İtalya eski Başbakanı Mario Draghi, Avrupa’nın ‘gerçek bir federasyon’ haline gelmemesi durumunda, bağımlı, parçalı ve sanayisizleşmiş bir yapıya sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini ifade etti. Draghi’nin bu açıklamalarından sonra eski İçişleri Bakanı ve İstanbul Milletvekili Süleyman Soylu AB’nin son yıllarda takındığı tavıra vurgu yaparak önerilerde bulundu. Soylu “AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin bu teşhisi güçlü; ama tespitleri kadar gerçekçi değil. AB’nin asıl tıkanıklığı ekonomik değil, siyasi (hatta dini) birlikteliğidir.” ifadelerini kullandı.
Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) geçmişteki başkanlığı görevini üstlenmiş olan Draghi, Belçika’daki Leuven Katolik Üniversitesi’nde fahri doktora alırken yaptığı açıklamalarda, mevcut küresel düzenin artık sürdürülebilir olmadığının altını çizdi.
Draghi, “Güç elde etmek için Avrupa’nın konfederasyondan federasyona geçmesi şarttır” şeklinde konuşarak, küresel düzenin çöküşünü Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılımıyla ve Batı’nın, “kendi kendiyle ticaret yapan bir güç olma hedefi güden” bir devletle olan ilişkileriyle bağlantılı gördüğünü belirtti.
“Yeni oluşacak yapı tehdit oluşturuyor”
Bu durumun, günümüz siyasi tepkilerini de tetiklediğini, dolayısıyla “daha az ticaret ve zayıf kuralların olduğu bir dünya” ortaya çıktığını söyledi. Ancak Draghi, mevcut durumun yanı sıra yeni oluşacak yapının asıl tehdit olduğunu vurguladı.
“ABD, Avrupa’nın siyasi parçalı yapısını çıkarları doğrultusunda kullanıyor”
Özellikle ABD’deki değişimlere işaret eden Draghi, “ABD, Avrupa’ya gümrük tarifeleri uygularken, toprak bütünlüğümüze yönelik tehditlerde bulunuyor ve bir ilk olarak, Avrupa’nın siyasi parçalı yapısını kendi çıkarları doğrultusunda değerlendirdiğini gösteriyor” dedi. Diğer taraftan, Çin’in küresel tedarik zincirlerinde kritik rolleri kontrol etmeye devam ettiğini, bu gücü ise ürünleri piyasaya sürerek, önemli girdileri kısıtlayarak ve kendi ekonomik sorunlarını başkalarına yükleyerek kullandığını ifade etti.
“AB’nin yapısında köklü değişiklikler yapılmalı”
Draghi, ABD’nin ortaklık ve baskı yöntemlerini bir arada yürüttüğü, Çin’in ise büyüme modelinin maliyetini dış dünyaya yüklediği bir ortamda, Avrupa Birliği’nin yapısında köklü değişiklikler yapılması gerektiğini savundu. “Küçük ülkeleri bir araya getirmek, otomatik olarak güçlü bir blok oluşturmaz” diyen Draghi, Avrupa’nın federal nitelik kazandığı alanlarda, ticaret ve para politikası gibi konularda küresel saygınlık kazandığını ve bir bütün olarak müzakere yapabildiğini vurguladı.

Soylu, Dragni’nin açıklamalarını değerlendirdi
Avrupa’nın ‘gerçek bir federasyon’ haline gelmemesi durumunda, bağımlı, parçalı ve sanayisizleşmiş bir yapıya sürüklenme tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceğini söyleyen İtalya eski Başbakanı Mario Draghi’nin açıklamalarıyla ilgili Süleyman Soylu’da değerlendirmelerde bulundu.
“Tıkanıklık ekonomik değil siyasi”
AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin bu teşhisi güçlü; ama tespitleri kadar gerçekçi değil diyen soylu sosyal medya hesabından şu ifadelere yer verdi;
Avrupa Merkez Bankası Eski Başkanı ve İtalya Eski Başbakanı Draghi, “Avrupa Birliği (AB) gerçek bir federasyona dönüşmezse bağımlı hale gelir.” diyor.
AB konusunda güçlü araştırmalar ve hazırladığı kapsamlı raporla birlikte en rasyonel tespitleri ortaya koyan Draghi’nin bu teşhisi güçlü; ama tespitleri kadar gerçekçi değil…
AB’nin asıl tıkanıklığı ekonomik değil, siyasi (hatta dini) birlikteliğidir.
AB, siyasi birlikten vazgeçip ekonomi ve güvenliği önceleyen yeni bir iş birliği modeli kuramazsa, Tam da Draghi’nin uyardığı dramatik tablo kaçınılmazdır.
Bugün AB’nin karşı karşıya olduğu tablo açık:
• Sanayisizleşme
• Yüksek borçluluk
• Yüksek enerji maliyetleri
• Siyasi istikrarsızlık
• Demokratik meşruiyet krizi
• Yaşlanan nüfus
• Karşılığı olmayan sosyal refah harcamaları ve karar alamayan hantal bir bürokrasi
• Beceri/meslekleşme eksikliği
Bu yapıyla ve bu birliktelik anlayışı ile AB’nin bu krizden çıkması mümkün değildir.
Draghi de iyi biliyor ki;
“Pragmatik” federalizm modeli bile olsa, mevcut bu çöküşü durduramaz.
Çünkü AB,
Amerikan kapitalizmi ile Çin tipi sosyalizm arasında sıkışmıştır.
Bu sıkışmayı aşamayacak bir Avrupa’nın önünde kalan alanlar sınırlıdır ve bunlarla sadece bazı dönemsel ve bölgesel avantajlı yatırımlar yakalayabilir:
1- Turizm bölgesi
2- Eğitim bölgesi
3- Biyomedikal bölgesi
4- Fransa’daki veri merkezleri gibi dönemsel avantajlar)
Yani Avrupa, üretimden çok hizmete sıkışan bir kıta haline gelmektedir.
Sosyal, siyasal ve geleneksel pek çok sorun da daha yeni başlıyor.
Draghi’nin söyleyemediğini açıkça söyleyelim:
AB’nin tek çıkışı, başlangıç noktasına dönmektir.
İdeolojik, dini ve siyasi ötekileştirmeleri terk edip ekonomik ve güvenlik eksenli, radikal bir dönüşüm gerçekleştirmelidir.
Aksi halde;
sadece AB’nin değil, AB’cilerin de çöküşü kaçınılmazdır…

