1. Haberler
  2. Dünya
  3. Batı Medyası-Derleme | Trump için ‘topal ördek’ benzetmesi: Batı medyası, Münih Güvenlik Konferansı’nı nasıl gördü?

Batı Medyası-Derleme | Trump için ‘topal ördek’ benzetmesi: Batı medyası, Münih Güvenlik Konferansı’nı nasıl gördü?

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Euractiv’de yayımlanan değerlendirme yazısında “Avrupa için ABD ile ittifak, artık milliyetçi-Hristiyan bir küresel liderlik gündemini izlemek anlamına geliyor” ifadeleri kullanıldı

Almanya’da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı (MSC), uluslararası düzenin “bittiği” mesajı ve “daha Avrupalı bir NATO” çağrılarıyla sona erdi.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise daha uzlaşmacı bir tonla Avrupa’ya değer veren bir mesaj verdi ancak bu güven tazelemek için yeterli görülmedi. Batı medyası da konferansın çıktılarına geniş şekilde yer verdi. Yapılan değerlendirmelerde Rubio’nun konuşmasının daha kibar ifade edilmekle birlikte, ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance’in geçtiğimiz yıl yaptığı ve “yıkıcı” olarak nitelendiren konuşması ile oldukça benzer olduğuna dikkat çekildi. Rubio’nun işbirliği mesajının ise ikna edici bulunmadığının altı çizilirken NATO’nun Avrupalı bir hale gelmesinin mümkün olup olmadığı da sorgulandı. Münih Konferansı’na dair öne çıkan değerlendirmeler şöyle:

Politico: Trump hiç olmadığı kadar ‘topal ördek’ görünümdeydi

Politico’da Jonathan Martin imzasıyla yayımlanan değerlendirme yazısında ABD Başkanı Donald Trump’ın “Daha önce hiç olmadığı kadar ‘topal ördek’ görünümünde” olduğu yorumuna yer verildi. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun “Amerika ile Avrupa birlikteyiz’ mesajını memnuniyetle karşılasalar da, Trump’ın son yıllardaki çıkışları Avrupa başkentlerinde temkinli bir planlamayı beraberinde getirdi” yorumunda bulunuldu.

“Münih Güvenlik Konferansı uzun süredir ABD’li siyasetçilerin yoğun katılımına sahne oluyor. Ancak Amerikan iç siyasetinin bu kadar belirgin biçimde öne çıktığı nadir görüldü” ifadelerine yer verilen makalede Kaliforniya Valisi Gavin Newsom’un görüşmelerine detaylı yer verilirken “Amerika’nın köklü ilişkilerinin “ölmediğini, sadece uykuda olduğunu” yönündeki mesajının altı çizildi.

Euractiv: ABD ile ittifak, artık milliyetçi-Hristiyan bir küresel liderlik gündemini izlemek anlamına geliyor

Euractiv’de Ilana Bet-El imzasıyla yayımlanan makalede ise, Münih Güvenlik Konferansı’nın varlığı ve işlevi sorgulandı. Yazıda, Soğuk Savaş döneminde 1963’te kurulan konferansın o dönem için anlamlı olduğu ancak günümüzde yetkililerin zaten sık sık bir araya geldiği, dolayısıyla benzer toplantıların tekrar niteliği taşıdığı ifade edildi.

Makalede en dikkat çekici unsurun, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun konuşmasının ayakta alkışlanmış olması olduğu ifade edildi. Rubio’nun, Soğuk Savaş sonrası kurallara dayalı uluslararası düzeni, küreselleşmeyi ve iklim politikalarını eleştirdiğinin belirtildiği yazıda bu yaklaşım “ABD ile ittifak, artık milliyetçi-Hristiyan bir küresel liderlik gündemini izlemek anlamına geliyor; aksi halde göz ardı edilirsiniz. Ve bu sözler Avrupalılar tarafından alkışlandı” sözleriyle eleştirildi.

“Konferans boyunca birçok yorum, NATO’nun ve transatlantik ilişkinin eski bir versiyonuna dönülmesi fikrine odaklandı” denilen makalede “ABD’nin NATO’nun eski versiyonuna dönme tartışmalarının ötesinde, 19. yüzyıl tipi güç ve medeniyet anlayışına yöneldiği” değerlendirmesine yer verildi.

Bloomberg: Rubio Avrupa’ya “MAGA” çizgisinde yeniden şekillendirmeyi önerdi

Bloomberg yazarı Marc Champion ise makalesine “Marco Rubio’nun yaptığı konuşma, Alman ev sahibi ve moderatör Wolfgang Ischinger’e göre ‘Avrupalı dinleyiciler arasında kolektif bir rahatlama yarattı.’ Ancak eğer gerçekten böyle bir hava oluştuysa, bu bir yanılgı olur” sözleriyle başladı.

Rubio’nun konuşmasının, geçtiğimiz yıl konferansa katılan ABD Başkan Yardımcısı J.D. Vance ile büyük oranda benzerlik taşıdığı ifade edilen makalede “Vance’in “Amerika’nın sizin için yapabileceği hiçbir şey yok” sözleriyle kıtanın önemini reddetmesinin aksine, Rubio Avrupa’yı Trump’ın kültürel devrimine katılmaya çağırdı; ittifakı “MAGA” çizgisinde yeniden şekillendirmeyi önerdi” denildi.

Reklam Alanı

“Trump’ın dönüşünden bir yıl sonra olumlu sayılabilecek tek gelişme, Avrupalıların artık içinde bulundukları durumu inkâr etmemeleri” ifadelerine yer verilen makalede “Bu yılki toplantı, Avrupa’nın savunma konusunda daha ciddi bir tutum takınmaya başladığını gösteriyor; bu olumlu bir gelişme. Ancak transatlantik ittifakın sağlığı, iyi niyet beyanları ya da ABD’li yetkililerin konuşma tonundan çok, Avrupa’nın silahlanma hızının ABD’nin bağlılığını sınayacak gelişmeler karşısında ne kadar yeterli olacağına bağlı olacak” yorumunda bulunuldu.

BBC: ABD’li siyasetçiler Avrupalılara “Bu da geçer” mesajı vermeye hazırdı

BBC’de Anthony Zurcher imzasıyla yayımlanan görüş yazısında Münih’e gelen Demokrat temsilcilerin açıklamalarına geniş yer verilerek “Dışişleri Bakanı’nın sözleri olumlu karşılanmamış olsaydı ya da geçen yıl aynı konferansta Avrupa’yı sert biçimde eleştiren Başkan Yardımcısı JD Vance gibi konuşmuş olsaydı bile, diğer bazı ABD’li siyasetçiler Avrupalılara “Bu da geçer” mesajı vermeye hazırdı” yorumunda bulunuldu.

Yazıda “Trump’ın “Önce Amerika” yaklaşımı ve Batı kültürünü koruma vurgusu, Joe Biden döneminde savunulan liberal uluslararası düzen anlayışından belirgin biçimde ayrılıyor” vurgusu yapıldı. Yazıda “Rubio konuşmasıyla bazı sert köşeleri yumuşatmış olabilir. Ancak Münih’e gelen Demokrat siyasetçiler, Trump yönetimine daha net bir karşı duruş sergilemeye çalıştı” değerlendirmesinde bulunuldu.

The Guardian: Vance ve Rubio’nun konuşması aynı madalyonun iki yüzü

The Guardian’da ise Nathalie Tocci imzasıyla yayımlanan değerlendirme yazısında “Münih Güvenlik Konferansı’ndan çıkan iyi haber, transatlantik ilişkilerde dramatik bir kötüleşme yaşanmamış olmasıydı” denildi.

“Rubio’nun bu yılki konuşması ile Vance’in 2025’teki konuşması aynı madalyonun iki yüzü gibiydi. Vance’in üslubu kaba ve kışkırtıcıydı; Rubio’nunki daha incelikli ve tutarlıydı. Fakat Washington’dan gelen temel mesaj değişmedi” değerlendirmesinde bulunulan yazıda şu ifadeler kullanıldı:
“Avrupa ile ABD, kültür, gelenek ve din temelli etno-politik değerlerle tanımlanmalı. Bu tarihsel mirasın milliyetçilik, ırkçılık, faşizm ve sömürgecilik gibi sonuçlar doğurmuş olması ise görünüşe göre utanılacak bir şey olarak görülmüyor.”

Tocci, yazısının devamında “Rubio’nun mesajı Vance’inkinden daha stratejik ve incelikliydi. Ancak tam da bu nedenle daha tehlikeli olabilir; zira tansiyonu düşürerek Avrupa’yı sahte bir rahatlık duygusuna sürükleyebilir. Fransa’nın Avrupa Bakanı Benjamin Haddad’ın Münih’te söylediği gibi, Avrupa’nın yeniden “erteleme tuşuna basma” eğilimi olabilir” dedi. Tocci yazısını şu sözlerle noktaladı:

“NATO içinde güçlü bir Avrupa ayağı, ABD kıtanın savunmasındaki rolünü azaltırken güvenliği sağlamanın en gerçekçi yolu olabilir. Bu, AB’yi bir askeri ittifaka dönüştürmekten ya da gönüllüler koalisyonları kurmaktan daha uygulanabilir görünüyor. Ancak ABD mevcut imparatorluk yönelimini sürdürürse, bu da Avrupa güvenliğini garanti edemez. Münih’te Bayerischer Hof’tan sahte bir rahatlık duygusuyla ayrılan Avrupalılar, Maga Amerika’nın kurduğu tuzağa doğru yürümüş olabilir.”

The New York Times: Avrupa üç farklı ABD dinledi

The New York Times da Münih Güvenlik Konferansı’na ilişkin Steven Erlanger ve David E. Sanger imzasıyla ele alınan analizde ise son bir yıl içinde Avrupalı liderlerin ABD’den üç ayrı yaklaşım dinlediği; bunların hepsinin Washington’ın savunma taahhüdüne yeni sınırlar getirdiğine işaret ettiği ifade edildi.

Yazıda bu üç yaklaşım şöyle özetlendi:

“İlki, geçen yıl Başkan Yardımcısı JD Vance tarafından dile getirildi. Vance, Avrupa tarzı demokrasiyi sert biçimde eleştirerek, göç dalgaları ve Avrupa’nın aşırı sağ partilere getirdiği kısıtlamaların kıta için Rusya’nın saldırganlığından daha büyük bir tehdit oluşturduğunu savunmuştu.

İkincisi ise cumartesi günü Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan geldi. Daha yumuşak bir tonla benzer bir mesaj veren Rubio, Avrupa ile ABD arasında paylaşılan kimi zaman belirsiz ve idealize edilmiş bir kültürel tarihten söz etti ve sınırların kontrol altına alınmaması halinde her iki tarafın da “medeniyetin silinmesi” tehdidiyle karşı karşıya kalacağını ileri sürdü.

Aynı konferansta konuşan ve katılan en üst düzey savunma yetkilisi olan Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby ise klasik bir Amerikan ulusal güvenlik yaklaşımı sundu. Değerlerden ziyade ortak çıkarlara vurgu yaparak tarafların “işin somut tarafına” odaklanması gerektiğini söyledi.”

Yazıda, Rubio’nun Rusya tehdidine sınırlı vurgu yaptığına ve Münih’ten sonra Slovakya ile Macaristan’a gitmesinin dikkat çektiğine değinildi. Bazı Avrupalı yetkililerin bu yaklaşımı “zehirli hap” olarak nitelendirdiği, ABD’nin güvenlik şemsiyesi karşılığında Avrupa’dan ideolojik bir hizalanma talep ettiği yorumuna yer verildi.

Analizde ayrıca, Avrupa’nın hangi Amerika ile ittifak yaptığını sorguladığı ifade edildi. Bazı gözlemcilerin, Rubio’nun söylemini II. Dünya Savaşı sonrası klasik Amerikan çizgisine dönüş olarak görmesinin “kendini kandırma” olabileceği savunuldu.

Avrupa’nın ABD’ye olan güvenlik bağımlılığının sürdüğü, ancak Trump yönetiminin giderek daha ideolojik bir çizgiye kaymasının asıl kaygı kaynağı olduğu değerlendirmesine yer verildi.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.