Venezuela, Çin’in en büyük petrol tedarikçilerinden biri olsa da bu kaynak, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor
ABD Başkanı Donald Trump, Venezuela’daki operasyonunun hemen ardından yaptığı açıklamada, bu adımın Çin ile ilişkiler açısından “bir sorun yaratmayacağını”, aksine Çin’in süreçten daha fazla petrol temin edeceğini öne sürdü. Ancak sahadaki tablo, bu basit değerlendirmeden çok daha karmaşık bir yapıya işaret ediyor.
Uzmanlara göre Çin, kısa vadede bazı ekonomik ve siyasi maliyetlerle karşı karşıya kalsa da, ortaya çıkan durumu kendi lehine çevirebileceği ve muhtemelen bunu şimdiden yapmaya başladığı çeşitli manevra alanlarına sahip.
Nitekim Nicolas Maduro’nun yakalanmasından sadece saatler önce, Venezuela Devlet Başkanı’nın Caracas’ta Çinli bir heyeti ağırladığı ortaya çıktı. Maduro, Çin’in Latin Amerika özel temsilcisi Qiu Xiaoqi’nin başkanlığındaki delegasyonla bir araya gelmişti.
Sky News’ta yer alan habere gçre, görüşmeye ait, tarafların gülümseyerek poz verdiği görüntüler, yaşanan gelişmelerin ardından Pekin açısından “yüz kaybı” olarak yorumlandı. Çin’in imajına büyük önem veren siyasi kültürü göz önüne alındığında, bu görüntülerin rahatsızlık yarattığı değerlendiriliyor.
Çin yönetimi kamuoyu önünde sert tepki vermeye devam ediyor. Venezuela, Çin’in Latin Amerika’daki en önemli ortaklarından biri olarak görülürken, Pekin yönetimi başka ülkelerin iç işlerine karışmama ilkesini dış politikasının temel prensiplerinden biri olarak vurguluyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Venezuela operasyonunu “şok edici” olarak nitelendirirken, bunun “uluslararası hukukun açık bir ihlali” olduğunu açıkladı.
Ekonomi
Ekonomik açıdan bakıldığında ise Çin’in çıkarlarını korumak için hızlı adımlar atması bekleniyor. Bununla birlikte, Çin’in Venezuela’ya olan bağımlılığının kamuoyunda sanıldığı kadar büyük olmadığına dikkat çekiliyor. Her ne kadar Venezuela, Çin’in en büyük petrol tedarikçilerinden biri olsa da bu kaynak, Çin’in toplam petrol ithalatının yalnızca yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturuyor.
Analistler, yaptırımlar öncesinde önceden satın alınmış ve sevkiyatı devam eden petrol ile mevcut stokların, Çin’i kısa vadede kısmen koruduğunu belirtiyor. Bu tablo, gerçekte Maduro’nun Çin’e olan ihtiyacının, Çin’in Maduro’ya olan ihtiyacından daha fazla olduğunu ortaya koyuyor.
Jeopolitik
Asıl etkilerin ise jeopolitik alanda hissedilmesi bekleniyor. Çin sosyal medyasında son günlerde Tayvan ile Venezuela arasında paralellikler kurulmaya başlandı. Kullanıcılar, ABD’nin egemen bir ülkenin liderini tek taraflı biçimde yakalayabilmesinin, Çin’in “ayrılıkçı bir eyalet” olarak gördüğü Tayvan’ın liderine yönelik benzer bir adım için emsal oluşturup oluşturmayacağını tartışıyor.
Her ne kadar Trump’ın son günlerde attığı adımlar teorik olarak tehlikeli bir emsal yaratmış olsa da, uzmanlar bunun Çin’in Tayvan’a yönelik olası bir askeri müdahalesini hızlandırmasının düşük bir ihtimal olduğu görüşünde. Pekin yönetimi şu aşamada, savaşa başvurmadan yeniden birleşmeyi hedefleyen; baskı, caydırıcılık ve siyasi zorlamaya dayalı bir stratejiyi tercih ediyor.
Çin için fırsatlar
Buna karşın, ABD’nin Venezuela hamlesinin bu stratejide bazı dengeleri değiştirdiği de değerlendiriliyor. Çin’in, uluslararası hukukun sınırlarında hareket ettiğinde ABD’nin eleştirilerini yumuşatıp yumuşatmayacağı ya da Washington’un kendisi için fiilen uyguladığı “büyük güç muafiyetinin” benzerini Pekin’in de talep edip edemeyeceği soruları daha yüksek sesle gündeme geliyor.
Bu gelişmeler, Çin’e kendisini küresel liderlik açısından daha “istikrarlı ve güvenilir” bir alternatif olarak sunma fırsatı veriyor. Çin, son bir yılda Trump’ın şekillendirdiği yeni dünya düzeninde, geri adım atmamanın ve güç gösterisinin en etkili pozisyon olduğunu tecrübe etti. Uzmanlara göre, Pekin’in bu çizgiden sapması beklenmiyor.

