Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum “Siyasi pratik bakımından sol ilkelere daha uygun hareket eden liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sol politikalara yakın olan partinin AK Parti olduğu pozitif bir tespit olarak söylenebilir” dedi.
Cumhurbaşkanlığı hukuk politikaları kurulu başkan vekilliği de yapan Uçum ‘sol’ siyasetin tanımı ve ‘Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecinde yurtsever solun nasıl bir tutum benimsemesi gerektiğiyle ilgili düşünceleri yazdı.
PKK lideri Abdullah Öcalan hakkında “Son zamanlarda münfesih terör örgütünün kurucusu Öcalan’ın ve bazı mensuplarının da içinde olduğu bir sosyalizm ve sol tartışması ortaya çıktı” diyen başdanışmanın söylediklerinden öne çıkanlar şöyle:
* 21’inci yüzyılda sınıf esaslı solculuğun ortadan kalktığı veya gücünü yitirdiği tezi çok güçlü olgularla ileri sürülüyor. Hakikaten kapitalizmin son elli yıllık dönüşümü toplumsal yapıları kökten değiştirdi. Bu değişimde teknoloji, iletişim ve ulaşımdaki gelişmeler, dünyayı küresel sermayenin nesnesi haline getirdi.
* Emek sermaye temel çelişkisinin yerini, insanın özgürleşmesiyle, baskıcı otoriteler arasındaki çelişki aldı. Klasik işçi sınıfının yerini emeğe dayalı farklı sınıfsal katmanlardan oluşan toplum, iç sermayenin yerini küresel egemenlikten pay alan, kendi içinde de çatışan ve ulusal sermayeleri de kontrol altına almaya çalışan küresel sermaye güçleri aldı.
* Belirteyim ki burada söylenen sınıfların bittiği değildir. Solun işçi sınıfına dayalı siyaset döneminin kapandığı veya marjinalleştiğidir. Diğer bir deyişle, klasik işçi sınıfı esaslı sol tezinin aslında başarısız olduğu, hiçbir zaman realize olamadığı, hep öncü/kadrocu bir hareketin söyleminde kaldığı ifade ediliyor.
Yurtsever sol
* Sınıf esaslı solculuğun tarihte önemsizleşmesiyle birlikte enternasyonel solculuk da etkisizleşmiştir. Elbette sol siyaset, uluslararası ilişkiler içinde olabilir ancak artık bu, kimliksiz, anonim bir ilişki biçimi değil kendi yurdunun ihtiyaçları üzerinden, eşit haklı kurulan işbirliği ilişkileridir.
* Bu nedenle günümüzde yurtsever olmak, solun uluslararası toplum bağlamında belirleyici kimliğidir. Yurtseverlik, yerliliği ve milliliği kapsar ancak yurtsever sol politikalar, evrensel değer sistematiğinde yer alan geliştirici normları da içerecek şekilde kurulur.
* Bununla birlikte, yurtseverliğe karşı ideolojik saldırı aracına dönüştürülen göstermelik insan hakları retoriğine karşı açık ve net tutum almak, yurtsever solun görevleri arasındadır. Antiemperyalizm ise yurtsever solun temel karakteridir.
Türkiye’de sol var mı?
* Türkiye’de gerçek anlamda kendini yurtsever sol demokrat olarak kimliklendiren veya buna layık olan güçlü bir sol siyasal akım yoktur.
* Ancak günümüzde solun ayırt edici karakterlerine bakıldığında antiemperyalizm, yurtseverlik, darbe karşıtlığı, mültecilerin korunması, kadın hakları savunuculuğu, gençliğe sahip çıkılması, güçlü sosyal politikalar gibi temel sol yaklaşımlar üzerinden değerlendirildiğinde siyasi niteleme açısından olmasa dahi siyasi pratik bakımından sol ilkelere daha uygun hareket eden liderin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, sol politikalara yakın olan partinin AK Parti olduğu pozitif bir tespit olarak söylenebilir.
Sol adının istismarı
* Solculuk nitelemesi öyle bir hale geldi ki solun varoluş esaslarına kökten aykırı birçok fikri sapma ve karşıt akım, solculuk olarak pazarlanır oldu. Bunlardan öne çıkanlara bakarsak solculuğu istismar eden akımların isimlerini şu şekilde sıralayabiliriz:
Sermaye solculuğu,
Liberal solculuk,
Neoliberal solculuk,
Batıcı solculuk,
Foncu solculuk,
Küreselci solculuk,
Gayrimilli solculuk,
Irkçı solculuk,
Devlet düşmanı solculuk,
İnsan karşıtı solculuk,
Cinsiyetsizcilik solculuğu,,
Arkaik dogmatik solculuk
* İşin aslına bakarsak bir yandan içinde yaşanılan ülkenin ve toplumun tarihinin, değerlerinin, inançlarının karşısında yer alıp öte yandan sol olunamaz.
* Toplumsal adalet savunulmadan solculuk yapılamaz. Seçkinler yönetimiyle sol yan yana gelemez.
* İnsana düşman olarak veya insanın korunmasını göz ardı ederek sol adına hayvan hakları veya insan doğasını reddederek başka bir hak (!) savunulamaz.
* Şiddetin gerek terör olarak gerekse sosyal ve bireysel şiddet şeklindeki varlığını ülkelerin hayatından, toplumun ve bireyin yaşamından tasfiye etmek, günümüzde önemli bir sol perspektiftir. Bunun için Türkiye’nin yaşadığı tarihsel dönem bakımından yurtsever solculuk, kayıtsız şartsız Terörsüz Türkiye hedefine destek vermeyi gerektirir. Bu konuda en ufak bir şüphe duymak, yurtsever sol perspektifle çelişir.

