1. Haberler
  2. Dünya
  3. Çin’in, ABD-İran savaşına neden müdahale etmediği belli oldu, BBC: Trump ay sonu Pekin’e gidiyor

Çin’in, ABD-İran savaşına neden müdahale etmediği belli oldu, BBC: Trump ay sonu Pekin’e gidiyor

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Orta Doğu’daki savaşın doğrudan etkisini henüz hissetmeyen Çin, enerji güvenliği, ticaret yolları ve küresel yatırımlar üzerindeki uzun vadeli sonuçları hesaplamaya başladı. Pekin kısa vadede sorun yaşamasa da savaşa dahil olması durumunda uzun vadede ciddi sıkıntılarla karşılaşabilir.

Orta Doğu’da devam eden savaşın doğrudan etkileri Çin’de henüz hissedilmese de Pekin yönetimi gelişmeleri dikkatle takip ediyor. Kısa vadede Çin’in birkaç ay yetecek petrol rezervi bulunuyor. Bu sürenin ardından ise Pekin’in enerji ihtiyacının bir kısmını komşusu Rusya’dan karşılayabileceği değerlendiriliyor.

Çin açısından asıl soru uzun vadeli etkiler. Pekin yönetimi yalnızca Orta Doğu’daki yatırımlarını değil, aynı zamanda küresel ekonomik hedeflerini de göz önünde bulundurarak gelişmeleri hesaplıyor.

Bu hafta Pekin’de binlerce Komünist Parti delegesi bir araya gelerek dünyanın ikinci büyük ekonomisi için yeni bir yol haritası belirlemek üzere toplantılar gerçekleştiriyor. Çin ekonomisi düşük tüketim, uzun süredir devam eden emlak krizi ve yüksek yerel borç gibi sorunlarla mücadele ediyor.

Pekin yönetimi perşembe günü yıllık ekonomik büyüme hedefini 1991’den bu yana en düşük seviyeye indirdi. Buna rağmen Çin, yüksek teknoloji ve yenilenebilir enerji alanlarındaki hızlı gelişimini sürdürmeye devam ediyor.

Ticaret savaşı ve enerji yolları Çin’i zorlayabilir

Çin son dönemde ekonomik sorunlarını ihracatı artırarak aşmayı hedefliyordu.

Ancak Pekin yönetimi yaklaşık bir yıldır ABD ile süren ticaret savaşının etkileriyle karşı karşıya bulunuyor. Buna şimdi Orta Doğu’daki olası istikrarsızlık riski de eklendi.

Orta Doğu hem Çin’in önemli deniz ticaret yollarının geçtiği bir bölge hem de enerji ihtiyacının büyük kısmını karşılayan kaynaklardan biri. Savaşın uzaması durumunda Pekin açısından risklerin artabileceği belirtiliyor. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndan geçen enerji ve ticaret trafiğinin uzun süre aksaması Çin ekonomisini doğrudan etkileyebilir.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Royal United Services Institute’tan Philip Shetler-Jones, Orta Doğu’daki uzun süreli bir istikrarsızlığın Çin’in diğer bölgelerdeki çıkarlarını da etkileyebileceğini belirtiyor.

Shetler-Jones’a göre özellikle Afrika ekonomileri Körfez sermayesinden büyük yatırımlar alıyor. Bu yatırımların azalması durumunda bölgede daha geniş çaplı bir istikrarsızlık ortaya çıkabilir ve bu durum Çin’in uzun vadeli çıkarlarını zayıflatabilir.

Çin’in küresel ölçekte geniş bir yatırım ve ticaret ağı bulunuyor. Bu nedenle Orta Doğu’daki uzun süreli bir savaş yalnızca bölgedeki yatırımları değil, Çin’in diğer pazarlardaki faaliyetlerini de etkileyebilir.

Pekin’de savaşın planı sorgulanıyor

Reklam Alanı

Uzmanlara göre Çin yönetimi ABD’nin Orta Doğu’daki askeri adımlarının arkasındaki stratejiyi anlamaya çalışıyor.

Londra’daki King’s College bünyesindeki China Lau Institute’un direktörü Prof. Kerry Brown, Çin’in birçok ülke gibi gelişmeleri dikkatle değerlendirdiğini belirtiyor. Brown, Pekin’deki temel sorulardan birinin ABD’nin bu sürece nasıl bir planla girdiği olduğunu ifade ediyor.

Brown’a göre Çinli analistler bir yandan Washington’un net bir stratejiye sahip olup olmadığını sorguluyor, diğer yandan ise Pekin’in bu çatışmaya doğrudan dahil olmaktan kaçınması gerektiğini düşünüyor.

Çin-İran ilişkisi: Stratejik ama sınırlı

Batı dünyasında İran uzun yıllar boyunca Çin’in önemli müttefiklerinden biri olarak görülüyor. İki ülke arasında yakın ilişkiler bulunduğu biliniyor.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney’in yurt dışına yaptığı son ziyaret 1989 yılında Pekin’e gerçekleşmişti. İlişkiler özellikle Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in 2016 yılında Tahran’a yaptığı ziyaretle daha da güçlendi.

İki ülke 2021 yılında 25 yıllık stratejik iş birliği anlaşması imzaladı. Bu anlaşmaya göre Çin’in İran’a 25 yıl boyunca yaklaşık 400 milyar dolar yatırım yapması planlanıyordu. Karşılığında İran Çin’e düzenli petrol tedariki sağlayacaktı.

Analistlere göre bu yatırımın yalnızca küçük bir bölümü hayata geçirildi. Buna rağmen petrol akışı devam etti.

Columbia Üniversitesi bünyesindeki Center on Global Energy Policy verilerine göre Çin 2025 yılında İran’dan günde yaklaşık 1,38 milyon varil ham petrol ithal etti.

Bu miktar Çin’in toplam petrol ithalatının yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geliyor.

Bazı kaynaklar İran petrolünün bir kısmının menşei gizlenerek Malezya petrolü olarak yeniden etiketlenip Çin’e gönderildiğini öne sürüyor.

Silah ve teknoloji iddiaları

İki ülke arasındaki ilişkiler yalnızca enerji alanıyla sınırlı değil. Zaman zaman askeri iş birliği iddiaları da gündeme geliyor.

Çin yönetimi İran’a gemisavar seyir füzeleri sattığı yönündeki iddiaları reddetti. ABD istihbaratı Pekin’in İran’ın balistik füze programına teknik destek sağladığını ve bazı bileşenleri temin ettiğini ileri sürüyor.

Ayrıca insan hakları örgütleri İran’daki protestoların bastırılmasında kullanılan yüz tanıma ve gözetim teknolojilerinin Çin tarafından sağlandığını iddia ediyor.

Bu gelişmeler Batı basınında zaman zaman Çin, İran, Rusya ve Kuzey Kore’yi kapsayan bir “kriz ekseni” söyleminin ortaya çıkmasına yol açtı. Ancak uzmanlara göre Çin ile İran arasındaki ilişki ideolojik bir ittifaktan çok pragmatik bir iş birliğine dayanıyor.

Prof. Kerry Brown’a göre Çin ile İran arasında güçlü kültürel veya ideolojik bağlar bulunmuyor. Brown, Pekin yönetiminin İran ile ilişkisini büyük ölçüde ABD’ye karşı stratejik bir denge unsuru olarak gördüğünü belirtiyor.

Pekin doğrudan çatışmadan kaçınmak istiyor

Çin yönetimi Batı’daki müttefiklik anlayışından farklı bir yaklaşım benimsiyor. Pekin genellikle karşılıklı savunma anlaşmaları imzalamıyor ve askeri çatışmalara doğrudan dahil olmaktan kaçınıyor.

Bu nedenle Çin’in İran ile yakın ilişkileri bulunsa da Pekin’in doğrudan askeri destek vermesi beklenmiyor.

Buna rağmen Orta Doğu’daki gelişmeler Çin’i ciddi şekilde endişelendiriyor.

Pekin yönetimi saldırıları kınayan ancak görece temkinli bir açıklama yaptı ve ateşkes çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Wang Yi, egemen bir ülkenin liderine yönelik suikastın ve rejim değişikliği girişimlerinin uluslararası hukuk açısından kabul edilemez olduğunu söyledi.

ABD’nin askeri gücü Çin’in sınırlarını gösteriyor

Uzmanlara göre Washington’un son dönemde Venezuela ve İran’da attığı adımlar Çin’in küresel etkisinin sınırlarını da ortaya koydu.

Her iki durumda da Pekin gelişmeleri dışarıdan izlemek zorunda kaldı. Çin’in ekonomik gücü yüksek olsa da askeri açıdan ABD ile aynı seviyede olmadığı belirtiliyor.

Philip Shetler-Jones’a göre ABD bu süreçte küresel ölçekte askeri güç kullanabilen bir süper güç olduğunu bir kez daha gösterdi. Buna karşılık Çin’in aynı kapasiteye sahip olmadığı ifade ediliyor.

Pekin kendini “istikrarlı güç” olarak konumlandırıyor

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in bu süreçte kendisini daha istikrarlı ve öngörülebilir bir küresel lider olarak göstermeye çalıştığı belirtiliyor. Bu yaklaşımın özellikle ABD Başkanı Donald Trump’ın politikalarıyla karşıtlık oluşturduğu değerlendiriliyor.

SOAS Çin Enstitüsü Direktörü Prof. Steve Tsang’a göre Pekin yönetimi ABD’yi uluslararası düzeni zayıflatan bir aktör olarak göstermeye çalışabilir.

Tsang, Orta Doğu’daki çatışmanın enerji arzı ve hava ulaşımını etkileyerek özellikle küresel güney ülkelerinde ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceğini belirtiyor. Bazı ülkelerde önümüzdeki aylarda gıda sıkıntılarının ortaya çıkabileceği ifade ediliyor.

Çin arabuluculuk rolü arayabilir

Pekin yönetimi krizi diplomatik yollarla çözmek için arabuluculuk girişimlerinde de bulunabilir. Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi’nin Umman ve Fransa’daki mevkidaşlarıyla temas kurduğu ve Pekin’in Orta Doğu’ya özel bir temsilci göndermeye hazırlandığı açıklandı.

Trump ziyareti Pekin için kritik

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Çin açısından önemli bir başka gündem maddesi ise ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ay sonunda Pekin’e yapması beklenen ziyaret.

Çin yönetimi ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını eleştirse de açıklamalarında Trump’ı doğrudan hedef almamaya özen gösterdi. Bu yaklaşımın planlanan görüşmenin önünü açık tutmak amacı taşıdığı değerlendiriliyor.

Reuters’a göre iki ülkenin yetkilileri ziyaretin ayrıntılarını görüşmek üzere yakın zamanda bir araya gelecek.

Uzmanlara göre Pekin bu görüşmede Trump yönetiminin Tayvan gibi diğer kriz noktalarına nasıl yaklaşabileceğine dair ipuçları elde etmeye çalışacak.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.