AP’nin aylar süren araştırması, İran’daki okul saldırısında yaşamını yitirenlerin kimliklerini ve bombardımana ilişkin yeni ayrıntıları ortaya çıkardı.
İran’ın Minab kentindeki bir ilkokula 28 Şubat’ta düzenlenen ve ABD-İsrail savaşı sırasında bildirilen en ölümcül saldırı olarak kayıtlara geçen bombardımanın üzerinden 120 günden fazla zaman geçmesine rağmen olayın sorumlusu ve bilançosu hâlâ netleşmedi. Associated Press’in ulaştığı bilgilere göre Pentagon, okulun hedef alındığına dair bulgulara saldırının hemen ardından sahip olmasına rağmen soruşturma sonuçlarını hâlâ kamuoyuyla paylaşmadı.
Haberde, hedef belirleme sürecindeki istihbarat eksikliklerinin ve sivilleri korumaya yönelik mekanizmalarda yapılan değişikliklerin saldırıda rol oynamış olabileceği belirtilirken, bağımsız araştırmalar saldırıda hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün çocuk olduğunu doğruluyor.
Associated Press (AP) tarafından yürütülen araştırmaya göre, ABD ordusu okulun vurulduğuna ilişkin kanıtlara saldırının hemen ardından sahipti. Kimliğinin açıklanmaması koşuluyla AP’ye konuşan ve soruşturma hakkında bilgi sahibi bir ABD’li yetkili, Pentagon’un okulun hedef alındığını kısa sürede tespit ettiğini söyledi.
Saldırının ayrıntıları yeniden incelendi
AP, açık kaynak verileri, video kayıtları, insan hakları raporları ve İran içinde ve dışında yaşayan araştırmacılar ile sivillerle yaptığı görüşmelerden yararlanarak saldırının ayrıntılarını yeniden oluşturdu.
Araştırma, Minab’daki bombardımanda yaşamını yitiren çocukların farklı etnik ve sosyal geçmişlerden geldiğini ortaya koyarken, daha önce kamuoyuna yansımayan bazı ayrıntıları da gün yüzüne çıkardı.
Bununla birlikte saldırıya ilişkin birçok temel soru hâlâ yanıtsız. Pentagon’un bilgi paylaşmaması ve İran yönetiminin olayı siyasi söylemin bir parçası hâline getirmesi nedeniyle bağımsız doğrulama çalışmaları güçleşti. Bu durum, mağdur aileleri açısından hesap verilebilirlik konusunda ciddi bir boşluk yarattı.
Araştırmaya göre okula kaç mühimmat isabet ettiği ve saldırıda ölenlerin kesin sayısı da hâlâ net olarak belirlenebilmiş değil.
Trump: Bunu bizim yaptığımızı düşünmüyorum
ABD Başkanı Donald Trump ise geçen hafta yaptığı açıklamada Pentagon’un hazırladığı raporu okumadığını belirterek, saldırının ABD tarafından gerçekleştirildiğine inanmadığını söyledi.
Trump, “Bunun kimin hatası olduğunu hiçbir zaman tam olarak çözemeyebilirler. Çünkü her tarafta füzeler uçuşuyordu. Bunun bizim yaptığımızı düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.
İran’ın Birleşmiş Milletler Daimi Temsilciliği ise AP’nin konuya ilişkin yorum talebine yanıt vermedi.
Tanıklar ve araştırmacılar konuştu
AP’nin haberinde, ABD’li yetkililer, İranlı insan hakları savunucuları, Minab’da yaşayan bir kişi, İran Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi’nin uluslararası temsilcisi ve uluslararası insan hakları kuruluşlarından araştırmacılarla yapılan görüşmelere yer verildi.
Ajansa konuşan kaynakların çoğu, saldırıda hayatını kaybedenlerin aileleri ve olay yerine ilk ulaşan kurtarma ekipleriyle doğrudan temas hâlinde olduklarını belirtti. Ancak hem kendileri hem de görüştükleri kişilerin güvenliği nedeniyle isimlerinin açıklanmamasını istedi.
Öğretmenler velileri aradı, ardından bomba düştü
İran’ın güneydoğusundaki Minab kentinde, Hürmüz Boğazı’na yaklaşık 25 kilometre uzaklıkta bulunan Şecere-i Tayyibe İlkokulu’nda 28 Şubat Cumartesi sabahı eğitim normal şekilde başlamıştı. Ramazan ayı nedeniyle okula gelen öğrenciler, bahçedeki renkli duvar resimlerinin arasından geçerek sınıflarına girdi. Kız ve erkek öğrenciler, İran’daki uygulama doğrultusunda ayrı bölümlerde ders görüyordu.
Associated Press‘e konuşan ve 18 yıl İran’da öğretmenlik yaptıktan sonra yurt dışına çıkan İran Öğretmen Sendikaları Koordinasyon Konseyi’nin uluslararası temsilcisi Shiva Amelirad’a göre, Şecere-i Tayyibe okulları, İran Devrim Muhafızları ya da diğer devlet kurumlarında görev yapan ailelerin çocuklarına hizmet vermek amacıyla kurulan 30’dan fazla okuldan biriydi.
Amelirad, bu okulların İran’daki diğer devlet okullarına kıyasla Devrim Muhafızları’nın ideolojik anlayışını aktarmaya daha fazla odaklandığını belirtirken, ailelerinin kim olduğuna bakılmaksızın çocukların sivil olduğunu ve “bir okulun hedef alınmasının hiçbir şekilde kabul edilemeyeceğini” vurguladı.
AP’nin uydu görüntüleri ve açık kaynak haritalar üzerinden yaptığı incelemeye göre okul, Devrim Muhafızları’na ait bir üs ile aynı duvarlarla çevrili yerleşke içinde bulunuyordu. Okulun bulunduğu alanın geçmişte askeri üssün parçası olduğu, yaklaşık on yıl önce ayrılarak eğitim kurumuna dönüştürüldüğü belirtildi.
İnsan hakları kuruluşu Balochistan Human Rights Group’a göre okulda yalnızca üsse yakın görev yapan Devrim Muhafızları mensuplarının çocukları değil, çoğunluğunu Sünni Beluçların oluşturduğu ve İran yönetiminin baskısına maruz kaldığı belirtilen Minablı ailelerin çocukları da eğitim görüyordu.
Veliler okula çağrıldı
Yaklaşık saat 09.40’ta Tahran’a yönelik bombardımanın başladığı haberi okul yönetimine ulaştığında binada yüzlerce öğrencinin bulunduğu tahmin ediliyordu.
Durumu değerlendiren öğretmenler ve okul yöneticileri, çocukların evlerine gönderilmesine karar verdi. İki kaynak AP’ye yaptığı açıklamada, öğretmenlerin sabit telefonlardan velileri arayarak çocuklarını erken almalarını istediğini söyledi. Londra merkezli çatışma izleme kuruluşu Airwars da yayımladığı raporda velilerin okula çağrıldığını doğruladı.
İran devlet medyası ise saat 10.15’te ülke genelindeki okulların kapatıldığını duyurdu.
Minab’da yaşayan bir kişinin AP’ye aktardığına göre, okula yakın oturan bir baba 10 yaşındaki oğlunu almak için hemen okula gitti. O sırada okul bahçesinde bekleyen 6 ve 7 yaşındaki iki akrabasına da birlikte dönmeyi teklif etti. Ancak çocuklar, kendi babalarının yolda olduğunu söyleyerek teklifi kabul etmedi.
Oğluyla birlikte okuldan ayrılan baba alışveriş yapmak üzere bir süpermarkete gitti. Yaklaşık 10 dakika sonra ise patlama seslerini duydu.
AP’nin uydu görüntülerine dayandırdığı analizine göre yerleşkeye birden fazla mühimmat isabet etti. En az beş bina vurulurken, yüzlerce kilogram patlayıcının etkisiyle okul binası tamamen çöktü.
Balochistan Human Rights Group’a göre gönüllüler parçalanmış uzuvları ve bedenleri Minab Devlet Hastanesi’ne taşıdı. Kuruluş, hayatını kaybeden çocukların iki ailesiyle görüştüğünü belirtti. AP, okula kaç mühimmatın isabet ettiğini doğrulayamadığını ancak patlamanın etkisiyle birçok cesedin tanınamayacak hâle geldiğini aktardı.
Minab’da yaşayan kaynak, günün sonunda hastanedeki doktorların en az 108 cenazenin getirildiğini belirttiğini, ancak gerçek sayının daha yüksek olabileceğini söylediklerini aktardı.
Ertesi gün İran devlet medyası ölü sayısını yaklaşık 150 olarak duyurdu. Kısa süre sonra ise resmi açıklamalarda can kaybının 168’e yükseldiği bildirildi.
Toplu cenaze töreni
Bombardımandan üç gün sonra Minab’da binlerce kişinin katıldığı toplu cenaze töreni düzenlendi. İran devlet televizyonunun yayımladığı görüntülerde, meydanda toplanan kalabalığın karşısında İran İslam Cumhuriyeti’nin kurucusu Ayetullah Ruhullah Humeyni’nin büyük bir portresi yer aldı.
Ailelere başlangıçta çocuklarının cenazelerini köylerine götürüp kendi defin törenlerini düzenleyebilecekleri söylendi. Ancak birçok aile sonunda çocuklarını birlikte toprağa verme kararı aldı.
Devlet medyasının drone görüntülerinde işçilerin yan yana sıralanmış, isim yazılmamış küçük mezarlar kazdığı görüldü.
Savaşın gölgesinde gerçeklere ulaşmak zorlaştı
Airwars’ın analizine göre saldırının ardından İran genelindeki bombardıman yoğunlaşırken, savaşın ilk günlerinde hedef alınan noktaların sayısı son yıllardaki ABD ve İsrail operasyonlarının, Gazze dâhil, başlangıç dönemlerinden daha fazlaydı.
Sahadaki bombardımanı belgelemeye çalışan gazeteciler ve insan hakları kuruluşları ise Minab’daki saldırıyı doğrulamakta zorlandı. Hedef alınan bölgeye erişim sağlanamazken, İran yönetiminin yabancı gazetecilere getirdiği kısıtlamalar bağımsız incelemeleri engelledi. Savaşın ilk gününde internetin kesilmesi de sivillerden bilgi alınmasını neredeyse imkânsız hâle getirdi.
Minablı kaynak, savaş ilerledikçe Hürmüz Boğazı’nın önemli bir çatışma alanına dönüştüğünü ve bölgede askeri varlığın yoğun biçimde artırıldığını söyledi.
Hayatını kaybeden çocukların ailelerinin konuşmaları hâlinde misillemeyle karşılaşmaktan korktuğu, yabancı basınla iletişim kurmaya çalışan bazı kişilerin de gözaltına alındığı öne sürüldü.
Bu durum, saldırıya ilişkin kamuoyuna yansıyan bilgilerin büyük ölçüde İran yönetiminin kontrolünde şekillenmesine yol açtı.
İran milli futbol takımı, FIFA Dünya Kupası’na “#168” yazılı rozetlerle katıldı. ABD ile ateşkes görüşmelerini yürüten İran heyeti ise kendisini “Minab 168” olarak adlandırdı. Ayrıca İran yanlısı sosyal medya hesaplarında hayatını kaybeden çocukların Lego karakterleri olarak tasvir edildiği videolar paylaşıldı.
Uluslararası Af Örgütü ise mart ayında yayımladığı raporda, İranlı yetkililerin saldırının ardından mağdur ailelerin ve hayatta kalan çocukların yaşadığı acıyı propaganda amacıyla kullandığını belirtti. Tüm bunlara rağmen, saldırıda yaşamını yitirenlerin isimlerini içeren resmi ve kamuya açık bir liste bugüne kadar yayımlanmadı.
Pentagon arşivlerinde saldırıya dair ipuçları bulundu
İran’a erişim sağlayamayan araştırmacılar, saldırının sorumluluğunu ortaya çıkarmaya odaklandı.
İran yönetimi saldırıdan ABD’yi sorumlu tutarken, ABD Başkanı Donald Trump ülkesinin saldırıyı gerçekleştirdiğine ilişkin iddiaları reddetti ve sorumluluğun İran’a ait olabileceğini öne sürdü. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise yalnızca Pentagon’un olayla ilgili soruşturma yürüttüğünü söylemekle yetindi.
Ancak Associated Press’e konuşan ve soruşturma hakkında bilgi sahibi olan, ismi açıklanmayan bir ABD’li yetkiliye göre, ABD ordusu kamuoyuna açıkladığından daha fazla bilgiye sahipti.
Yetkili, saldırının ilk duyulmasının ardından ordunun bölgeyi vurduğunu bildiğini, ancak okulun hedef alındığı yönündeki İran iddialarını doğrulamanın ve resmi soruşturmayı başlatmanın zaman aldığını söyledi.
Aynı yetkiliye göre, okul binası en az yedi yıl önce bir istihbarat analisti tarafından eğitim kurumu olarak tanımlanmıştı. Ancak bu bilginin farklı istihbarat ve askeri birimler arasında yeterince paylaşılmadığı anlaşıldı.
Bunun sonucunda hedef belirleme sürecinde görev alan ekipler söz konusu yapıyı okul olarak değerlendirmedi. Yetkili, bunun hedef analizi ve inceleme mekanizmasındaki sistematik eksikliklere işaret ettiğini belirtti.
İsmini vermek istemeyen eski bir Pentagon yetkilisi ise bombardımanın, Trump yönetiminin sivillerin zarar görmesini önlemeye yönelik birimlerde personel azaltmasına ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’in operasyonlarda “öldürücülüğe” öncelik veren yaklaşımına bağlanabileceğini söyledi.
Yetkiliye göre Hegseth göreve geldikten sonra, Kongre’nin talimatıyla 2022 sonunda kurulan Sivil Koruma Mükemmeliyet Merkezinin kadrosunu önemli ölçüde küçülttü. Bu nedenle Pentagon’un hastane, okul, kilise ve cami gibi korunması gereken noktaları içeren “vurulmaması gereken hedefler” listesinin güncellenmesi çalışmaları durdu.
2024 yılında merkezde Sivil Zarar Değerlendirmeleri Birim Şefi olarak görev yapan Wes Bryant da, Pentagon’da çalıştığı dönemde bu listenin güncelliğini yitirdiğinin bilindiğini söyledi.
Araştırmalar ölü sayısını netleştiriyor
Son haftalarda bağımsız araştırmacılar saldırıya ilişkin yeni bulgular elde etti.
Çatışmaları izleyen araştırma kuruluşu Airwars, aylar süren açık kaynak incelemesinin ardından saldırıda hayatını kaybeden 157 kişinin kimliğini doğruladığını açıkladı. Bunların 123’ünü 13 yaş ve altındaki çocuklar, 34’ünü ise yetişkinler oluşturuyor.
Hayatını kaybeden yetişkinler arasında biri hamile olmak üzere 26 okul çalışanı ile en az bir çocuğunu kaybeden beş veli de bulunuyor.
Airwars, saldırıda ölü sayısının 157 ila 168 arasında olduğunu, yaralı sayısının ise 95 ile 111 arasında değiştiğini tahmin ediyor.
Pentagon raporu hâlâ açıklanmadı
Minab soruşturmasının resmi sonuçlarının ne zaman yayımlanacağı ise belirsizliğini koruyor.
Habere göre soruşturmanın büyük bölümü tamamlandı ancak rapor şu anda incelemeyi başlatan ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) tarafından değerlendiriliyor.
Savunma Bakanı Pete Hegseth, geçen hafta yaptığı açıklamada raporun “uygun zamanda” kamuoyuyla paylaşılacağını söyledi.
Oysa geçmişte benzer soruşturmalar daha kısa sürede sonuçlanmıştı. Pentagon, 29 Ağustos 2021’de Afganistan’ın Kabil kentinde 10 sivilin ölümüne yol açan Hellfire füze saldırısının sorumluluğunu bir aydan kısa süre içinde üstlenmiş ve operasyonun ayrıntılarını açıklamıştı.
ABD Kongresi’nde ise bazı üyeler şeffaflık çağrılarını sürdürüyor.
Silahlı Hizmetler ve İstihbarat Komiteleri üyesi Cumhuriyetçi Senatör Mike Rounds, Kongre’nin bombardımana ilişkin yeterli bilgi almadığını belirterek kapsamlı bir rapor beklediklerini söyledi.
Rounds, “Bu mesele kapanmış değil” ifadelerini kullandı.

