İran savaşı sonrası petrokimya akışının bozulması Tayvan’da plastik krizine yol açtı. Poşet ve ambalaj fiyatları katlanırken üretim hatları durdu, küçük esnaf hızla artan maliyet baskısı altında kaldı. Kriz günlük yaşamı doğrudan etkiliyor
Xinyun Wu, Meaghan Tobin / New York Times
Tayvan’daki plastik üreticileri, İran’daki savaşın petrokimya akışını bozması ve arzı daraltmasının ardından yeni tedarik kaynakları bulmak için harekete geçti.
Bazı üreticiler, plastik üretiminde kullanılan sıvılaştırılmış petrol gazını satın almak için ABD’ye yöneldi. Diğerleri ise uzun yıllardır ilişkiler kurdukları Çin’den plastik ürün tedarik etmeye başladı.
Tayvan’ın en büyük plastik üreticisi olan Formosa Petrochemical, plastik üretiminde kullanılan naftanın üçte ikisini ithal ediyor ve bunun büyük bölümü Orta Doğu’dan geliyor. Ancak mart ayının başlarında, Basra Körfezi’nden bu sevkiyatları taşıyan tankerler gelmemeye başladı.
Kıtlık nedeniyle Formosa Petrochemical iki üretim hattından birini kapatmak zorunda kaldı. Şirket sözcüsü Lin Keh-yen, üretim kapasitesinin normal seviyeye göre yaklaşık yüzde 42 düştüğünü söyledi.
“Yarattığı şok Ukrayna işgali ve COVID-19’dan da büyük oldu”
Lin’e göre yaşanan aksama, Rusya’nın Ukrayna’yı işgali veya Covid-19 pandemisinin yarattığı şoklardan daha ağır oldu.
Mart ayında Formosa Petrochemical, stokladığı envanter sayesinde siparişleri karşılamayı başardı. Ancak nisan ayında eldeki ürün miktarı azalmaya başladı.
Lin, “Tabii ki alternatiflere de baktık, ama bu kadar büyük miktarda ürün satın almak imkansız” ifadelerini kullandı.
Tayvan’daki sektör kuruluşlarından Supply Chain Management Institute Taiwan’ın eski başkanı Jerry Pai, Hürmüz Boğazı üzerinden nafta taşıyan tankerlerin normal geçişine yeniden başlaması halinde bile Tayvan’daki plastik arzının normale dönmesinin en az bir ay süreceğini söyledi.
Ancak arz sıkıntısı şimdiden Tayvan’daki günlük yaşamı etkilemeye başladı.
Taipei bölgesindeki en eski geleneksel gıda pazarlarından biri olan Xizhou Public Market’ta Hung Ming-he, oldukça geniş bir kitleye hitap ediyor. Hem pazarı işleten organizasyonun başında bulunuyor hem de yakınlardaki meşhur mantı tezgahının sahibi.
Plastik, bu mantıların hazırlanmasının neredeyse her aşamasında kullanılıyor.
Kasap tezgahında Hung, şişkin bir plastik poşet içindeki taze çekilmiş domuz etini aldı. Sebze tezgahında ise canlı yeşil soğanlar başka bir plastik torbanın içindeydi.
Pazarın ortasındaki masada, yağmurdan üst üste binen tentelerle korunan alanda Hung ve iki çalışma arkadaşı mantı kapatırken plastik kıtlığının işlerini nasıl etkilediğini anlattı. Konuşurken hazırlanan mantıları, her birinin ayrı kalmasını sağlayan bölmeli şeffaf plastik kaplara yerleştiriyorlardı.
Hung, plastik poşetlerin ve restoranlarda kullanılan diğer plastik ürünlerin fiyatının marttan nisana iki katına çıktığını söyledi. Sıkıntıyı yaşayan sadece kendi işletmesi değildi. Zaten düşük kar marjlarıyla çalışan diğer pazar esnafı da zorlanıyordu. Ancak Hung gibi çoğu işletme, müşterilerinin büyük kısmı sınırlı bütçeye sahip emekliler olduğu için maliyet artışını tüketiciye yansıtmak istemiyordu.
Hung ayrıca bazı perakendecilerin savaş öncesine kıyasla plastik poşetler için üç kat fiyat talep ettiğini söyledi. Restoranlarının bu maliyetleri çok daha uzun süre üstlenemeyeceğini belirtti.
Hung, “Fiyatlar biraz daha artarsa müşterilerden daha fazla ücret almak zorunda kalacağız. Trump’ın ne yapacağını görelim” dedi.
Tayvan plastik kullanımında dünyanın önde gelen ülkeleri arasında
Tayvan’ın plastik kullanımı dünyadaki en yüksek seviyeler arasında yer almayı sürdürüyor. Geçen yıl açıklanan resmi verilere göre ada genelinde 229 bin 8 metrik ton plastik poşet kullanıldı. Bu da yaklaşık 50 milyar adet 4 gramlık poşete denk geliyor. Bu poşetlerin bir kısmı daha sonra ihraç edilmiş olabilir.
Pai, Tayvan’ın plastik kullanımını azaltmak için daha fazla adım atması gerektiğini söyledi ve “Bu durum gelecek nesiller için çevreyi yok ediyor” şeklinde konuştu.
Plastik ürünlerin bu kadar yaygın olmasının nedenlerinden biri, Tayvan’ın dünyanın en büyük plastik üreticilerinden biri olan Formosa Plastics Group’a ev sahipliği yapması. Şirket aynı zamanda Asya’nın en büyük petrol rafinerilerinden biri olan Formosa Petrochemical’ın da ortaklarından biri.
Ancak araştırmacılar, plastik kullanımının bu kadar yerleşik hale gelmesinin başka bir nedenini daha ortaya koydu.
Tayvan’daki geri dönüşüm sistemi o kadar yaygın ki insanlar tek kullanımdan sonra poşet, şişe veya plastik çatal-kaşık atarken kendilerini kötü hissetmiyor.
Wang Ming-yuan 20 yıldır eczane işletiyor. Tayvan’daki birçok eczane gibi o da mağazasının adı ve müşterilerin reçeteleriyle doz bilgilerinin yazılabileceği alanların bulunduğu özel plastik poşetler sipariş ediyor.
Wang, mart ayının ortasında yeni sipariş verdiğinde tedarikçisi, siparişin ne zaman teslim edilebileceğini bilmediğini söyledi. 12 Nisan’a gelindiğinde elindeki poşetler tamamen tükenmişti. O zamandan bu yana kağıt torbalara geçti ancak onların da plastik kaplamalar içerdiğini ve sıradaki kıtlığın bunlarda yaşanabileceğini düşünüyor.
Wang, “Bu şeylerin günlük hayatımız için ne kadar vazgeçilmez olduğunu kim tahmin edebilirdi?” dedi.
Aynı zamanda Tayvanlı eczacılar derneğinin sözcüsü olan Wang, eczaneyi işlettiği tüm yıllar boyunca gördüğü en kötü tedarik sıkıntısının bu olduğunu söyledi.
Plastik kıtlığı diğer işletmeleri de zor kararlar almaya itiyor.
Xizhou pazarının yakınında pirinç eriştesi satan bir dükkanı yöneten Yeh Pi-chiu, nisan ayının başında müşterilerden her plastik poşet için 1 Tayvan doları, yani yaklaşık 3 sent almaya başladı.
“Plastikle ilgili her şeyin fiyatı arttı” diyen Yeh, alınan ücretin kar amacı taşımadığını, müşterilerin plastik kullanımını daha bilinçli hale getirmeyi amaçladığını söyledi.
Kedi fotoğraflarıyla süslenen erişte dükkanı, elde edilen geliri yerel bir hayvan barınağına bağışlıyordu.
Birkaç sokak ötede ise arz sıkıntısı kaynağında hissediliyordu.
Yu Chih-ta ve annesi onlarca yıldır küçük işletmelere, özellikle de yiyecek satıcılarına plastik poşet ve kap satan bir mağaza işletiyor.
Savaşın başlamasından bu yana yeni sevkiyatların gelmediğini söyleyen aile, artık sadece stoklarında kalan ürünleri sattıklarını belirtti. Mevcut stokları daha uzun süre idare edebilmek için fiyatları kademeli olarak artırıyor ve müşterilerin satın alabileceği poşet miktarını sınırlıyorlar.
Raflarda onlarca yıllık gibi görünen tabelalar yer alıyor ancak son haftalarda bunların üzerine katman katman yeni fiyat etiketleri yapıştırılmış durumda.
Yu’nun mağazasının köşesindeki televizyonda ise ABD Başkanı Donald Trump’ın İran savaşıyla ilgili açıklamaları yayınlanıyordu.

