Silivri Cezaevi önünde konuşan İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu, “Adalet bakanını buraya gelmeye ve öğrencileri dinleyemeye davet ediyorum” dedi.
‘Ziyaretimizde Vatan ve Çağlayan’daki gözlemlerimizi teyit etmiş olduk’
Kaboğlu, cezaevi ziyaretinde İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, belediyenin üst düzey görevlileri, belediye başkanları ve Ümit Özdağ’a kadar birçok tutukluyla ve öğrencilerle görüştüklerini belirtti.
Baro üyesi yaklaşık 200 avukatın sürekli sahada çalıştığını belirten Kaboğlu, “Bugün bizim ziyaretimizde de Vatan ve Çağlayan’daki gözlemlerimizi, sahada görev yapan avukat arkadaşlarımızın bize aktardıklarını teyit etmiş olduk” dedi.
19 Mart’ta başlayan sürecin başından bu yana özellikle Ankara ve İstanbul’da ‘tanık olunan işlemlerle Adalet Bakanlığı’nın açıklamalarını birlikte değerlendirdiklerini’ söyledi.
Kaboğlu’nun konuşması özetle şöyle
* Öğrencilerin yakalanma biçimini, öğrencilerin maruz kaldığı, polisler tarafından özellikle kız öğrenciler dahil, şiddet ve kaba güç kullanımını, bütün bunlara tanıklık ettik.
* İmamoğlu nezdinde karşılaştığımız tablo, bir büyükşehir belediye başkanının ve onun üst düzey yöneticilerinin ve İstanbul belediyelerinin başkanlarının tabi olduğu anayasa dışı işlemler dizisi, aslında en az üç açıdan ele alınabilir. Birincisi, seçme ve seçilme hakkı, demokratik siyaset açısından, Türkiye’nin demokratik rejimi, hukuk devletini işletip işletememesi açısından. İkincisi, istanbul halkının nitelikli kamu hizmeti alabilme olanağı bakımından konuya bakmak gerekir. Üçüncüsü de her birinin aslında şu anda görevi başında bulunması gerekirken, burada bulunmalarını sorgulamak gerekiyor.
‘Adalet bakanını ve İçişleri bakanını, Silivri ve Metris hapishanelerine davet ediyorum’
* Yapılan açıklamalar, özellikle Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamalar bakımından Adalet bakanını buraya gelmeye ve öğrencileri dinleyemeye davet ediyorum. Adalet bakanını ve İçişleri bakanını, Silivri ve Metris hapishanelerini ziyaret etmeye, buradaki tutuklularla konuşmaya davet ediyorum. Ayrıca emniyet mensuplarımızı, kolluk görevlilerimizi, yurttaşlara, öğrencilere, siyasilere, kamu görevlilerine nasıl davranılması gerektiğini, hangi dilin kullanılması gerektiğini öğrenmeye ve bu konuda özen göstermeye davet ediyorum.
* Türkiye’de hiç kimsenin keyfi işlem yapmak gibi bir görev ve yetkisi yoktur. Bu açıdan bu kişileri sabahın köründe evlerinden gözaltına almaya, tutuklamaya giden süreçte anayasa dışı işlemler de bulunma hakkı yoktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Yasama, yürütme, yargı organlarının mensuplarının görev ve yetkileri anayasada sayılmıştır, bu açıdan bu görev ve yetkiler önemlidir, bunları hatırlatmak gerekiyor.