasa dışı balıkçılık ve göç hareketlerinin izlenmesi gibi amaçlarla kullanılıyordu. Savaşın başlamasıyla birlikte şirketin üretimi giderek Ukrayna’nın askeri ihtiyaçlarına yöneldi.
Ukrayna da savaşın başlamasından bu yana kendi drone sektörünü hızla büyüttü.
Yüzlerce Ukraynalı şirket yılda milyonlarca saldırı ve keşif dronu üretiyor. Bu gelişme Kiev’in bazı drone türlerinde dış tedarikçilere bağımlılığını azalttı. Ancak AR3 gibi daha uzun menzilli keşif araçları, küçük ve daha ucuz Ukrayna yapımı dronların ulaşamadığı mesafelerde görev yapabiliyor.
AR3, cephe hattının onlarca kilometre gerisinde uçabiliyor ve hava savunma sistemleri, radarlar ve topçu birlikleri gibi yüksek değer taşıyan hedefleri tespit edebiliyor. Operatörlerin elde ettiği koordinatlar daha sonra topçu birliklerine aktarılıyor. Bir hedef vurulduğunda drone yeniden uçurularak saldırının sonuçlarını değerlendirmek için kullanılabiliyor.
Batı’nın silah geliştirme modeli değişiyor
AR3’ün Ukrayna’ya ulaşmasıyla birlikte üretici ile cephedeki askerler arasındaki ilişki de sona ermiyor. Tekever, Ukraynalı operatörlerin sorularını yanıtlamak için günün her saati çalışan güvenli bir iletişim hattı bulunduruyor. Ukraynalı askerler ise yeni teknolojileri savaş alanında test ederek hangi özelliklerin değiştirilmesi gerektiğine ilişkin şirkete geri bildirim gönderiyor.
Bu geri bildirim mekanizması, Batı’nın geleneksel savunma tedarik süreçlerinden çok daha hızlı bir geliştirme döngüsü yaratıyor. Tekever’in savunma birimi direktör yardımcısı Scott McClelland, Ukrayna’daki operasyon ortamının şirketi geleneksel Batılı tedarik süreçlerine kıyasla olağanüstü bir hızla hareket etmeye zorladığını söyledi.
Örneğin Black Forest Tugayı’nın AR3’ün tırmanma hızının değiştirilmesini istemesinin ardından şirket motoru modifiye etti. McClelland’a göre Batılı ordularda yeni bir silah sisteminin geliştirilmesi ve hizmete alınması yıllar sürebiliyor. Ancak Ukrayna’daki savaşta bu kadar uzun bir süreç, sistem cepheye ulaştığında onu “tamamen gereksiz” hale getirebilir. Çünkü Rusya’nın elektronik harp, tespit ve önleme yöntemleri sürekli değişiyor.
Bu durum yalnızca Tekever için geçerli değil. Batılı hükümetler, gelecekte Rusya ile yaşanabilecek büyük ölçekli bir çatışmada silah geliştirme ve tedarik süreçlerini nasıl kısaltabileceklerini inceliyor. Ukrayna, savunma şirketleri ile askeri tedarik sistemlerinin aylar hatta haftalar içinde yeni tehditlere yanıt verip veremeyeceği konusunda gerçek zamanlı bir test alanı oluşturuyor.
Birleşik Krallık, Ukrayna’ya askeri yardım sağlayan en büyük ülkeler arasında yer alıyor. Londra, 2022’den bu yana Ukrayna’ya 21 milyar dolardan fazla askeri destek taahhüt etti. Bu yıl içerisinde 150 bin saldırı, keşif ve lojistik dronunun da destek kapsamında sağlanması planlanıyor.
AR3 de İngiliz Windracers ve Malloy Aeronautics şirketlerinin dronlarıyla birlikte bu yardım kapsamında Ukrayna’ya ulaştırılan sistemler arasında bulunuyor.
Cepheye giden uzun yol
AR3’lerden biri Galler’deki fabrikadan çıkarıldıktan sonra Portekiz’e gönderiliyor. Ardından karayoluyla Avrupa üzerinden Polonya’ya ulaştırılıyor ve buradan Ukrayna’ya geçiriliyor. Tekever, güvenlik gerekçesiyle sevkiyatın ayrıntılarını açıklamıyor.
Ukrayna’daki birliklere ulaşan bir drone için yolculuk bununla da bitmiyor.
Galler’deki fabrikadan Londra’ya karayolu, ardından Varşova’ya uçuş, Varşova’dan Kiev’e iki tren yolculuğu ve son olarak Dnipro yakınlarındaki uzak bir ormana karayoluyla ulaşılması gerekiyor. Bu hareketlilik 24 saatten fazla sürüyor.
Black Forest Tugayı, Rus dronlarından saklanmak için ormanlık alanları kullanıyor. Askerler fırlatma bölgesini kamuflaj ağlarıyla gizliyor, ayrıca saldırı tüfekleri ve elektronik harp ekipmanları taşıyor. Drone, ormanda parçalara ayrılmış halde getirildikten sonra Lego parçaları gibi birleştiriliyor; fırlatma rampası, iletişim antenleri ve diğer ekipmanlar hazırlanıyor.
Son kontrollerin ardından drone bir katapult sistemiyle havaya gönderiliyor. Benzinli motoruyla yükselen AR3, birkaç dakika sonra paraşütünü açarak bir tarlaya iniyor. Görevliler drone’u geri alıyor. Bu uçuş gerçek operasyon öncesindeki son test niteliğini taşıyor.
Gerçek bir görevde AR3 saatlerce havada kalabiliyor. Drone, cephe hattının onlarca kilometre gerisinde uçarak Rusya’nın önemli askeri unsurlarını arıyor. Sarmat’a göre birlik, tespit ettiği hedeflerin koordinatlarını topçu ekiplerine iletiyor.
Operasyonun ardından drone, vurulan hedeflerin hasar durumunu değerlendirmek için yeniden kullanılabiliyor.
Rusya’nın elektronik harp kapasitesi oyunu değiştiriyor
Savaşın başından bu yana cephe önemli ölçüde değişti. Bugün savaş alanı yoğun elektronik harp faaliyetleriyle şekilleniyor. AR3 gibi radyo frekanslarına dayanan dronlar, Rusya’nın sinyal karıştırma sistemleri karşısında savunmasız kalabiliyor.
Bir drone’un etkisiz hale getirilmesi için fiziksel olarak vurulması da gerekmiyor. Rus güçleri iletişimi kesebilir, navigasyonu bozabilir veya drone’u kullanan ekibin konumunu tespit edebilir. Bu durumda görev başarısız olabilir ve operatörler de saldırıya açık hale gelebilir.
Tekever, Ukrayna’da kaç AR3’ün kaybedildiğini açıklamadı. Rus devlet medyası ise ağustos ayında Rus güçlerinin bir AR3’ü düşürdüğünü ve inceleme amacıyla bir araştırma enstitüsüne gönderdiğini bildirdi.
Ukrayna, dronlarını elektronik harp karşısında çalışır halde tutabilmek için yeni yöntemler geliştirmek zorunda kalıyor. Sarmat, savaş alanındaki teknolojik rekabeti “bir taraf kalkan geliştiriyor, biz kılıç geliştiriyoruz; sonra biz otomatik silah geliştiriyoruz” sözleriyle anlattı.
kullanımının yaygınlaşması, operatörler için de savaşı daha tehlikeli hale getiriyor. Cephe hattındaki “öldürme bölgesi” giderek genişliyor ve Rusya’nın erişebildiği alanın cepheden daha uzağa taşınması, drone fırlatma noktalarını dahi riskli hale getiriyor.
Bu nedenle yalnızca gelişmiş bir keşif drone’una sahip olmak yeterli değil.
Drone’u fırlatan ekibin gizlenmesi ve hızla hareket edebilmesi de operasyonun başarısı açısından kritik hale geliyor. Black Forest Tugayı’nın ormanlık alanda çalışması bu nedenle hayati önem taşıyor; askerler daha önce bir ay boyunca ağaçların arasında yaşadıklarını belirtiyor.
NATO için ders: Sadece drone değil, hızlı üretim sistemi
AR3 gibi orta menzilli keşif dronları, Ukrayna’nın Rusya’nın cephe gerisindeki güçlerini ve askeri araçlarını tespit etmesine yardımcı oluyor. Ancak Batı yapımı bu sistemlerin savaşta kullanılması NATO açısından daha geniş bir ders de ortaya çıkarıyor.
Rusya ile olası büyük ölçekli bir çatışmaya hazırlanan NATO ülkeleri için mesele yalnızca orduların daha fazla drone edinmesi değil. Askeri ittifakın aynı zamanda cepheden gelen bilgileri hızla değerlendirebilen fabrikalara, satın alma mekanizmalarına ve askeri kurumlara ihtiyacı bulunuyor.
Çünkü Ukrayna’daki savaş, bir silah sisteminin savaş alanındaki avantajının kalıcı olmadığını gösteriyor. Düşmanın karşı önlemleri geliştikçe üreticilerin de sistemlerini hızla değiştirmesi gerekiyor. Batı’nın yıllar süren savunma tedarik modeli, bu hızla değişen savaş ortamında yeniden düşünülüyor.
Sarmat’a göre Ukrayna’nın temel görevi savaşı kazanmak. Ancak birlikler aynı zamanda müttefiklerine cephede nasıl başarılı olunabileceğine ilişkin deneyimlerini ve tavsiyelerini aktarmayı da görev olarak görüyor.

