Azerbaycan Devlet Haber Ajansı APA, İlham Aliyev’in Ankara’daki Türk Devletleri Teşkilatı zirvesine katılmamasını Türkiye’de Azerbaycan’a yönelik yürütüldüğünü savunduğu kampanyayla açıkladı
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 30 Ekim’de Ankara’da düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi’ne katılmadı. Azerbaycan Devlet Ajansı APA’da yayımlanan analizde, Aliyev’in Türkiye’ye gitmemesinin gerekçeleri tartışıldı. Analizde, “Diplomaside her şey karşılıklıdır” denilerek Aliyev’in zirveye katılmamasının “tamamen doğru bir karar” olduğu savunuldu.
Aliyev’in önceden belirlenmiş programı kapsamında Azerbaycan’da düzenlenen FIFA U-15 Dünya Kupası’nın 30 Ekim’deki kapanış ve ödül törenine katılacağı belirtildi. Zirvede Azerbaycan’ı Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov temsil ediyor.
APA’nın 29 Ekim tarihli analizinde, “Bir aydır Türkiye’de Azerbaycan’a, onun liderine, Azerbaycan halkına ve devletine karşı temelsiz ve çirkin bir kampanya yürütülüyor” ifadeleri kullanıldı.
Kampanyanın son bir ayda yoğunlaştığı ancak daha önce başladığı belirtilen yazıda, “Türkiye’de son üç yıldır zaman zaman yavaşlasa da Azerbaycan sürekli hedef alınıyor. Temel konu ise Azerbaycan-İsrail işbirliği” denildi.
Analizde, kampanyayı yürütenlerin Azerbaycan’ın dış politika ve ekonomik ilişkilerini Türkiye’nin isteğine göre kurmasını beklediği belirtilerek şu ifadeler kullanıldı:
“Kampanya yürütenler, Azerbaycan’ın kendi dış politika ve ekonomik ilişkilerini Türkiye’nin isteğine uygun şekilde kurması ve yürütmesi gerektiğini düşünüyor. Bu tür absürt bir görüş ortaya koyanların mantığına göre Bakü, Ankara’nın yörüngesinden çıkmamalı.”
Bu yaklaşımın Azerbaycan’ın bağımsızlığını inkâr ettiği savunulan analizde, söz konusu tutum “Bir millet, iki devlet” ilkesinin tamamen çarpıtılmış bir yorumu olarak nitelendirildi. Yazıda ayrıca Türkiye’nin İsrail’le işbirliği ilişkilerine dair çok sayıda olgunun ortaya konulduğu ve bunların hiçbirinin resmî olarak yalanlanmadığı belirtilerek, “Böyle bir durumda Azerbaycan’a yönelik eleştiriler neden ciddiye alınmalı?” diye soruldu.
APA gerilimin BM Genel Kurulu’nda başladığını öne sürüyor
APA’ya göre Türkiye’deki kampanya, ekim ayının başında Birleşmiş Milletler oturumunda İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun konuşması sırasında Azerbaycanlı bir temsilcinin salonu terk etmemesi üzerine yeniden alevlendi.
Azerbaycan Bakanlar Kurulu’nun tek tip okul kıyafetiyle ilgili kararının ardından kampanyanın daha da sertleştiği belirtilen analizde, “Kampanya hiç görülmemiş kadar sert ve iğrenç bir şekilde neredeyse Türkiye’nin enformasyon alanında ulusal bir trende dönüştü” ifadelerine yer verildi.
Yazıda, Azerbaycan’ın Ankara ve İstanbul’daki büyükelçilikleri önünde altı protesto gösterisi düzenlendiği belirtilerek, gösterilerde ülkeye, yönetimine ve halkına yönelik ağır suçlamalar ve hakaretler dile getirildiği kaydedildi.
APA, Türkiye medyası ve sosyal medyasının başörtüsü konusunu çarpıtarak Arap dünyasının enformasyon alanına taşıdığını savundu. Yazıda, bu mecraların “anti-Azerbaycan kampanyasının temel sorumlularından biri” olduğu ifade edildi.
“Ankara sürece çok geç müdahale etti”
Analizde, “Ankara ise bu sürece çok geç müdahale etti ve bazı adımlar atmaya çalıştı. Ancak bu adımlar o kadar da etkili olmadı” denildi. Ankara’nın zamanında adım atmaması eleştirilerek, “Eğer Ankara bu adımları zamanında atsaydı, kışkırtıcılık bir yana, seyirci pozisyonunda olmasaydı durum bu noktaya gelmezdi” ifadeleri kullanıldı.
Türkiye toplumunun ciddi bir kutuplaşma ve iç çelişkilerle karşı karşıya olduğu ileri sürülen yazıda, iktidarın kendi amaçlarına ulaşmak için “radikal dindarlığı” teşvik ettiği ve devletin temellerini sarsabilecek akımlara imkân tanıdığı savunuldu.
Analizde, “Azerbaycan bu saldırıyı İran’dan beklediği halde, kardeş dediği Türkiye’den en kötü biçimde darbe aldı” denildi. Bu darbeyi vuranların ise “iktidardaki AKP ve onun destekçileri olan İslamcı-Nurcu gruplar” olduğu öne sürüldü.
Yazıda, Türkiye’de yürütülen kampanyalar sonucunda Azerbaycan’a karşı “sağlıksız bir tutum ve iyi olmayan bir atmosfer” oluştuğu belirtilerek, “Bu ilişkileri sağlıklı bir zemine döndürmek o kadar kolay olmayacak” değerlendirmesi yapıldı.
APA, Aliyev’in Ankara’daki zirveye katılmamasını değerlendirirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce Azerbaycan’da düzenlenen bazı toplantılara katılmadığını da hatırlattı.
Erdoğan, Temmuz 2024’te TDT’nin Şuşa’da düzenlenen gayriresmî zirvesine katılmamıştı. Gerekçe olarak Erdoğan’ın Türkiye ile Hollanda arasındaki futbol maçını izleyecek olması gösterilmiş, Türkiye’yi zirvede Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz temsil etmişti.
Erdoğan, Mayıs 2026’da Bakü’de düzenlenen Dünya Şehircilik Forumu’nun 13. Oturumu’na (WUF13) ve 15 Ekim’de Bakü’de gerçekleştirilen Asya’da İşbirliği ve Güven Artırıcı Önlemler Konferansı’nın (CICA) 7. Zirvesi’ne de katılmamıştı. Bu etkinliklerde Türkiye’yi bakan düzeyinde temsilciler ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan temsil etmişti.
Analizde, “Bir devlet başkanının diğer ülkede düzenlenen bir etkinliğe katılıp katılmayacağını belirleyen nesnel ve öznel nedenler var” denildi. Ancak yazıda, “Diplomaside de her şeyin karşılıklı olduğunu unutmamak gerekiyor” ifadeleriyle iki ülke arasındaki son gelişmelerin Azerbaycan’ın yaklaşımını değiştirdiği savunuldu.
“Son süreçlerde Azerbaycan toplumu Türkiye’deki bazı çevrelerin gerçek yüzünü ve niyetini gördü” denilen analizde, ikili ilişkilerde artık rasyonelliğin ön plana çıktığı belirtildi. Yazı, “Dostluk, kardeşlik devam etse de herkesin kendi devleti ve kendi çıkarı var” ifadeleriyle sürdü.
APA, bütün bu gerekçeler ışığında Aliyev’in TDT’nin Ankara Zirvesi’ne katılmamasının “tamamen doğru bir karar” olduğu sonucuna vardı. Bununla birlikte, kararın Azerbaycan’ın TDT’den çekildiği veya teşkilat bünyesindeki faaliyetlerini azalttığı anlamına gelmediği vurgulandı. Yazıda, Azerbaycan’ın TDT’nin kurucu üyelerinden biri olduğu ve teşkilatın gelişmesi için çabalarını sürdüreceği belirtildi.
Ne olmuştu?
Azerbaycan’da okullarda başörtüsüne yönelik kısıtlamalar, Türkiye ile Azerbaycan arasında diplomatik gerilime yol açtı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 22 Eylül’de BM Genel Kurulu’nda ülke adı vermeden okullardaki başörtüsü yasaklarını eleştirdi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral ve bazı AK Parti milletvekilleri de Bakü yönetimine tepki gösterdi. Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ise isim vermeden dış müdahalelere karşı çıktı; iktidardaki Yeni Azerbaycan Partisi, Türkiye’den gelen açıklamaları ülkenin iç işlerine müdahale olarak nitelendirdi.
Tartışma, karşılıklı açıklamalarla büyürken Saral, Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı görevinden ayrıldı. Saral, ayrılığının Erdoğan’ın talimatıyla gerçekleştiğini açıkladı. Bakü yönetimi ayrıca aralarında siyasetçi, gazeteci ve akademisyenlerin bulunduğu 31 Türkiye vatandaşının ülkeye girişini yasakladı.
Aliyev’in 27 Ekim’de Bakü’de düzenlenen Dünya Kültürlerarası Diyalog Forumu’nda yaptığı konuşmada, bağımsız ülkelere nasıl yaşayacaklarının dikte edilmesini eleştirmesi ve Azerbaycan’a yönelik dış müdahalelere karşı duracaklarını söyledi.

