Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan ABD Dışişleri Bakanı Rubio, sınırların olmadığı bir dünya ve ulusal çıkarların yerini küresel düzenin alması fikrinin aptalca olduğunu söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Münih Güvenlik Konferansı’nda konuştu.
Ukrayna’daki çatışmayı çözüme kavuşturma sürecindeki ABD’nin rolünü ele alan Rubio, Batı’daki göç krizini ve küreselleşme fikrini eleştirdi.
Sputnik, Rubio’nun konuşmasından öne çıkan açıklamaları derledi.
Barış görüşmeleri
Birleşmiş Milletler’in (BM) Ukrayna’daki çatışmayı sona erdirecek yetenekte olmadığının ortaya çıktığını söyleyen ABD’li bakan, şunu dedi:
Bugün burada bulunan birçok ülkeyle ortaklık içinde, her iki tarafı da müzakere masasına getirmek için ABD’nin liderliğine ihtiyaç çıktı.
Moskova ve Kiev’in, tartışmalı konular listesini daraltmayı başardığını ve çözüm bekleyen konular üzerindeki çalışmaların devam ettiğini söyleyen Rubio, Rusya’nın kabul edeceği koşulları oluşturmak için çalışmaya devam edeceklerini kaydederek şu ifadeyi kullandı:
Bence burada bulunan hiç kimse, şartlar adil ve sürdürülebilir olduğu sürece, bu savaşın müzakere yoluyla çözülmesine karşı çıkmaz.
Aynı zamanda, ABD’nin Ukrayna’nın ihtiyaçları için NATO ülkelerine silah satışı programının devam ettiğini dile getiren ABD’li diplomat, ülkesinin bu alandaki girişimlerini askıya almadığının altını çizdi.
Küreselleşmenin başarısızlığı
Batı ülkelerinin küresel kurumlardan vazgeçmemesi gerektiğini dile getiren ABD Dışişleri Bakanı Rubio, ancak bu kurumların reformdan geçirilip güncellenmesi gerektiğini kaydederek sözlerini şöyle sürdürdü:
Sınırları olmayan bir dünya fikri aptalcaydı. İnsan doğasını ve 5000 yılı aşkın insanlık tarihinin derslerini göz ardı etti ve bu hata bize çok pahalıya mal oldu.
Washington ve müttefiklerinin, egemenliklerini uluslararası kurumlara devrettiğini söyleyen ABD’li diplomat, birçok ülkenin kendi savunma yeteneklerinden ödün vererek sosyal güvenlik sistemlerine yatırım yaptığını belirtti.
Rubio, BM’nin büyük potansiyele sahip olduğunu, ama en acil konularda hiçbir cevabı olmadığını ve neredeyse hiçbir rol oynamadığını savundu.
Avrupa’nın geleceği
ABD ve Avrupa arasındaki anlaşmazlıkların, Avrupa’nın geleceğine dair endişelerden kaynaklandığını dile getiren Rubio, Avrupa’nın daha güçlü olmasını ve hayatta kalabilmesini istediklerini savundu.
Rubio ayrıca, Batı’da benzeri görülmemiş boyutlara ulaşan ve Batı ülkelerinin birliğini tehdit eden kitlesel göç ile ilgili durumu da eleştirdi.

