Suudi destekli Yemen hükümetinin Kızıldeniz’de Husilere karşı taarruza geçmesi, 2015’teki yıkıcı savaşı yeniden alevlendirdi. Geride kalan yıllarda Suudi Arabistan ve BAE’nin Husileri devirme hedefi başarısız olurken insani kriz derinleşti
Ismaeel Naar – New York Times
Suudi Arabistan hava kuvvetlerinin desteklediği Yemen hükümet güçleri, İran destekli Husilere karşı geniş çaplı bir askeri harekat ilan etmişti. Bu duyurudan sadece bir gün sonra, Pazartesi günü harekete geçen hükümet birlikleri, Kızıldeniz’deki stratejik su yolunu yeniden kontrol altına almak için taarruz başlattı.
Başlatılan bu yeni operasyon, Suudi Arabistan’ın Husilere karşı Yemen’e müdahale ettiği geçmiş dönemi yeniden akıllara getirdi.
Suudi Arabistan, Mart 2015’te Yemen’de hava harekatı başlattı ve başta Birleşik Arap Emirlikleri olmak üzere çoğunluğu Sünni Arap ülkelerinden oluşan bir koalisyona öncülük etti.
Operasyonun açıklanan amacı, Husilerin 2014 yılında başkent Sana’dan çıkardığı Yemen hükümetini yeniden iktidara getirmekti.
Yıllarca süren çatışmalara rağmen bu gerçekleşmedi ve acımasız bir savaş, dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına katkıda bulundu.
2022 yılında kırılgan bir ateşkes üzerinde anlaşmaya varıldı ve çatışmaların büyük bölümü sona erdi.
Husilerin Suudi Arabistan’ı Sana Havalimanı’nı bombalamakla suçlamasının ardından anlaşma Temmuz ayında çözülmeye başladı.
Söz konusu ateşkes, Husilerin Yemen’in Kızıldeniz kıyısını ele geçiren geniş kapsamlı bir askeri operasyon başlatmasının ardından geçen ay tamamen çöktü.
2015 yılında neler yaşandığını ve bunun çatışmaların yeni turuyla nasıl bağlantılı olduğunu aşağıda bulabilirsiniz.
Suudi Arabistan ve BAE neden müdahale etti?
Suudi Arabistan, Mart 2015’te 10 ülkeden oluşan bir askeri koalisyon kurduğunu ve hükümeti yeniden iktidara getirmek amacıyla Husilere karşı bir bombardıman harekatı başlattığını açıkladı.
Operasyon fiilen iki ülkenin yürüttüğü bir girişime dönüştü. Savaşın büyük bölümünü Suudiler ve Emirlikler yürüttü ve kaynakların büyük kısmını da onlar sağladı.
Suudi yetkililer açısından tehdit varoluşsal nitelikteydi. Suudi liderler, ülkenin güney sınırında düşman bir gücün bulunmasının krallığın bölgedeki başlıca rakibi olan İran’ın vekili olarak hareket etmesinden endişe ettiklerini söyledi.
İran, Husilere silah ve eğitim sağladı, birçok analist, İran’ın başlangıçtaki rolünün sınırlı olduğunu ve Husilerin öncelikle iç ve bölgesel hedefler tarafından yönlendirilen, kendine özgü ve yerel bir hareket olduğunu söylüyor.
Savaşın siyasi bir boyutu da vardı. Suudi Arabistan’ın fiili yöneticisi Veliaht Prens Muhammed bin Selman o dönemde 29 yaşındaydı ve kısa süre önce savunma bakanı olarak atanmıştı. Yemen’e müdahale, onun ilk büyük hamlesiydi.
BAE’nin ise kendi gündemi vardı. Emirlik liderleri, Husilere karşı koalisyonun merkezinde yer alan ve İslamcı eğilimleri bulunan Islah partisine derin bir güvensizlik duyuyordu.
Analistler, BAE’nin Yemen’de vekil güçler oluşturarak ülkenin güney kıyısı boyunca bulunan önemli deniz ticareti merkezlerinin kontrolünü ele geçirmeye çalıştığını söyledi.
Bu bağlantılar arasında, kamuoyu önünde desteklediği Yemen hükümetinin otoritesini doğrudan zayıflatan bağımsız bir devlet kurma hedefine sahip silahlı siyasi grup Güney Geçiş Konseyi de bulunuyordu.
Operasyon nasıl ters gitti?
Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon 2015 yılında Aden’i yeniden ele geçirdiğinde, bu gelişme Husilerin daha geniş çaplı bir yenilgisinin habercisi gibi görünüyordu.
Operasyonu genişletme girişimi durdu ve milisler Sana çevresindeki mevzilerini güçlendirdi. Böylece Suudi Arabistan öncülüğündeki hava harekatı yıllarca devam ederken cephe hatları da uzun süre sabit kaldı.
Koalisyona ait uçaklar defalarca sivil altyapıyı vurdu ancak Husileri etkisiz hale getiremedi veya silah stoklarını imha edemedi.
Husilere karşı kurulan ittifak da parçalandı. Yemen’deki rakip gruplar birbirlerine karşı çıktı ve Suudi Arabistan ile BAE arasında artan gerilim de sorunlara yol açtı.
BAE öncülüğünde Kızıldeniz’deki Hudeyde Limanı’nı ele geçirmeye yönelik 2018 operasyonu çıkmaza girdi.
Yemen kıtlığın eşiğine gelirken koalisyon, uluslararası baskının ardından sonunda geri çekilmek zorunda kaldı.
Ağustos 2019’da Güney Geçiş Konseyi silahlarını Suudi Arabistan’ın desteklediği müttefiklerine çevirdi ve koalisyonun yeniden iktidara getirmeye çalıştığı hükümetin geçici başkenti Aden’in kontrolünü ele geçirdi.
BAE, Yemen’deki güçlerini azaltmaya başladı ve ayrılıkçıların Suudi Arabistan’ın desteklediği hükümete dahil edilmesi amacıyla Kasım ayında bir güç paylaşımı anlaşmasına varıldı.
Bu anlaşma koalisyonun farklı gruplarını birleştirmek yerine daha derin bölünmelere yol açtı. Her grup kendi çıkarlarını korumaya çalıştı.
Savaş nasıl insani krize yol açtı?
Birleşmiş Milletler, savaşın şiddet, açlık ve hastalık nedeniyle yüz binlerce kişinin ölümüne yol açarak dünyanın en kötü insani krizlerinden birinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu belirtti.
Koalisyon, yoğun nüfuslu pazarları, düğün salonlarını, hastaneleri ve cenaze törenlerini hedef alan hava saldırılarının ardından savaş suçları işlemekle suçlandı.
Husi güçleri ise ayrım gözetmeden topçu ateşi açmak, nüfusun yoğun olduğu bölgelere kara mayınları yerleştirmek ve sistematik biçimde çocuk asker toplamakla suçlandı.
Koalisyon, Yemen çevresinde hava ve deniz ablukaları uyguladı ve bu önlemlerin İran’ın silah sevkiyatlarını engellemek açısından hayati önem taşıdığını savundu.
Yemen’in gıda ve tıbbi malzeme ithalatının yaklaşık yüzde 70’ini karşılayan Hudeyde, yıllarca süren bombardımanlardan zarar gördü.
İnsani yardım kuruluşları, uygulanan kısıtlamaların sivil halkı olumsuz etkilediğini, çok sayıda insanı açlığın eşiğine ittiğini ve modern zamanların en kötü kolera salgınlarından birinin ortaya çıkmasına katkıda bulunduğunu söyledi.
Suudi Arabistan için savaşın ağır bedeli
Savaş için harcanan milyarlarca doların yanı sıra askeri harekat, Suudi Arabistan’ın uluslararası itibarını zedeledi ve krallığı Husi dronları ile balistik füze saldırılarına açık hale getirdi.
Savaş aynı zamanda Veliaht Prens Muhammed için siyasi bir yük haline geldi ve Washington ile ilişkileri ciddi biçimde gerdi.
ABD Kongresi, savaşın insani sonuçları nedeniyle Amerikan askeri yardımını sınırlamak amacıyla defalarca oylama yaptı.
Husiler ise yenilgiye uğratılmadı. Husiler halen Sana’yı ve Yemen’in nüfus yoğunluğunun yüksek olduğu kuzey yaylalarının büyük bölümünü kontrol ediyor. Ayrıca uzun menzilli füzeler ve saldırı dronlarıyla donatılmış, daha güçlü bir askeri güç haline geldi.

