İsrail’in Aralık 2025’te Somaliland’ı tanıması ve BAE’nin Berbera’daki askeri–ticari varlığı, Kızıldeniz ve Aden Körfezi hattında yeni bir jeopolitik gerilim yarattı. Somali egemenlik ihlali uyarısı yaparken, Suudi Arabistan ve Türkiye de devreye girdi
Afrika Boynuzu’nda yer alan Somaliland, 1991’de Somali’den tek taraflı bağımsızlık ilan etti. Kendi anayasası, para birimi, kurumları ve güvenlik güçleri bulunan bölge, uluslararası alanda uzun süre tanınmadı. 26 Aralık 2025’te İsrail, Somaliland’ı tanıyan ilk Birleşmiş Milletler üyesi oldu. Karar, Somali hükümeti ve çok sayıda bölgesel aktör tarafından kınandı.
Middle East Eye’ın aktardığına göre Somaliland, Kızıldeniz’i Aden Körfezi’ne bağlayan Bab el-Mendeb Boğazı’na komşu konumuyla stratejik önem taşıyor. Küresel petrol sevkiyatının yaklaşık üçte birinin geçtiği bu dar su yolu, İsrail açısından hem ticari hem askeri değer taşıyor. Tel Aviv yönetimi, Yemen’deki Husilerin İsrail bağlantılı gemilere ve İsrail’e yönelik saldırıları karşısında, Afrika Boynuzu’nda bir ortak üzerinden hareket alanı kazanmayı hedefliyor. Somaliland Cumhurbaşkanı Abdirahman Mohamed Abdullahi, bir İsrail şirketine liman imtiyazı verilmesi ihtimalini dışlamadıklarını açıkladı. Taraflar olası askeri üs iddialarını resmen doğrulamadı.
Tanıma kararının karşılığında Somaliland, 2020–2021 döneminde başlatılan İbrahim Anlaşmaları sürecine katılacağını duyurdu.
Anlaşmalar, İsrail ile bazı Arap ülkeleri arasında diplomatik normalleşmeyi öngörüyor. Somaliland içinde karar hem kutlamalara hem de Gazze’deki savaş nedeniyle protestolara yol açtı.
Somali ise kararı “egemenliğe yönelik varoluşsal tehdit” olarak tanımladı.
Cumhurbaşkanı Hassan Sheikh Mohamud, Somaliland’da olası bir İsrail askeri varlığına izin verilmeyeceğini söyledi.
Mogadişu’da binlerce kişi protesto gösterileri düzenledi. Somali Dışişleri, adımın Kızıldeniz ve Orta Doğu güvenliğini riske attığını savundu.
İsrail’in hamlesi bölgede tansiyon yükseltti
İsrail’in hamlesi, bölgesel cepheleşmeyi hızlandırdı. Arap Birliği, Afrika Birliği ve Körfez İşbirliği Konseyi kararı kınadı.
Suudi Arabistan, Somali’nin toprak bütünlüğüne desteğini yineledi. Türkiye de tanımayı istikrarsızlaştırıcı olarak niteledi ve Somali ile savunma işbirliğini güçlendirdi. Etiyopya ise daha önce Somali’nin toprak bütünlüğünü tanıyan bir anlaşma imzalamıştı; Somaliland’ı tanımadı.
Birleşik Arap Emirlikleri, dosyanın diğer kilit aktörü. BAE, 2016’dan bu yana Berbera Limanı’nı DP World üzerinden işletiyor ve 2017’de askeri üs anlaşması yaptı. Bu ağ, Aden Körfezi ve Kızıldeniz hattında güç projeksiyonu sağladı. Ancak Riyad ile Yemen ve Sudan sahalarında yaşanan ayrışma, Emirliklerin pozisyonunu zorlaştırdı. Suudi Arabistan, Yemenli ayrılıkçı lider Aidarous el-Zubaidi’nin Berbera üzerinden tahliye edildiğini iddia etti. Bunun ardından Somali, kontrolü altındaki alanlarda BAE ile güvenlik ve ticari sözleşmeleri iptal ettiğini açıkladı. DP World ise Berbera’daki ticari faaliyetlerin sürdüğünü bildirdi.
Somaliland’ın doğusunda yer alan Puntland ile sınır ihtilafı da tabloyu karmaşıklaştırıyor. Puntland 1998’de özerklik ilan etti ancak tam bağımsızlık talep etmiyor. Merkezi otoritenin zayıf olduğu Somali’de, El-Şebab geniş alanlarda etkinliğini korurken, Somaliland görece istikrarlı bir yapı sergiliyor.
Önümüzdeki dönemde üç başlık öne çıkıyor:
Bab el-Mendeb hattında deniz güvenliği, İsrail–Husi geriliminin Afrika Boynuzu’na yansıması ve Körfez ülkeleri arasındaki rekabetin Somali sahasına taşınması. Somaliland için İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri ile kurulan yakınlık, yatırım ve askeri kapasite artışı anlamına gelebilir. Somali için ise bu gelişmeler, toprak bütünlüğü ve egemenlik sınavı olarak görülüyor. Kızıldeniz’in dar geçidinde jeopolitik rekabet derinleşiyor.

