Tokyo ile Washington, yenin 40 yılın en düşük seviyelerine gerilemesini durdurmak amacıyla döviz piyasasına ortak müdahalede bulundu. Peki yende yaşanan gelişmeler neden ABD’yi ilgilendiriyor?
Eshe Nelson / New York Times
Japon yeni kısa süre önce ABD doları karşısında yaklaşık 40 yılın en düşük seviyesine gerilediğinde, bu yalnızca Tokyo yönetimi için değil, aynı zamanda ABD için de bir sorun haline geldi.
ABD Hazine Bakanlığı geçen hafta, yeni desteklemek amacıyla nadir görülen bir adım attı. Bu hamle, Japon para biriminin küresel önemini ve sınır ötesinde yaratabileceği etkileri bir kez daha ortaya koydu. ABD ile Japonya arasında güçlü ekonomik ve finansal bağlar bulunuyor. Japonya’nın ABD Hazine tahvilleri, hisseleri ve diğer varlıklardaki yaklaşık 3 trilyon dolarlık yatırımı, ülkede yaşanacak dalgalanmaların ABD piyasalarına ve küresel finans sistemine yansımasına neden olabiliyor.
Yende yaşanan gelişmeler neden ABD’yi ilgilendiriyor?
Güçlü finansal bağlar
ABD’nin müdahalesi, Japon yetkililerin yeni desteklemek için yürüttüğü çabalara finansal güç kazandırdı. Japonya, bu yıl para birimini desteklemek amacıyla halihazırda on milyarlarca dolar harcamıştı. Ancak şimdiye kadar yapılan müdahalelerin etkisi sınırlı kaldı. Bu durum, Japonya’nın yeni desteklemek için elindeki büyük miktardaki ABD Hazine tahvillerinin önemli bir bölümünü satabileceği ihtimalini gündeme getirdi.
Japonya, 1,1 trilyon doları aşan varlığıyla ABD Hazine tahvillerinin en büyük yabancı sahibi konumunda bulunuyor.
Japonya’nın Hazine tahvillerini satması, bu tahvillerin fiyatını aşağı çekebilir. Bu da sonuçta ABD hükümetinin borçlanma maliyetlerinin artmasına yol açabilir.
Enflasyona ilişkin endişeler nedeniyle ABD Hazine tahvillerinin getirileri son haftalarda zaten yükseliş gösterdi. Geçen hafta 30 yıllık ABD tahvillerinin getirisi, 2007’den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Yendeki hareketler, Güney Kore wonu gibi diğer Asya para birimlerini de etkiliyor. Bu nedenle yenin desteklenmesi, diğer Asya ülkelerinin para birimlerini korumak için yoğun baskı altında kalarak dolar rezervlerini satmak zorunda kalma riskini azaltabiliyor.
Moody’s Analytics Sidney Ofisi ekonomisti John Bromhead, yayımladığı değerlendirmede, “Washington açısından yeni desteklemek, görece düşük maliyetli bir sigorta niteliği taşıyor” ifadelerini kullandı.
Japon piyasalarındaki dalgalanmaların ABD’li yetkililerin dikkatini çektiği ilk olay bu yıl yaşanmadı. Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Japon tahvil getirilerindeki yükselişin ABD hükümetinin borçlanma maliyetlerini artırdığını söylemesinin ardından Hazine Bakanlığı, ocak ayında yene müdahale seçeneğini değerlendirmişti.
Kritik ticaret akışları
Zayıf yenin diğer yüzünde güçlü ABD doları bulunuyor. Güçlü dolar, ABD’li ihracatçıların ürünlerini yabancı alıcılar için daha pahalı hale getirerek olumsuz etkileyebilir. Bu durum, Japon ihracatçılarına ABD pazarında rekabet avantajı sağlayabilir. ABD Ticaret Temsilciliği verilerine göre ABD, geçen yıl Japonya’dan 146 milyar dolarlık mal ithal ederken, bu ülkeye yaklaşık 82 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirdi.
ABD hükümetinin desteğine rağmen yene yönelik müdahalenin ne kadar etkili olacağı ise belirsizliğini koruyor. Japon yenindeki değer kaybının temel nedenlerinden biri, yatırımcıların Japonya’nın mali görünümüne ilişkin endişeleri. Ülkenin yüksek borç yükü ile hükümetin vergi indirimleri ve harcamaları teşvik eden politikaları bu endişeleri artırıyor. Japonya’nın toplam kamu borcu, ekonomisinin büyüklüğünün iki katından fazla seviyede bulunuyor ve bu oran, gelişmiş büyük ekonomiler arasında açık ara en yüksek borç yükünü oluşturuyor.
Japon kamu maliyesi üzerindeki baskı giderek artıyor. Başbakan Sanae Takaichi, yüksek yaşam maliyetleri karşısında hane halkı ve işletmelere destek sağlamaya çalışırken borçlanma maliyetleri de yükseliyor. İran’daki savaşın yol açtığı aksaklıklar nedeniyle artan enerji maliyetleri de daha fazla kamu harcaması yapılacağı beklentisini güçlendirirken, yen üzerindeki değer kaybı baskısını artırıyor.
Birbirine bağlı piyasalar
Artan enflasyon, Japonya Merkez Bankası’nı haziran ayında politika faizini son 31 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 1’e çıkarmaya yöneltti. Banka, ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla yıllar boyunca büyük miktarda devlet tahvili satın alarak faiz oranlarını son derece düşük, hatta sıfırın altında tuttu. Ancak politika yapıcılar son dönemde faizleri kademeli olarak artırmaya başladı.
Bununla birlikte analistler, Japonya’daki faiz oranları ABD’dekinden belirgin şekilde düşük kaldığı sürece yenin zayıf seyrini sürdüreceğini belirtiyor. ABD Merkez Bankası (Fed), politika faizini yüzde 3,5 ila yüzde 3,75 aralığında tutuyor. Fed bu yıl faiz oranlarında değişikliğe gitmese de politika yapıcılar arasında artan görüş ayrılıkları, bankanın faiz artırması yönündeki baskıyı artırıyor. Bu durum, Japonya ile ABD arasındaki faiz farkını daha da açabilir.
Japonya Merkez Bankası geçen hafta faiz oranlarını sabit tuttu. Ancak yatırımcılar, yetkililerin yılın ilerleyen dönemlerinde yeniden faiz artırımına gideceğini öngörüyor. Öte yandan, Japonya’da faizlerin yükselmesi paradoksal biçimde ABD’yi de olumsuz etkileyebilir. Daha yüksek faizler, Japon varlıklarını bazı yatırımcılar için daha cazip hale getirerek ABD varlıklarına olan ilgiyi azaltabilir.
ABD Hazine Bakanlığı verilerine göre Japonya’nın ABD’deki yatırımları yalnızca Hazine tahvilleriyle sınırlı değil. Geçen yıl Japonya’nın ABD’de yaklaşık 1,2 trilyon dolarlık hisse senedi ve 300 milyar doları aşan şirket tahvili yatırımı bulunuyordu.
Birbirine bağlı ekonomiler
ABD doları, tartışmasız şekilde dünyanın en güçlü para birimi konumunda bulunuyor ve küresel döviz işlemlerinin yaklaşık yüzde 90’ında işlem çiftlerinden birini oluşturuyor. Yen de küresel piyasalarda önemli bir rol oynuyor. Uluslararası Ödemeler Bankası (BIS) verilerine göre yen, euronun ardından dünyanın en çok işlem gören üçüncü para birimi konumunda.
Küresel döviz işlemlerindeki payı, İngiliz sterlini, İsviçre frangı ve Çin yuanının önünde yer alıyor.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ile Japonya Maliye Bakanı Satsuki Katayama, gerektiği takdirde yeni desteklemek amacıyla ilave adımlar atılabileceğini ifade etti. Yen, pazartesi günü dolar karşısında 157 seviyesine yükselerek mayıs ayı başından bu yana en güçlü seviyesine ulaştı.
Katayama yaptığı açıklamada, “Japonya Maliye Bakanlığı gelişmeleri yakından takip ediyor ve ABD Hazine Bakanlığı’ndaki muhataplarımızla yakın iletişim içinde bulunuyor. Gerekmesi halinde ortak müdahaleye yeniden başvurmaktan çekinmeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

