Yeni Parti lideri Özgür Özel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunurken fon soruşturması ve Mekke Anlaşması’na dair de değerlendirmelerini paylaştı. Özel, “Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz” dedi
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Cumhuriyet Gazetesi yazarı Işık Kansu, Ankara Temsilcisi Sertaç Eş ve gazete muhabiri Sarp Sağkal’ın gündeme ilişkin sorularını cevapladı.
“Son dönemde çok fazla belediye başkanı transferi oldu. Bu konuda bir öz eleştiri yapıyor musunuz?” sorusuna yanıt veren Özel, “Yapmaya yapalım. Ben geçmiş dönemde Kemal Bey’in (Kemal Kılıçdaroğlu) yaptığı hatalar için de özür dilemiş birisiyim. Ama şöyle bir durum var. Ben de çok üzülüyorum, ‘Kafam kırılsaydı’ diyorum. Ama geçmişte olmamış bir iş yapılıyor. Hapis tehditleri yapılıyor. Yakın arkadaşlar, aileler tehdit ediliyor.
Belediye meclisinde 12 fark oluyor, 6 transfer yapıyorlar. Mesela bazen soruyorlar ‘Bu belediye meclis üyelerini kim yazdı?’ diye. Çoğu ön seçimden çıktı.
6 transfer olmuş mesela, yarısı ön seçimden çıkma. Kişiden delile gitme gibi yöntemler kullanıyorlar. Biz 4-5 Kasım kurultayıyla göreve gelmişiz, 31 Mart akşamı uyguladığımız yöntemle tarihin en büyük başarısını elde etmişiz. Şimdi bana diyorlar ki ‘Özeleştiri yapacak mısınız?’ Bunu ben kendime değil, tarihe haksızlık sayıyorum” dedi.
Özel, sözlerine “Geçmişte hiç belediye başkanı transferi olmamış. Aday belirlerken karakter analizi, korku-stres testi diye bir yöntem yok. Belediyeler üzerine böyle haysiyetsiz, alçakça bir saldırın geleceği tarihte olmamış bir şey.
Şimdi ‘Bunu niye öngörmedin?’ Kim öngördü de ben görmedim? Biz belediye başkanlarını belirlerken önce şehirlere heyetler yolladık. Sonra bu heyetler aday adaylarına baktı, ciddi adayları belli sayılara indirdi. Sonra anketle kazanacak adaylara baktık. Bu adaylara ‘Kim bizi desteklemiş, kim desteklememiş’ diye bakmadık” şeklinde devam etti.
“İzmir ile helalleşme konusunda problemimiz yok”
“Korkunç bir yalan ve iftira furyasıyla karşı karşıyayız” diyen Özel, ilçe başkanlarını seçerken İzmirlilere sorduklarını da sözlerine ekledi. Özel, İzmir ile helalleşme konusunda problemleri olmadığını ifade ederken şöyle konuştu:
“Örneğin butlan yönetimindeki Bursa Milletvekili, Bursa Masası’nda yer aldı. Bütün adayları birlikte belirlediler.
Konuşmasına Bursa Masası’na teşekkür ederek başladı. Bütün Parti Meclisi’nden çıkan başkanlara butlancılar oy verdi.
Birine muhalefet şerhi yazmamışlar, şimdi sorumluluğu bize atıyorlar. Bir sorumluluk varsa; AKP ile işbirliği yapıp partiyi bölme, belediye meclislerinde ayrışma yaratma ve belediye başkanlarını paniğe sevketme suçunu işleyenlerdedir. İzmir, Aydın, Afyon gibi belediye başkanları gibi karakter zaafiyeti olanlar böyle dönemlerde kendilerinin yaptığı usulsüzlükler önlerine konunca AKP’ye gidiyor. AKP’ye gitmeyenin hapse atıldığı, gidenin kürsüye çağırıldığı bir dönemdeyiz. Hırsıza değil, mağdura gelip hesap soran bir anlayışa teslim olacak değilim. Her bir İzmirlinin bize hesap sorma, bizim de onlara özür borcumuz olabilir. Ama onlar adayların her birine oy verdi. Kendi içlerindeki en sağlamları da AKP’ye ilk kaçanlar oldu”.
“Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz”
Özel, “Sizce bu süreç nereye gidiyor?” sorusunu ise “Git gide sertleşiyorlar.
Bütün mesele bu işi muhalefet içi bir tartışmaya dönüştürmek. Ben YENİ Parti’yi ilk kurduğumuzda ‘Gerekirse belediye başkanlarının hepsi orada kalsın, yeter ki belediye meclislerinde çoğunluk tartışması olmasın’ demiştim. İktidar ‘gücünü’ göstererek muhalif seçmeni yıldırmaya, küstürmeye, sandıktan umudunu kesmeye çalışıyor. Buna karşı topyekün mücadele etmek gerekiyor. Muhalefet taklidi yapanlarla canını dişine takanları ayırmak lazım. Ölümü göze almış bir muhalefet cephesini yaralamalarına izin vermeyeceğiz” diye cevapladı.
Açıklamalarını “Bu ülkede sandığın olmaması mümkün değil” sözleriyle sürdüren Özel, “Sandığa uzanan eli demokrasinin ve cumhuriyetin kıymetini bilen millet kırar. Burada maksat sandığı kaçırmaktan ziyade sandığa olan inancı kırmak. Bu oyuna gelmemek lazım. Korkut Boratav ‘Bu topraklarda sosyal patlama sandıkta olur’ diyordu. Bugün bu ülkeye yapılacak en büyük kötülük sandıktan umudu kesmektir.
Günün birinde sandığı kaçırırlarsa, millet kaçıranı kaçtığı yere kadar kovalar. Sandığı elinden alır, getirir, onları da tarihin çöplüğüne gönderir. Bu millet sandığı öyle kolay kolay bırakmaz” ifadelerini kullandı.
Özel, fon soruşturmasına ilişkin değerlendirmelerini de sundu ve “Yalan ve iftiranın önünü açan, bu isimlerin gizlenmesi. Ve AKP içindeki taht kavgalarına alet edilmesi. Yoksa bir sürü liste dolaşıyor. Siyasetçiler bu isimleri doğrulatmaya çalışıyor. Biz doğrulatmaksızın isimleri açıklamadık. Bir tek Bakan Mahinur Göktaş’ın babasının adıyla aynı birisi oldu. Ondan özür dileriz ama lekelenmeme hakkı bir tek AKP’li siyasetçilere mi ait? Lekelenmeme hakkının ilacı şeffaflıktır. Bir CHP’li belediye meclis üyesi, başkan ya da bürokrat; gizlilik kaydı olan bir soruşturmada ifade veriyor, avukat savcının yanından çıkmadan ifade yandaş basında dolaşmaya başlıyor. Soruşturmayla ilgili olmayan kişinin cep telefondan çıkan bütün fotoğraflar servis ediliyor. Muhalif olduğunuzda durum böyleyken, AKP olunca ‘Arkadaşlarımız lekelenmesin’ diyorlar. Bir tövbe hesabı açmışlar, ‘Günahı buraya bırakın’ diyorlar. Böyle bir şey olmaz. Kendilerinin sızdırdığı isimler oluyor. Adalet Bakanlığı’nda takma isimle çalışan birileri parti içi operasyonları yöneterek böyle işler yapıyor. Mahinur Hanım belki şimdi diğer evlat ve babaları anlamıştır. 1,5 yıldır Hasan İmamoğlu’na bunu yapıyorlar. Köydeki evinin bahçesini kazdılar. Emekli maaşında haciz var, hesabı dondurulmuş. Biz Mahinur Hanım’ı Aile Dayanışma Ağı’na davet ediyoruz. Babasının 10 dakika yaşadığı mağduriyeti aylardır yaşayanları görsün” dedi.
Mekke Anlaşması’na dair fikirleri de sorulan Özel, şöyle devam etti:
“Anayasanın hem 90. hem de 92. maddesi ayaklar altına alınıyor. Anayasanın 90. maddesi bir uluslararası anlaşmanın nasıl yürürlülüğe gireceğini söyler. Bu anlaşma uluslararası bir anlaşma değil. Bir niyet beyanı. Bir anlaşmaya dönmesi için bir formatı, başı-sonu olması gerekir. Bunun hem Milli Savunma hem de Dışişleri komisyonlarına gelmesi gerekir. Meclis’e yollanması ve açık oylama ile, kimin ne oy verdiği görülerek yürürlülüğe girmesi lazım. Bu kadar ciddi bir iş. Bir kağıt var, üzerinde birkaç satır laf var, birkaç tane imza var. Bu Meclis’e zaten o formatta gelemez. Ama gelmiş gibi toplantılar yapılıyor.
Asker gönderme taahhüdü veriliyor. Anayasanın 92. maddesi de asker yollamayı Meclis’in iznine bağlar. Yani anlaşma gelmiş olsa bile yine Meclis’in izni gerek. Burada tamamen anayasayı ayaklar altına alan bir durum var. Erdoğan’a birkaç kez seslendim. Anayasanın Meclis sayfasını yırt at, 90. maddesini, 92. maddesini yırt at. Yarın biz de cumhurbaşkanı yetkilerini de yırtar atarız. Aslında Meclis’in ilk günü kendisini dinlememe nedenimiz de buydu.
Meclis’i yok sayan birisi gelmiş, Meclis açılışı yapıyor. ‘Ben Mekke’de anlaşma yaptım, Mehmetçik’i yolluyorum’ Öyle bir şey yok. Kendi meşruiyetini önemli görüyorsa, diğer kurumların ve anayasanın varlığına saygı göstermesi lazım. Meclis zemininde bu meseleyi tartışmaya devam edeceğiz”.

