DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, kendilerini ‘Stockholm sendromu’na kapılmamaya çağıran CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e tepki gösterdi:
“Kürt halkına saygı duymak bu mudur sayın Özel? Herkes çok iyi bilsin ki cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız.”
Özel, 29 Kasım’da yeniden genel başkan seçildiği CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı’nda şöyle konuşmuştu: “Herkesi canı istediğinde ‘Şu parti kapatılsın, kapatmıyorsa Anayasa Mahkemesi de kapatılsın’ diyenlerin demokratlığını hatırlamaya davet ediyorum.
Bir Stockholm Sendromu’na kapılmamaya, dün elinden zor kurtulduğumuz celladımıza aşık olmamaya davet ediyorum.”
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları,Özel’in sözlerini ‘akıl tutulması’ diye nitelemişti.
Tepkinin ardından dün Hilal Köylü’ye konuşan Özel, “Ben DEM’e söylemedim. DEM’in kapatılmasını hatırlatarak genelleme yaptım” demişti.
Fakat tartışma sürüyor.
DEM Parti’nin bugünkü grup toplantısında gündem Özel’in sözleriydi.
Bakırhan, Özel’e tepki göstererek şöyle konuştu:
‘Neden bir halkı aşağılayıcı sözler söylüyorsunuz sayın Özel?’
* Biz en başından beri ortak paydaları büyütmeye çalışırken ana muhalefet partisinin lideri partimizde ve tabanımıza bazı ithamlarda bulundu. Öyle anlaşılıyor ki sayın (CHP Genel Başkanı Özgür) Özel, kurultay kürsüsünden bize ‘Stockholm sendromu’ teşhisi koyuyor. “Celladına aşık olmayın” diyor.
* Biz de soruyoruz, biz mecliste barış için yasa konuşurken, her bir arkadaşımızla birlikte sokaklarda barışı toplumsallaştırmaya çalışırken siz kürsüden neden bir halkı aşağılayıcı sözler söylüyorsunuz sayın Özel?
* Sözü çözüm için kurmak varken tam da bu süreçte çözümü tartışmak varken, ucuz polemikler ve anlamsız kavgalara başvurmak siyasetsizliktir. Biz demokratik, siyasi çözümü esas alan mücadele ve müzakere partisiyiz.
‘Cellatları çok iyi biliyoruz’
* Böyle bir halkı sendromla itham etmek demokratik siyaset midir? Kürt halkına saygı duymak bu mudur sayın Özel? Biz bu coğrafyadaki halklar, inançlar, devrimciler, ezilenler, emekçiler olarak celladı çok iyi tanırız. Cellatları mezarlıklarımızdan, faili meçhullerimizden, yakılmış köylerimizden, direndiğimiz zindanlardan çok iyi biliyoruz. Kimse bu hafızanın üzerine ucuz metaforlarla yaklaşmasın.
‘Borçlu çıkarsınız’
* Cellatlığımıza soyunan çok oldu, haklısınız. Ama bizi kurban yapmaya kimsenin gücü yetmedi ve yetmeyecektir. Herkes çok iyi bilsin ki cellat defterini açacaksak, geçmişi konuşacaksak hepiniz borçlu çıkarsınız.
* Herkesi polemikçi ve tutarsız dilden vazgeçmeye, çözüme ve barışa katkı sunmaya çağırıyorum. Açık konuşun. Bu sorunun çözümünün karşısındaysanız sağa sola çekmeden yaftalamadan sözünüzü açık söyleyin. Ama barıştan ve demokrasiden yanaysanız da açık konuşun.
* Gelin birlikte mücadele edelim. Birlikte değiştirelim. Barış ve demokrasiyi birlikte inşa edelim. Ana muhalefet partisi süreç karşıtlarının çekim merkezi olmaya adaysa büyük yanlış yapar. Buradan iktidara yürürüm stratejisini düşünüyorsa büyük kaybeder.
* Başta ana muhalefet partisi olmak üzere bütün muhalefet partilerini 100 yıllık meselenin çözümünde ellerini taşın altına koymaya, sorumluluk ve inisiyatif almaya çağırıyorum.
* Barışa ve çözüme ortak olan kazanır.
‘İlham Ahmed için olumlu dönüş bekliyoruz, Türkiye’ye gelsin, oturun, anlaşın’
Bakırhan devamında Suriye’yle ilgili şunu söyledi:
“Kuzeydoğu Suriye’den özellikle Türkiye’ye uzanan bir dostluk eli var. Artık bu elin tutulması gerekir. İlham Ahmed (Suriyeli Kürt politikacı) bu hafta sonu partimizin İstanbul’da yapacağı uluslararası konferansa davetliydi. Kendisi de katılacağını belirtmişti.
Ama henüz bu konuda bir dönüş sağlanmadı. Olumlu bir dönüş bekliyoruz. İlham Ahmed Türkiye’ye gelsin. O Suriye hakkında, Kuzeydoğu Suriye hakkında sorusu olanlar sorularını sorsun. Endişelerini dile getirsin. Oturun, konuşun, anlaşın. “

