CNN’in görüştüğü uzmanlar Washington’ın yaptırımlar, abluka ve askeri baskıyı birlikte kullanmasının İran’ı temel taleplerinden vazgeçirmesinin zor olduğunu düşünüyor
ABD yönetiminin İran ekonomisini daha da sıkıştırmayı amaçlayan yeni yaptırım hamlesi, Tahran’ın bölgesel ve küresel ölçekte misilleme tehditlerini artırmasına yol açtı. İran yönetimi, enerji sevkiyatını hedef almaktan savaşın coğrafi alanını genişletmeye ve nükleer doktrini gözden geçirmeye kadar uzanan seçenekleri gündeme taşıyor.
CNN‘de yer alan habere göre, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü yaptığı açıklamada İran’ın yıllar içinde yaptırımları aşmak için kurduğu karmaşık ticaret ve finans ağının hedef alınacağını duyurdu. Yeni ikincil yaptırımların dijital varlıklar, teknoloji ve deniz taşımacılığı gibi İran ekonomisinin ayakta kalmasında önemli rol oynayan sektörlerdeki ticari ortakları kapsadığı belirtildi.
Ancak Washington’ın “ekonomik D-Day” olarak tanımlanan hamlesi, beklenen ölçüde yeni yaptırımlar getirmedi. ABD yönetimi bunun yerine büyük ölçüde mevcut yaptırımların kapsamını genişletmeye ve uygulamasını sıkılaştırmaya yöneldi.
İran’la bağlarını kesmeyen ülkelere ise ilerleyen dönemde daha ağır yaptırımlar uygulanabileceği uyarısı yapıldı.
İran ise geri adım atmak yerine karşılık verme kapasitesini öne çıkarıyor.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, “Uzun süredir satranç oynuyoruz, poker oynamayı da öğrendik. Bir süredir ikisinin karışımını oynuyoruz” ifadelerini kullandı.
Petrol fiyatlarını daha da yükseltebilir
Tahran’ın başlıca kozlarından biri enerji piyasaları. İran aylardır Hürmüz Boğazı’ndan gemi geçişlerini engelliyor.
Savaş öncesinde küresel petrol ve doğal gaz arzının yaklaşık beşte biri bu güzergâhtan geçiyordu.
İran destekli Husiler de Kızıldeniz’de Suudi Arabistan’ın petrol ihracatını ve enerji altyapısını hedef alan saldırılarla yeni bir cephe açtı.
İran Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı Muhsin Rızai ise ekonomik baskının sürmesi halinde yalnızca Hürmüz’den değil, Basra Körfezi’nin tamamından petrol ihracatının engellenebileceğini söyledi.
Rızai, “Ekonomik savaş devam ederse ne Hürmüz’den ne de Basra Körfezi’nin başka bir noktasından tek damla petrol ihraç edilecek” dedi.
Bölgede enerji tesislerine veya tanker trafiğine yönelik yeni saldırılar, küresel petrol fiyatlarını daha da yukarı taşıyabilir.
Suudi Arabistan, Hürmüz’e bağımlılığı azaltmak için günlük yaklaşık 5 milyon varil petrolü Doğu-Batı boru hattı üzerinden Kızıldeniz’e yönlendirmiş durumda. Diğer bölge üreticileri de yaklaşık 2 milyon varillik sevkiyatı alternatif güzergâhlara kaydırdı.
İran ise kurallarına uymadığını öne sürdüğü 45 tankerin listesini yayımlayarak bu gemilerin para cezası, gözaltı veya el koyma gibi yaptırımlarla karşılaşabileceğini bildirdi.
Savaş Avrupa’ya yayılabilir
Tahran’ın gündeme getirdiği bir diğer seçenek ise saldırıların coğrafi kapsamını genişletmek.
İran Dışişleri Bakanlığı, ABD’ye ait yakıt ikmal uçaklarının Bulgaristan’dan kalkmasına dikkat çekerek NATO ve Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’ın da hedef alınabileceği mesajını verdi.
Bekayi, İran’a yönelik saldırılara destek sağlayan ülkelerin uluslararası hukuk açısından saldırının parçası olarak değerlendirilebileceğini savundu. Rızai de ABD’nin ekonomik savaşına katılan veya destek veren ülkelerin İran tarafından “savaşın tarafı” olarak görüleceğini söyledi.
İran, savaş boyunca çoğu Körfez bölgesinde olmak üzere 11 ülkedeki hedeflere saldırdı. Tahran’ın İngiliz güçlerinin kullandığı Kıbrıs’taki bir üssü de hedef aldığı ve Hint Okyanusu’ndaki ABD üslerine erişebilecek kapasite gösterdiği öne sürülüyor.
Bulgaristan gibi NATO üyesi bir ülkeye yönelik saldırı ise çatışmada yeni ve daha ciddi bir tırmanma anlamına gelecek.
Nükleer doktrin tartışılıyor
İran’ın nükleer programı da gerilimin bir diğer önemli başlığı.
Tahran uzun süredir nükleer programının barışçıl olduğunu ve nükleer silah üretme hedefi taşımadığını savunuyor. Ancak ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerine düzenlediği saldırılar ve dini lider Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından bu yaklaşımın değişebileceğine yönelik söylemler güçleniyor.
İran parlamentosunda ülkenin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması’ndan (NPT) çekilmesini öngören bir yasa tasarısı görüşülüyor.
Rızai de devlet televizyonuna yaptığı açıklamada nükleer silah seçeneğini doğrudan gündeme getirerek, “ABD böyle bir savaş yürütürken insanlar neden bizim de nükleer silah peşinde koşmamamız gerektiğini soruyor” dedi.
ABD istihbaratına göre İran’da yaklaşık yarım ton yüksek oranda zenginleştirilmiş uranyum bulunuyor ve Tahran bu stokun bulunduğu alanları daha sıkı biçimde korumaya çalışıyor.
“Ekonomik boğma maliyetsiz olmayacak”
Uzmanlar, Washington’ın yaptırımlar, abluka ve askeri baskıyı birlikte kullanmasının İran’ı temel taleplerinden vazgeçirmesinin zor olduğunu düşünüyor.
Washington merkezli Center for International Policy’de kıdemli araştırmacı olan Sina Toossi, İran’ın enerji akışlarını, altyapıyı ve bölgesel ticareti tehdit ederek kendisine uygulanan baskının maliyetini bölgeye yayma kapasitesini koruduğunu söyledi.
Toossi’ye göre İran’ın kısa vadeli stratejisi, yaptırımlara karşı alternatif ekonomik kanallar geliştirmek ile askeri caydırıcılığı artırmak arasında şekillenecek. Tahran’ın mesajı ise ekonomik olarak tamamen boğulmaya yönelik bir girişimin bölge açısından da ağır bir bedeli olacağı yönünde.
D-Day nedir?
D-Day, askeri operasyonlarda büyük bir harekâtın başlayacağı günü ifade eden genel bir terimdir. En çok, İkinci Dünya Savaşı sırasında 6 Haziran 1944’te Müttefik kuvvetlerin Nazi işgali altındaki Fransa’nın Normandiya kıyılarına yaptığı çıkarma için kullanılır. Normandiya Çıkarması, Batı Avrupa’nın Nazi Almanyası’ndan kurtarılmasında dönüm noktalarından biri oldu.

