ABD Başkanı Donald Trump’ın Tayvan’a yönelik 14 milyar dolarlık silah paketini Çin’le pazarlık kozu olarak tanımlaması, Pekin’in elini güçlendirdi. Çin medyası bunu “ABD Tayvan’ı savunmaz” mesajı için kullanırken, Taipei’de Washington’ın güvenilirliği yeniden tartışılmaya başlandı
Chris Buckley, Amy Chang Chien / New York Times
ABD Başkanı Donald Trump’ın Tayvan’a yönelik Amerikan silah satışlarını Çin’le pazarlık kozu olarak ortaya koyması, Çin lideri Şi Cinping’in Tayvan hükümetini zayıflatma çabalarına önemli bir destek verdi.
Pazartesi günü Çin devlet medyası, Trump’ın yorumlarını hem ülke içinde hem de Tayvan’a yönelik bir mesaj vermek için kullandı: Pekin’in kendi toprağı olarak gördüğü ada demokrasisi Tayvan’ı savunma konusunda ABD’ye güvenilemez.
Çin gazetesi Global Times, haberinde “Pekin’in sık sık sert söylemlerle hedef aldığı Tayvan Devlet Başkanı Lai Ching-te ve onun Demokratik İlerleme Partisi artık ABD’nin ‘koşulsuz hoşgörüsüne’ güvenemez” ifadelerini kullandı.
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Albay Jiang Bin pazartesi günü yaptığı açıklamada, Tayvan’a atıfla, “Güvenlik askeri satın alımlarla satın alınamaz; eğer bir piyon haline gelirseniz yalnızca son damlasına kadar sömürülürsünüz” dedi.
Amerikan başkanının yorumları, Trump’ın cuma günü Pekin’de Şi ile gerçekleştirdiği zirvenin ardından hafta sonunda yayımlanmıştı. Trump, yaklaşık 14 milyar dolar değerindeki Tayvan silah paketine ilişkin kararını beklemede tuttuğunu söyledi ve bunu Pekin’le kullanılabilecek “çok iyi bir pazarlık kozu” olarak tanımladı.
Fox News’e verdiği röportajda, “Bunu askıda tutuyorum ve bu Çin’e bağlı” dedi. Trump’ın karşılığında Çin’den tam olarak ne istediği ise netleşmedi.
İran’a baskı mı?
ABD, zirveye Çin’i İran üzerinde daha fazla baskı kurmaya ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması konusunda adım atmaya ikna etme umuduyla gitmişti. Trump daha sonra Şi ile İran konusunu görüştüğünü söyledi ancak görüşmenin ayrıntıları ortaya çıkmadı.
Çin, İran’ı ABD ile müzakereye zorladı ve Hürmüz Boğazı’nın açık tutulması çağrısı yaptı.
Ancak Pekin’in, Orta Doğu’daki ortağı İran’a karşı ABD ve İsrail’in yanında açık biçimde saf tutmaktan kaçınması için güçlü stratejik nedenleri bulunuyor. Çin, defalarca bu savaşın hiç yaşanmaması gerektiğini söylemişti.
Şanghay merkezli Şanghay Boğazlar Arası Araştırmalar Derneği’nde araştırmacı olan Bao Chengke’ye göre, Çin İran üzerindeki nüfuzunu kullanmaya istekli olsa bile bunun Tayvan konusunda ABD tavizleri karşılığında karşılıklı ödün anlaşması gibi görülmesini istemez.
Bao, Trump hakkında, “Sorunları bir iş insanı gibi, anlaşma yapma perspektifinden değerlendiriyor. Ancak iki meseleyi bu kadar sıkı şekilde birbirine bağlamak gerçekten uygulanabilir değil” ifadelerini kullandı.
Fudan Üniversitesi Tayvan Araştırmaları Merkezi Direktörü Xin Qiang’a göre, Trump 14 milyar dolarlık paketi askıya alır ya da silahların sayısını ve gelişmişlik seviyesini azaltırsa Çin birkaç şekilde karşılık verebilir.
Xin’e göre örneğin Çin, daha fazla Amerikan tarım ürünü ve Boeing uçağı satın alabilir.
Trump ve Boeing zaten Çin’in şirketten 200 uçak siparişi vermeyi kabul ettiğini açıklamıştı. Trump yönetimi ayrıca pazar günü Çin’in 2026, 2027 ve 2028 yıllarında yıllık en az 17 milyar dolarlık Amerikan tarım ürünü satın almayı kabul ettiğini duyurdu. Bu yılki miktarın ise yılın kalan bölümüne göre orantılanacağı belirtildi.
Pekin’in resmi pozisyonu, Tayvan’ın iç mesele olduğu ve ABD’nin adaya yönelik silah satışlarının kabul edilemez olduğu yönünde. Ancak Xin’e göre Çin aynı zamanda pragmatik davranabiliyor.
Xin şöyle devam etti:
“Çin hiçbir zaman Tayvan’a silah satışlarını ABD ile müzakerelerde pazarlık kozu olarak görmek istemedi. Ancak gerçekçi olmak gerekirse, uluslararası ilişkiler veya büyük güç rekabeti sürecinde her mesele özünde bir pazarlık kozuna dönüşebilir”
Pekin için mesaj zaferi
Bazı açılardan bakıldığında Pekin, Trump’ın bu hamlesinden şimdiden fayda sağlamış durumda.
Trump’ın açıklamaları, onun kısmen Çin’in Lai’yi ABD’yi savaşa sürüklemeye çalışan tehlikeli bir ayrılıkçı olarak gösteren söylemini benimsediğini düşündürdü. Lai ve hükümeti ise gerçekte Tayvan’ın zaten bağımsız olduğunu ve saldırgan tarafın Pekin olduğunu savunuyor.
Trump ayrıca ABD’nin bir savaş durumunda Tayvan’ı başarıyla savunup savunamayacağını da sorguladı ve “Birinin bağımsız olmasını istemiyorum ve biliyorsunuz, bir savaş için 9.500 mil yol gitmemiz gerekiyor” dedi.
Çin liderlik siyaseti üzerine çalışan Claremont McKenna College profesörü Minxin Pei, “Bence Şi Cinping bu zirvede bir açıdan başarılı olduğuna inanıyor, yani Trump’ı Tayvan konusunda eğitmekte” dedi.
Trump’ın ziyareti Çin’in Tayvan gündemi için bir dönüm noktası
Pekin’de eski gazeteci olan ve şimdi Renmin Üniversitesi’nde profesörlük yapan Wang Wen ise, “Çin halkının gözünde Trump’ın Tayvan konusundaki yorumları devasa bir dönüm noktası” dedi.
Bazı analistlere göre Trump’ın onayı yeterince uzun süre ertelemesi bile Pekin’e avantaj sağlayabilir.
Washington’daki Demokrasileri Koruma Vakfı isimli düşünce kuruluşunun Çin Programı Kıdemli Direktörü Craig Singleton, “Soru şu: Bekleyen 14 milyar dolarlık satış haftalarca mı, aylarca mı yoksa daha uzun süre mi ertelenecek?” dedi ve şöyle devam etti:
“Özellikle Pekin’in itirazları doğrultusunda şekillenen uzun süreli bir askıya alma, ABD caydırıcılığının güvenilirliği konusunda çok daha ciddi kaygılar yaratacaktır”
Tayvan’da gündemde ne var?
Çin ile daha yakın ilişkileri destekleyen Tayvan’daki ana muhalefet partisi Milliyetçi Parti ise bu anı, Lai’nin adayı tehlikeli bir çıkmaza sürüklediğini savunmak için kullanıyor. Bu, Pekin’in güvenmediği ve Washington’a da tam anlamıyla yaslanamayan bir pozisyon.
Milliyetçi Parti yönetimlerinde görev yapmış eski üst düzey yetkili Su Chi, Taipei’de düzenlenen bir forumda, “Trump-Şi zirvesinin Tayvan için bir dönüm noktası olduğuna inanıyorum. Büyük ağabeyimiz Amerika’nın şu anda çok fazla sorunu var ve üzgünüm ama burada bizimle ilgilenebilecek durumda değil” ifadelerini kullandı.
Lai ve yetkilileri ise Trump’ın açıklamalarının ilişkilerde bir değişiklik anlamına gelmediğini savundu. Trump’ın “Tayvan politikasında hiçbir şey değişmedi” sözlerine dikkat çektiler.
Ayrıca Trump yönetimi yetkililerinin, aralarında ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’in de bulunduğu isimlerin Tayvan politikasının değişmediğine yönelik açıklamalarına işaret ettiler.
Tayvan Dışişleri Bakan Yardımcısı Chen Ming-chi gazetecilere yaptığı açıklamada, “Tayvan halkının endişelenmesi gerektiğini düşünmüyorum. ABD’nin bize yönelik güvenlik taahhütlerinin ve ikili ekonomik ile ticari ilişkilerimizin eskisi gibi sürdüğüne inanıyorum” dedi.

