Hürriyet gazetesi yazarı Nedim Şener, hafta kabinede yaşanan kritik değişiklikleri ve perde arkasını yazdı. Şener, “Ali Yerlikaya döneminde emniyet içinde neler yaşandı? Ayhan Bora Kaplan operasyonu üzerinden hükümete ve MHP’li isimlere kumpas mı kurulmak istendi?” gibi soruların cevabını yazdı.
Şener’in “Bakan ‘özgürlüğe giderken’ FETÖVARİ kumpası arkasında bıraktı” başlıklı yazısını şöyle;
“Hakikatin ekmek gibi tazesi makbuldür, bayatlayınca değerini kaybeder. Yani hakikati zamanında söylenince değerlidir, iş işten geçtikten sonra söylenen hakikat ancak bayat ekmek kadar makbuldür.
Bugün yazdıklarımın tamamını zamanında, olaylar henüz yaşanırken, “başına iş gelir” diye uyaranlara inat hesap yapmadan ve sadece yapılan hatalar konusunda uyarmak amacıyla yazdım. O yüzden vicdanım çok rahat.
Son Kabine değişiklikleri konusu her yönüyle önemli bir tartışmaya yol açtı. Gözlemlerime dayanarak ne anlama geldiğini soranlara şu cevabı verebilirim; Adalet Bakanlığı’ndaki görev değişimini anlamak için gidene değil gelene bakmak lazım, İçişleri Bakanlığı’ndaki değişimi anlamak içinse gelene değil gidene bakmak lazım. Farklı sebepleri olsa da stratejik olarak her iki atamanın da ortak bir bakış açısını yansıttığını söylemek mümkün. O bakış açısına kısa süre içinde uygulamalarla geçeceğimize eminim.
Yerlikaya’nın atamaları
Öncelikle şunu söylemeliyim;
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç tüm iyi niyetiyle görevini yaptı kimse onun için başarısız diyemez. Ancak İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, beraber çalıştığı meslektaşlarıyla İstanbul’daki yolsuzluk ve rüşvet operasyonları ve uyuşturucu başta suçla mücadele konusunda önemli bir misyon üstlendi. Cumhurbaşkanı Erdoğan muhtemelen bu misyonun Adalet Bakanlığı’nın tüm teşkilatlarına yansıması için Akın Gürlek’e bu görevi verdi.
İçişleri Bakanlığı’ndaki görev değişikliğini anlamak içinse “Göreve gelen neden geldi yerine, giden neden gitti?” sorusunun cevabını vermek gerekiyor. Ali Yerlikaya uzun süre valilik görevlerinden sonra 2023 seçimlerinin ardından İçişleri Bakanlığı’na atanmasının ardından önceki Bakan Süleyman Soylu döneminden geriye kalan ne varsa adeta adı konmamış gizli bir mücadele başlattı. Kendi atadığı Emniyet Genel Müdürü’nü bile birinci yılında kendisi görevden alırken, il müdürlerini, şube müdürlerini, daire başkanlarını, başkan yardımcılarını değiştirdi. Ama AK Parti-MHP’ye FETÖVARİ kumpas kurulan Ankara’da Emniyet Müdürü Engin Dinç’e hiç ilişmedi.
AK PARTİ VE MHP’YE FETÖVARİ KUMPAS
Bu konuyu 13 Mayıs 2024 tarihinde “Cumhur İttifakı’na Nurcu-Okuyucu Emniyet-Yargı darbesinin adı “Temiz Eller operasyonu” başlığıyla bu köşede şöyle yazmıştım: “İşlettiği gece kulüplerinde yargı mensuplarını ağırlayıp yakın ilişki kuran mafyatik bir tip olan Ayhan Bora Kaplan, 7 Eylül 2023 tarihli operasyonla gözaltına alındı. Ancak emniyet içinde özellikle “Nurcu-Okuyucu” diye bilinen grup, bu operasyonu kısa süre içinde hükümete darbeye dönüştürdü. Bu operasyonda gözaltına alınan ve “M7” kod adıyla gizli tanık yapıldıktan sonra serbest kalan, emniyet içindeki grubun telkini ile yurtdışına çıkan Serdar Sertçelik yaptığı açıklamalarla Ankara Emniyet Müdürlüğü merkezli olarak iktidara kurulan kumpası deşifre etti.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Organize Şube Müdürlüğü ekipleri, gizli tanık M7’ye, yani Serdar Sertçelik’e, ifadesine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın, eski Adalet Bakanları Bekir Bozdağ ve Abdulhamit Gül’ün, AK Parti Milletvekili Mücahit Aslan’ın, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın, Halkbank Genel Müdürü Osman Arslan ve Sadık Soylu’nun isimlerini gizli tanık ifadesine eklemesini söylemişler. Serdar Sertçelik tüm bunları ses kayıtlarıyla sosyal medyada paylaştı.
İktidara, 17/25 Aralık benzeri kumpası organize eden isimler olarak Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Organize Şube’den sorumlu Müdür Yardımcısı Murat Çelik, Organize Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ile Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan öne çıkıyor.
Öte yandan AK Partili bakanların da adının ekleneceği ifade ile hükümete yönelik “Temiz Eller Operasyonu” yapılacağını gösteriyor. Polis müdürü Şevket Demircan, gizli tanık olarak ifade verme konusunda Serdar Sertçelik’i ikna etmek için “Bize Temiz Eller Operasyonu’nu sizin ellerinizle başlattığınız haberini verdiler. Oradan pay biç sen” diyerek kumpasın ne kadar büyük olduğunu işaret ediyor. MHP’nin de ifadesinde geçmesini isteyen polis müdürü, “MHP ile ilgili de patlat, geç” diyerek hedefini açık ediyor.”
KUMPASIN ANATOMİSİ
20 Mayıs 2024 günü yine bu köşede, “İkinci 17 Aralık kumpasının anatomisi” başlıklı yazımda, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin Emniyet içindeki “FETÖVARİ ve FETÖ benzeri yapılar” uyarısını aktarmıştım.
Ali Yerlikaya da sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, “Kimler, terör örgütleri ve onların uzantılarıyla, organize suç örgütleriyle bir olup FETÖ taktikleriyle Sayın Cumhurbaşkanımıza, hükümetimize ve siyasilerimize, sosyal medya destekli ‘oyun kurmaya’ çalışıyorsa, onların oyunlarını da kurdukları tuzakları da yerle bir edeceğiz” diyerek tepki göstermişti.
Peki sonra ne oldu?
Kumpasa adı karışan ve haklarında soruşturma açılan polis müdürleri kısa süre içinde farklı yerlerde de olsa görevlerine döndü ama birçok ilde kendi atadığı Emniyet Müdürlerini bile değiştiren Yerlikaya Ankara Emniyet Müdürü Dinç’e hiç dokunmadı.
Ali Yerlikaya, basın danışmanı aracılığıyla sosyal medya üzerinden operasyon istatistikleri yayınlayarak suçla mücadele mesajları verirken, Emniyet’te yeni kadrolaşma da hız kazandı. 2025 yılına geldiğimizde tasfiye edilmek istenen polisler için “MHP’li müdürler” kılıfı bulundu.
“MHP’Lİ MÜDÜRLER” ADI ALTINDA TASFİYE
MHP Lideri Devlet Bahçeli bu konuda 11 Eylül 2025 günü basın açıklamasında şu uyarıyı yaptı: “Milleti ve devleti buhrana sürüklemek, geleceğimize ipotek koymak isteyen FETÖ terör örgütünün en mahrem alanlara kadar nasıl sirayet ettiği bilinmektedir. Bu itibarla suç, suçlu, suçluluk ve cezalandırma karmaşasını kaos üretmek maksadıyla istismar eden ‘yeni bir paralel yapının’ milli bünyemize sızmış olup olmadığını derhal sorgulamak gerekmektedir.”
MHP Genel Başkan Yardımcısı İsmail Özdemir’in 14 Eylül 2025 günü X sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım da önemliydi: “İstatistik verileri paylaşmayı vazife gören anlayış yerine, KAHRAMAN’lara sahip çıkan ve zafiyet oluşturmayan idareye sahip olmak lazımdır.”
Bu durumu 19 Eylül 2025 tarihinde ‘Emniyet’te ‘MHP’li müdürler’ tartışması boş, mesele ‘Yeni Paralel Yapı’ başlıklı yazımda anlatmıştım.
“MHP’li müdür” diye sağa sola sürülen ama milliyetçi olmakla birlikte parti bağı bulunmayan Emniyet mensuplarının çoğu, 17/25 Aralık 2013 FETÖ’nün Emniyet-Yargı kumpası sonrası birçoklarının kafasını kuma gömdüğü zamanda devletinin bekası için kelle koltukta görev yapmış kişilerdi. Tetikçi gazeteciler aracılığıyla “MHP’li müdürler” yaftasıyla bir kısmı polis başmüfettişi diye kızağa çekilen Emniyet mensupları yerine yapılan atamalarda tarikat-cemaat kavgası yeniden hortladı.
Aslında tekrar başladığımız yere geri döndük, yani FETÖVARİ kumpas dosyasına.
Gizli tanık Serdar Sertçelik, yakalandığı Macaristan’dan Türkiye’ye getirildiği günlerde Ali Yerlikaya “Özgürlüğe gidiyorum” diyerek aceleyle makamını Bakan Mustafa Çiftçi’ye bıraktı. İfadesinde AK Partili Bakan ve bürokratların adının geçirilmesini polislerin istediğini, soruşturma savcısının da bu işin içinde olduğunu, yurtdışına kaçışını da polislerin ayarladığını anlatan Sertçelik şimdi o polislerle birlikte yargılanacak. Bakan Yerlikaya “Özgürlüğe giderken” takibi yine bize kalacak.”

