Ankara’daki NATO Zirvesi öncesi Türkiye, 10 milyar dolarlık yerli savunma sanayisiyle ittifakın hayati üssü oldu. Bloomberg analizinde S-400 ve F-35 krizlerinin aşılabileceği, Türkiye’nin ABD sonrası dönemde kendisini Avrupa güvenlik mimarisinin lider konumunda gördüğü vurgulandı
Önümüzdeki hafta NATO liderleri, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ankara’daki devasa Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne doğru yola çıktıklarında, askeri konvoyları başkentin sergi merkezinin önüne park edilmiş modern askeri mühimmatların yanından geçecek.
Bloomberg‘in haberine göre fuar alanının içinde sergilenen yüksek teknoloji ürünü akıllı mühimmatlar ve gelişmiş elektronik harp sistemleri, Türkiye’nin hızla büyüyen 10 milyar dolarlık askeri ihracat endüstrisinin küresel gücünü gözler önüne serecek.
Transatlantik ilişkilerin ciddi şekilde yıprandığı bu dönemde Avrupa, Türkiye’nin askeri ve endüstriyel kapasitesinin kendileri için ne kadar hayati olduğunu yeniden keşfediyor.
İki yıl önce İsveç’in ittifaka katılımına karşı çıktığı için NATO içinde sert eleştirilerin hedefi olan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün güçlü liderlik profili sayesinde çok farklı bir konumda bulunuyor.
Hazırlık süreçlerine yakın olan diplomatlardan edinilen bilgilere göre, Avrupa liderlerinin birçoğu ABD Başkanı Donald Trump ile ciddi siyasi gerilimler yaşarken; Erdoğan, Trump’ın doğrudan saygısını kazanabilen tek ev sahibi olarak öne çıkmış durumda.
Bu durum, Türkiye’yi NATO’nun geleceğini ve zirvenin gidişatını rayında tutabilecek en kritik aktör haline getiriyor. Üstelik Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşı ve Trump’ın savunma bütçelerini artırma baskısı altındaki Avrupa için artık en büyük askeri donanım sağlayıcılarından birine dönüştürdü.
İhracatta büyük dönüşüm
Geçen yıl Türk savunma sanayii satışlarının yaklaşık %56’sı ABD, Avrupa ve diğer Batılı müttefiklere gerçekleştirildi.
Bu tablo, 1970’lerdeki Kıbrıs Barış Harekatı dönemine kadar uzanan ve onlarca yıl süren askeri sürtüşmelerin ardından yaşanan tarihi bir kırılmayı ifade ediyor.
Türk savunma şirketlerinin dış satışları, silahlı insansız hava araçlarından savaş gemilerine, eğitim jetlerinden zırhlı araçlara ve askeri elektronik sistemlere kadar geniş bir yelpazede, NATO standartlarına uyumlu üretim kapasitesi sayesinde 2020 yılından bu yana tam dört katına çıktı.
Alman Marshall Fonu (GMF) Türkiye Direktörü Özgür Ünlühisarcıklı gidişatı şu sözlerle özetliyor:
“Tarihsel olarak Türkiye’nin NATO için taşıdığı değer, temel olarak stratejik coğrafyasından ve askeri gücünün büyüklüğünden kaynaklanıyordu. Ancak günümüzde Türkiye’nin yerli savunma sanayisi, bu coğrafi üstünlükle eş değerde, hayati bir ittifak varlığı haline geldi.”
Trump: Zirveye Erdoğan için katılıyorum
Ankara’daki kritik zirve, küresel güvenlik mimarisi açısından oldukça tehlikeli bir döneme denk geliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, ittifaktan tamamen çekilmeyi sık sık gündeme getirirken, Avrupa’daki önemli miktarda Amerikan askerini ve stratejik silah sistemini geri çekmeye başladı bile.
Trump’ın, İran’a karşı yürüttüğü askeri hamlelere Avrupa’dan yeterli destek göremediği gerekçesiyle yaşadığı öfke, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’nin geçen yıl müttefiklerin savunma bütçelerini devasa oranda artıracağına dair sunduğu uzlaşı havasını da gölgede bıraktı.
Trump, 24 Haziran’da Beyaz Saray’da Genel Sekreter Rutte ile yaptığı görüşmede, bu zirveye sadece “çok iyi bir dostum” dediği Cumhurbaşkanı Erdoğan’a duyduğu saygıdan ötürü katılacağını açıkça ilan etti.
Trump, “Eğer bu zirve Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından Türkiye’de düzenleniyor olmasaydı, oraya gideceğimi hiç sanmıyordum” ifadelerini kullanarak Ankara’nın diplomatik ağırlığını tescilledi.
NATO yönetimi, bu yılki kısa zirve programını tamamen Trump’ı ikna etmek üzerine kurdu ve sunumların odağına milyarlarca dolarlık askeri alımları ve somut savunma anlaşmalarını yerleştirdi. Ankara’da çok sayıda yüksek profilli savunma sanayii anlaşmasının resmi olarak duyurulması bekleniyor.
ABD’nin boşluğunda Türkiye etkisi
Trump yönetiminin geçtiğimiz haftalarda NATO ortaklarına sunduğu askeri planlar, ABD’nin Avrupa’daki kesintilerinin çok daha derinleşeceğini gösteriyor.
16 Haziran’da sızan raporlara göre bu planlar; Avrupa ordularının sahip olmadığı stratejik bombardıman uçaklarının %30 oranında azaltılmasını, keşif ve taarruz İHA’larının neredeyse tamamen çekilmesini, savaş gemilerinin %50 oranında kısılmasını ve savaş uçağı konuşlandırmalarının üçte bir oranında düşürülmesini içeriyor.
Türkiye, oluşan bu devasa güvenlik boşluğunu doldurabilecek en önemli güç olarak kendini konumlandırıyor. Ankara, NATO ve AB üyesi olan ve Ukrayna ile sınırı bulunan Romanya’ya tarihinin ilk askeri savaş gemisi ihracatını gerçekleştirerek bölgesel güvenlik paktlarında liderliğe soyundu.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Türk İHA’larına ve NATO standardındaki 155 mm’lik top mermilerine olan küresel talebi zirveye çıkardı. Türk insansız hava aracı üreticisi Baykar, Avrupa pazarına daha güçlü nüfuz etmek için İtalyan savunma devi Leonardo ile ortak girişim (Joint Venture) kurarken; TUSAŞ ise geçen yılın sonunda İspanya’ya 30 adet Hürjet hafif taarruz ve eğitim uçağı satmak üzere anlaşma sağladı.
Ayrıca Türkiye, ittifakın yakıt güvenliğini artırmayı amaçlayan 28 milyar dolarlık devasa bir NATO altyapı genişletme projesinin parçası olarak yeraltı akaryakıt boru hatlarını birbirine bağlama çalışmalarını sürdürüyor.
S-400 ve F-35 krizi
Carnegie Uluslararası Barış Vakfı Kıdemli Uzmanı Alper Coşkun, ABD ile müttefikleri arasındaki bu dönüşümün Türkiye için hem riskler hem de büyük fırsatlar barındırdığını belirtiyor.
Silah satışlarındaki bu tarihi yükseliş, Ankara ile Batılı müttefikleri arasında 2017 yılında Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi alınmasıyla başlayan, ABD yaptırımları ve F-35 savaş uçağı programından çıkarılmayla derinleşen krizin de aşılmasını kolaylaştırıyor.
Türkiye, Rus hava savunma sistemleri konusunda stratejik bir uzlaşıya hazır olduğunun sinyallerini verirken; Trump, Ankara’nın İran’a karşı yürütülen bölgesel politikalardaki diplomatik rolünü övgüyle karşıladı.
ABD Başkanı Trump, Rutte ile yaptığı görüşmede, Erdoğan ile yapacağı ikili zirvenin ardından Türkiye’ye yönelik askeri jet motoru satışlarının yeniden başlayabileceğinin işaretini vererek, “Muhtemelen onu çok mutlu edecek bir hamle yapacağım” dedi.

