Husiler’in Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarının ardından Pakistan aracılığıyla İran’a bir mesaj iletildiği ortaya çıktı: “Husileri dizginleyin, aksi halde vekâlet savaşı daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşebilir”
Yemen’in yaklaşık yüzde 30’unu kontrol eden İran destekli milis güç Husilerle Suudi Arabistan arasındaki gerilim tırmanırken, Pakistan yönetiminden İran’a ciddi bir uyarı gitti.
Reuters‘ın konuştuğu Suudi, Pakistanlı ve İranlı kaynaklara göre Pakistan, Yemen’deki Husi müttefiklerini dizginlemesi yönünde Suudi Arabistan’dan gelen uyarıyı İran’a iletti.
Husiler salı günü Khamis Mushait’teki bir hava üssünü ve yakın kentlerdeki petrol altyapısını vurmuştu. Saldırılarda 73 kişi yaralandı. Bu, ABD ile İsrail’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından Suudi Arabistan’a düzenlenen en büyük saldırılardan biri olarak kayıtlara geçti.
Küresel enerji arzını tehdit eden ikinci bir savaş cephesi niteliğindeki çatışma, İran ile ABD’nin Körfez bölgesinde savaşın başlamasından bu yana deniz taşımacılığına yönelik karşılıklı ve açıkça ilan edilmiş en büyük saldırı dalgasını yürüttüğü bir dönemde tırmanıyor.
Saldırılar Mekke Anlaşması’nı tetikleyebilir
Pakistan’ın İran’a ilettiği uyarı, Suudi Arabistan ve Türkiye ile yaptığı savunma anlaşmaları nedeniyle özel önem taşıyor.
İslamabad’daki yetkililer, Pakistan’ın olası askeri rolünün yalnızca Suudi topraklarının savunulmasıyla sınırlı olacağını vurguladı. Ancak Pakistan Savunma Bakanı Khawaja Asif, saldırıların Suudi Arabistan topraklarına yayılmasının Riyad, Ankara ve İslamabad’ı kapsayan ortak bir güvenlik düzenlemesini tetikleyebileceğini söyledi.
Asif, Pakistan televizyonuna yaptığı açıklamada, “Ülkelerden birine yönelik saldırı, üç ülkenin tamamına yapılmış saldırı sayılacak. Bu konuda hiçbir belirsizlik ya da şüphe yok… Suudi Arabistan’a yönelik sebepsiz bir saldırı ya da çatışmanın oraya sıçraması, bu anlaşmayı kesinlikle devreye sokacaktır” ifadelerini kullandı.
Kaynaklara göre Pakistan’ın, yıllardır Suudi Arabistan ile İran arasındaki ilişkilerinde denge gözetmesinin ardından devreye girmesi, Husi saldırılarının ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını ortaya koydu.
Tahran’a verilen mesajın açık olduğu belirtiliyor: Husileri dizginleyin, aksi halde vekâlet savaşı daha geniş bir bölgesel güvenlik krizine dönüşebilir.
Üst düzey bir bölgesel diplomat, Pakistan’ın son 24 saat içinde bu mesajı İran’a ilettiğini ve Tahran’dan Husiler üzerindeki nüfuzunu kullanarak Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları durdurmasını istediğini söyledi.
Üst düzey bir İranlı yetkili, Pakistan’ın mesajı salı günü Tahran’a ilettiğini doğruladı. Yetkiliye göre Tahran’ın yanıtı, “İran Husileri kontrol etmiyor” şeklinde oldu.
İran’dan Husilere ek finansman ve silah sözü
Ancak iki İranlı kaynak, Tahran’ın geçen hafta Husilere Suudi Arabistan’a saldırmaları yönünde talimat verdiğini söyledi. Kaynaklara göre İran, Husilere ek finansman ve silah sözü verirken, Devrim Muhafızları’ndan bazı komutanlar da saldırıların koordinasyonuna yardımcı olmak üzere Yemen’e gitti.
Bölgesel diplomat, İslamabad’ın gerilim Riyad’ın Pakistan’dan kendisini savunmak için daha aktif rol istemesine yol açacak noktaya ulaşmadan önce Husileri dizginlemeye çalıştığını söyledi.
Diplomat Reuters’a, “Pakistan’ın Suudi Arabistan’la bir anlaşması var ancak durumun Pakistan’ın fiilen devreye girmek zorunda kalacağı noktaya gelmemesini umuyorum. Şimdilik diplomatik çözüm arayacak” dedi.
Riyad’da Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan buluşması
Pakistanlı bir kaynak, Suudi yetkililerin Riyad’da üst düzey Pakistanlı ve Türk askeri temsilcilerle bir araya gelerek verilecek karşılığı koordine ettiğini söyledi. Kaynağa göre üç ülke, askerlerinin Yemen’e girmemesi ve olası bir karşılığın Suudi Arabistan topraklarından verilmesi konusunda mutabık kaldı.
İkinci bir Pakistanlı kaynak ise misilleme saldırılarına katılma konusunda henüz karar alınmadığını belirtti. Kaynak, Riyad’la yapılan askeri anlaşmanın savunma amaçlı olduğunu ve Suudi topraklarının korunmasıyla sınırlı kaldığını vurguladı.
Buna göre Pakistan güçleri Suudi Arabistan içinde askeri, teknik, kara veya hava desteği sağlayabilir ancak yabancı topraklardaki muharebe operasyonlarına katılmaz.
Bölgesel diplomata göre İran ve Husilerin yürüttüğü baskı kampanyası, Tahran’ın amaçladığının tam tersi bir sonuç doğurabilir.
Tahran, İran limanlarına uygulanan abluka nedeniyle Washington’a baskı yapmak amacıyla Körfez güvenliğini hedef alırken, Suudi Arabistan, Pakistan, Türkiye ve ABD’yle yakın diğer ülkeleri birbirinden uzaklaştırmak yerine güvenlik alanında daha sıkı işbirliğine itme riski taşıyor.

