Almanya Savunma Bakanlığı’nın POLITICO tarafından ele geçirilen iç değerlendirme notları, Berlin’in ABD silahlarına bağımlılığını azaltma arayışının Washington’la ilişkileri zedeleyebileceği uyarısını içeriyor
Almanya Savunma Bakanlığı, ABD silahlarına bağımlılığı azaltmaya yönelik adımların Washington’la ilişkileri tehlikeye atabileceği uyarısında bulundu. Politico’nun ele geçirdiği bakanlık içi değerlendirme notları, Berlin’in savunma alanında daha bağımsız hareket etme isteği ile ABD ile transatlantik ortaklığını koruma ihtiyacı arasında kaldığını ortaya koydu.
Almanya, büyük silah ithalatının üçte birinden fazlasını ABD’den gerçekleştiriyor. Ancak Berlin’deki savunma çevrelerinde Washington’ın güvenilirliğine ilişkin şüpheler giderek artıyor. Bakanlığın değerlendirmesine göre ABD’ye bağımlılığı azaltmak için atılacak adımlar, Almanya’nın Amerikan silahlarının üretiminde daha fazla rol üstlenme fırsatını da riske atabilir.
Notlar, Almanya Federal Meclisi Savunma Komisyonu’nun çarşamba günkü toplantısı öncesinde hazırlandı. Parlamento yetkililerine göre toplantıda Almanya-ABD savunma işbirliği ele alındı. Bakanlık, notlarda Almanya’nın silah projelerinde özerklik talebini kamuoyu önünde dile getirmesinin ABD tarafından eleştirel karşılandığını belirtti.
Değerlendirmede, “Almanya, ortaklığı tehlikeye atmadan ani rota değişiklikleri yapmayı göze alamaz” ifadesi kullanıldı.
ABD’ye bağımlılık ve Avrupa’nın silahlanma arayışı
Washington’ın Avrupa ülkelerine silah tedarik etme konusundaki istekliliği ve kapasitesine ilişkin belirsizlikler, Almanya’nın bu ikilemini daha da belirginleştiriyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) verilerine göre ABD, 2021-2025 döneminde Almanya’nın büyük silah ithalatının yüzde 37’sini karşıladı. Bu alımlar arasında F-35 savaş uçakları, CH-47 Chinook nakliye helikopterleri ve Patriot hava savunma sistemleri bulunuyor.
İran savaşı, ABD’nin Avrupa ülkelerine yönelik silah teslimatlarını aksattı.
ABD’nin Patriot füzelerindeki stok sıkıntısı da Ukrayna’nın Rus saldırılarına karşı savunulmasına yönelik çabaları zorlaştırdı.
Washington’ın Ukrayna’ya desteğinin geleceği de belirsizliğini koruyor. Avrupa ülkeleri, NATO koordinasyonunda yürütülen bir satın alma programı aracılığıyla ABD silahlarının Ukrayna’ya gönderilmesini finanse ederken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ekim ayında müttefiklerin parasını ödediği füzelerin Pentagon tarafından geciktirildiğini öne sürdü. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Washington’ın askeri desteği kasıtlı olarak engellediği iddiasını reddetti.
Bu gelişmeler, Avrupa’nın ABD silahlarına bağımlılığını azaltma tartışmalarını hızlandırdı. Avrupa Komisyonu, AB ülkelerinin savunma tedarik bütçelerinin en az yüzde 50’sini 2030’a kadar Avrupa üretimi ekipmanlara ayırmasını istiyor. Bu oran şu anda yaklaşık yüzde 15 seviyesinde.
Buna rağmen Avrupa, özellikle gelişmiş silah sistemlerinde ABD’li üreticilere bağımlı durumda. SIPRI verilerine göre ABD’li şirketler, 2021-2025 döneminde Avrupa’daki NATO üyelerinin büyük silah ithalatının yüzde 58’ini karşıladı.
Washington ise Avrupa’nın kendi savunma sanayisini önceliklendirme çabalarına karşı çıkıyor. Trump yönetimi, şubat ayında AB’nin kamu alımlarına ilişkin kurallarının Amerikan silah üreticilerinin Avrupa pazarına erişimini kısıtlaması halinde misilleme tedbirleri alabileceği uyarısında bulundu.
Alman bakanlığının değerlendirme notlarına göre Washington, Avrupa ülkelerinin savunmaları konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmesini isterken Amerikan şirketlerinin Avrupa’daki silah ihalelerinde rekabet edebilmesini ve ekonomik çıkarlarını korumayı da hedefliyor.
Bakanlık, Kanada gibi ülkelerle yeni stratejik savunma ortaklıkları geliştirilmesinin ABD ile mevcut işbirliğine paralel yürütülebileceğini belirtti.
ABD silahlarının üretiminde Alman şirketlerine rol
ABD ile savunma sanayisi bağlarını korumak, Almanya açısından ekonomik fırsatlar da barındırıyor. Bakanlığın notlarında, Amerikan silah programlarında daha fazla sanayi işbirliği yapılabilecek alanlar sıralandı.
Bunlar arasında Patriot hava savunma sistemlerinin mühimmatları, SM-2 ve SM-6 füzeleri, Tomahawk seyir füzeleri ve AMRAAM havadan havaya füzeleri bulunuyor.
Notlarda ayrıca bakım ve onarım tesislerinin genişletilmesiyle Alman şirketlerinin Amerikan askeri ekipmanlarının üretiminde ve servis hizmetlerinde daha büyük rol üstlenebileceği belirtiliyor.
Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ile ABD’li mevkidaşı Pete Hegseth, eylül ayında ortak üretim de dahil olmak üzere sanayi işbirliğini derinleştirmeyi öngören bir niyet bildirisi imzalamıştı.
Bakanlığın iç değerlendirmesine göre Washington, ABD hükümetinden hükümete silah satışlarında işbirliği yapan müttefiklerine öncelikli muamele gösterme olasılığını da gündeme getirdi. Böyle bir uygulamanın hayata geçirilmesi halinde işbirliği yapan ülkeler Amerikan silahlarını satın alırken öncelik kazanabilecek. Ancak bu düzenlemenin nasıl işleyeceği ve hangi ülkeleri kapsayacağı henüz netleşmedi.
Almanya Savunma Bakanlığı Devlet Sekreteri Jens Plötner, 16 Ekim’de ABD Dışişleri Bakanlığı’nın üst düzey yetkililerinden Thomas DiNanno ile silah teslimat takvimlerini, olası ihracat kolaylıklarını ve sanayi işbirliğini görüştü.
Alman Savunma Bakanlığı sözcüsü, Washington’ın Almanya’nın savunma alanında daha bağımsız hale gelme çabalarından rahatsızlık duyup duymadığı sorusuna doğrudan yanıt vermedi. Sözcü, silah alımlarında önceliğin askeri ihtiyaçlar, teknik koşullar, teslimat takvimleri ve maliyetler olduğunu belirtti.
ABD savunma sanayisinden konuya yakın bir kaynak ise Avrupa’nın bağımsızlık hedeflerinin Amerikan üreticilerinin sunduğu avantajlarla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini savundu.
Kaynak, ABD’den silah almanın teslimat süresi, performans ve maliyet açısından avantaj sağladığını belirterek Washington’daki siyasi liderliğe ilişkin belirsizliğin bu avantajlar karşılığında göze alınabileceğini söyledi.

