Çinli otomobil üreticileri, düşük fiyatlarla Avrupa pazarını hızla ele geçiriyor. BYD ve Chery gibi markaların satışları katlanırken Avrupa Birliği, yerli üreticileri korumak için yeni önlemler arıyor. Ancak uzmanlar uyarıyor: Çin’e karşı korumacılığın bedelini tüketiciler ödeyebilir
James Paton / New York Times
Çin’in elektrikli araç üretiminde lider şirketi BYD, Almanya’da o kadar çok satış noktası açmayı hedefliyor ki ülkede hiç kimse şirketin otomobillerinden birini satın almak için 20 dakikadan fazla yolculuk yapmak zorunda kalmasın. Çinli rakiplerinden Xiaomi ise kendi ülkesinde 700 bin otomobil sattıktan sonra Almanya’yı Avrupa’daki büyüme planlarının temel taşı olarak görüyor.
Almanya, otomobilin doğduğu ülke ve Volkswagen, BMW ile Mercedes-Benz’in ana vatanı. Bugünlerde aynı zamanda Avrupa otomobillerine kıyasla çok daha düşük fiyatlarla araç satan Çinli şirketlerin başlıca hedef pazarlarından biri.
Alman otomotiv analisti, Porsche ve diğer şirketlerde yöneticilik yapmış Ferdinand Dudenhöffer, “Müşteriler otomobilin Çinli mi yoksa Alman mı olduğuyla ilgilenmiyor” dedi. Dudenhöffer’e göre müşterilerin asıl önemsediği şey fiyat.
ABD pazarından gümrük vergileri nedeniyle dışlanan Çinli otomobil üreticileri, diğer denizaşırı pazarlara yöneldi. Avrupa ise bu şirketlerin öncelikli hedeflerinden biri. Benzin fiyatlarındaki hızlı yükseliş elektrikli araçlara ilgiyi artırırken düşük maliyetli Çinli otomobil markaları kıta genelinde müşterileri cezbediyor. Beş yıl önce Avrupa’da satılan her 100 otomobilden yalnızca biri Çin markalarına aitken bugün bu oran yaklaşık her 10 otomobilden bire yükseldi.
BYD’nin Avrupa’daki satışları iki kattan fazla arttı
Çinli markalar, Volkswagen gibi pazar liderleri karşısında hızla güç kazanıyor. BYD’nin Avrupa’daki satışları bu yıl iki kattan fazla arttı. Bir diğer popüler Çinli üretici Chery’nin satışları ise daha da hızlı büyüdü. Şirketin, Çinli indirimli alışveriş uygulamasına gönderme yapılarak “Temu Range Rover” olarak adlandırılan Jaecoo 7 modeli, eylül ayında İngiltere’nin en çok satan otomobili oldu. Xiaomi de Almanya’da sekiz bayilikle anlaşarak rekabete katılmaya hazırlanıyor.
Ancak bu ilişki bir aşk-nefret ilişkisi. Tüketiciler Çin otomobillerini satın almaya giderek daha fazla ilgi gösterirken yetkililer bu akışı durdurmaya çalışıyor. Avrupa Birliği, cuma günü Pekin yönetimiyle bir anlaşmaya vardı. Avrupalı yetkililere göre bu anlaşma, Çin’in önümüzdeki dört yıl içinde AB’ye gönderdiği benzinli-elektrikli hibrit otomobillerin sayısını yarıya indirebilir.
Anlaşma, Avrupalı otomobil üreticilerinin üzerindeki baskıyı hafifletebilir. Ancak uygulamanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin pek çok konu belirsizliğini koruyor. Çin’den gelen daha ucuz ithal otomobiller, AB’nin ekonomik üretiminin yaklaşık yüzde 7’sini oluşturan otomotiv sektörünü tehdit ediyor. AB’nin sanayiden sorumlu yetkilisi Stéphane Séjourné, sektörün “ölümcül tehlike” altında olduğu uyarısında bulundu. Almanya’nın otomotiv sanayisi birliği ise 2035 yılına kadar 225 bine varan istihdam kaybı yaşanabileceğini öngördü.
Avrupa Birliği, şirketlerin haksız rekabet olarak gördüğü uygulamalara karşı sanayisini korumak amacıyla daha sert önlemler alması yönünde giderek artan bir baskıyla karşı karşıya. Citi Research Genel Müdürü Harald Hendrikse’ye göre herhangi bir müdahalede bulunulmaması halinde Çinli otomobil üreticileri, Avrupa otomobil pazarındaki paylarını üç katına çıkararak 2035 yılına kadar yüzde 30’a ulaştırabilir.
Avrupa Çin karşısında zor bir ikilemle yüz yüze
Çin’le mücadele eden Avrupa, zor bir ikilemle karşı karşıya: Bölge, fiyatları erişilebilir seviyelerde tutarken kendi sanayisini nasıl koruyabilir? Sektörü dış rekabetten korumaya yönelik girişimlerin bir bedeli olacak.
Birmingham Üniversitesi’nde profesör ve sanayi politikaları uzmanı olan David Bailey, “Korumacılıkta karşılıksız kazanım diye bir şey yok” dedi. Bailey, “Avrupalı ve İngiliz otomobil üreticileri biraz nefes alma fırsatı bulabilir, ancak tüketiciler özellikle pazarın alt fiyat segmentinde daha yüksek fiyatlarla ve daha az seçenekle karşı karşıya kalabilir” değerlendirmesinde bulundu.
Avrupa Birliği, Pekin’in sağladığı sübvansiyonların etkisini dengelemek amacıyla 2024 yılında Çin’den ithal edilen elektrikli otomobillere yüzde 45’e varan gümrük vergileri getirdi. Ancak o dönemde pazarın henüz küçük bir bölümünü oluşturan hibrit araçlar bu önlemlerin dışında bırakıldı. Çinli üreticiler de strateji değiştirerek yalnızca yüzde 10 gümrük vergisine tabi olan hibrit otomobillerin ihracatını artırdı.
O tarihten bu yana Çinli hibrit otomobiller Avrupa pazarına akın etti. Bu araçlar, hibrit kategorisindeki toplam satışların beşte birinden fazlasını oluştururken politika yapıcıları daha kapsamlı ticaret kısıtlamalarını değerlendirmeye yöneltti. Otomotiv sektörünü takip eden Dataforce’un verilerine göre Çinli şirketler, Polonya, Macaristan ve Romanya’da şarj edilebilir hibrit otomobil pazarının yarısından fazlasını ele geçirdi.
Geçmiş deneyimler, Çinli otomobillerin arzını sınırlandırmanın muhtemelen fiyatları artıracağını ve bunun zaman içinde Çinli üreticilere fayda sağlayabileceğini gösteriyor. Çin, 2013 yılında Avrupa’ya gönderdiği güneş panellerinin sayısını azaltmayı kabul etmişti. Bunun karşılığında Çinli üreticiler fiyatlarını yükselterek daha yüksek karlar elde etti. Bu kazançları araştırmalara ve yeni fabrikalara yatırabildiler.
Bugün Çin, dünya güneş enerjisi sektörüne hakim durumda.
Almanya’da otomotiv sektörü analisti olan Matthias Schmidt’e göre Çinli şirketler uzun vadeye odaklanıyor ve mevcut dönemi Avrupa topraklarında otomobil üretmeye geçiş için bir “köprü” olarak görüyor. Schmidt, Leapmotor’un Stellantis ile kurduğu üretim ortaklığına ve BYD’nin Macaristan’da otomobil üretme planına işaret etti.
Yeni ticaret önlemleri ilerlemelerini yavaşlatsa bile Çinli şirketler Avrupa’da hala önemli fırsatlar görüyor. İspanya, Çinli üreticilerin güçlü taleple karşılaştığı ve elektrikli ve hibrit otomobillere yönelik artan ilgiden yararlandığı ülkeler arasında bulunuyor. Elektrikli otomobillerin satışları benzinli otomobilleri yakalamış durumda. Elektrikli ve hibrit otomobiller birlikte Avrupa pazarının üçte ikisinden fazlasını oluşturuyor.
Geçen yılın sonunda İspanya’da Çin markalarını satan yaklaşık 600 bayi bulunuyordu. Madrid merkezli otomobil bayileri birliği Faconauto’ya göre bu sayının 2026 sonuna kadar 1.000’e yükselmesi bekleniyor. Çinli markaların İspanya pazarındaki payı üç yılda beş kat artarak yaklaşık yüzde 15’e ulaştı. Bu büyümeye BYD ve artık Çinli bir devlet şirketine ait olan köklü İngiliz otomobil markası MG öncülük etti.
Faconauto Başkanı Marta Blázquez, “İspanyollar için bu çok iyi” dedi.
Blázquez’e göre Çinli markalar, Avrupalı rakiplerine karşı önemli fiyat avantajlarını koruyor. Ancak son yıllarda yüzde 30’a kadar ulaşan fiyat farkı daralmış durumda. Avrupa Politika Analizi Merkezi’nin şubat ayında yayımladığı tahminlere göre Avrupa’da bir BYD elektrikli otomobilinin ortalama başlangıç fiyatı 30 bin ile 45 bin euro arasında değişirken Avrupalı elektrikli otomobillerin fiyatları 50 bin euroya daha yakın seviyelerde bulunuyor.
Almanya’da Çinli otomobil markaları henüz pazarın daha küçük oyuncuları olsa da hızla büyüyor. BYD, yıl sonuna kadar bayi sayısını 300’e kadar çıkarmayı planladığını açıkladı. Paris merkezli danışmanlık şirketi Inovev’e göre Almanya’da Çinli otomobillerin satışları 2025 yılında iki kattan fazla arttıktan sonra bu yıl da hızla yükselmeye devam etti.
Almanya’daki Otomotiv Yönetimi Merkezi’nin Direktörü Stefan Bratzel, ülkenin Çinli otomobil şirketleri açısından taşıdığı önemi açıklarken Frank Sinatra’ya atıfta bulundu.
Bratzel’e göre Çinli üreticiler Almanya’ya şu anlayışla yaklaşıyor: “Orada başarabilirsen her yerde başarabilirsin”

