1. Haberler
  2. Dünya
  3. Politico 2 trilyon euroluk bütçe görüşmelerini yazdı: “Avrupa görkemli bir siyasal fırtınaya hazırlanıyor”

Politico 2 trilyon euroluk bütçe görüşmelerini yazdı: “Avrupa görkemli bir siyasal fırtınaya hazırlanıyor”

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

AB, 2 trilyon euroluk bütçe müzakereleri, Ukrayna’nın finansman açığı ve ABD, Rusya ile Çin’den gelen baskılarla uğraşırken Avrupa’nın dört büyük ekonomisindeki siyasi belirsizlikler uzlaşmayı zorlaştırıyor

Avrupa Birliği (AB), tarihinin en büyük bütçesi üzerinde uzlaşmaya çalışırken Ukrayna’nın finansman ihtiyacını karşılamak ve ABD, Rusya ile Çin’den gelen jeopolitik ve ekonomik baskılara yanıt vermek zorunda. Ancak Birliğin önündeki sorunlar yalnızca dış politikayla sınırlı değil. AB’nin ekonomik ve siyasi ağırlığının büyük bölümünü oluşturan dört ülkede yaşanan seçim süreçleri ve iktidar belirsizlikleri, Brüksel’in ortak karar almasını giderek zorlaştırıyor.

Politico‘ya göre geçen hafta Brüksel’de düzenlenen Avrupa Konseyi zirvesi, bu tablonun ilk işaretlerini verdi. İki gün süren görüşmelerde liderler, 2 trilyon euroluk bütçe konusunda ilerleme kaydedemedi. Bunun yerine enerji politikası üzerine sert bir tartışmaya girdi. Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın, bütçe üzerinde 2026 sonuna kadar anlaşmaya varılması yönündeki çağrısı da sonuç bildirisine girmedi. Üye ülkeler, bütçe anlaşmasının yıl sonuna kadar tamamlanması hedefini desteklemekte isteksiz davrandı.

Kasım ve aralık aylarında yeni zirveler düzenlenmesi planlanıyor. Ancak bu toplantılarda da uzlaşma sağlanamazsa müzakereler 2027’ye sarkacak. Avrupa ülkelerinde seçim gündeminin daha fazla ağırlık kazanacağı bu dönemde hükümetlerin, bütçe anlaşmasını mümkün kılacak tavizleri vermesi daha da zorlaşabilir.

Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Christodoulides, Politico’ya yaptığı açıklamada, İspanya’daki seçimlerin bütçe takvimini şimdiden etkilediğini söyledi.

Christodoulides, liderlerin daha önce yıl sonuna kadar siyasi anlaşmaya varılması gerektiği konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu, ancak artık bunun mümkün görünmediğini belirtti. Gelecek yıl Fransa ve İtalya başta olmak üzere başka ülkelerde de seçimlerin gündeme geleceğini hatırlatan Christodoulides, bu takvimin AB içindeki uzlaşma arayışını daha da karmaşıklaştıracağını ifade etti.

Dört büyük ekonomide siyasi belirsizlik

AB’nin karşı karşıya olduğu riskin merkezinde, Birliğin en büyük dört ekonomisindeki siyasi gelişmeler bulunuyor. İspanya’da 29 Kasım’da yapılacak seçimlerde merkez sağ ile aşırı sağın iktidara gelme ihtimali öne çıkıyor.

Sekiz yıldır iktidarda olan Başbakan Pedro Sánchez’in anketlere göre seçimi kaybetmesi bekleniyor. Seçim sürecinin, Sánchez’in Brüksel’deki müzakerelere katılımını da etkilemesi öngörülüyor.

İspanya’daki seçim, AB liderlerinin kasım ayında yapacağı toplantılarla aynı döneme denk geliyor. Sánchez, 13 ve 26 Kasım’daki liderler toplantıları sırasında seçim kampanyasının içinde olacak. İki AB diplomatı, seçimden sonra Madrid’de yeni bir hükümetin kurulmasının ocak ayını bulabileceğini ve bu durumun bütçe müzakerelerini aksatabileceğini belirtti.

Fransa’da Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un görev süresi gelecek yıl nisanda sona erecek. Anayasa gereği üst üste üçüncü kez cumhurbaşkanı adayı olamayacak Macron’un yerine kimin geçeceği henüz belli değil. Anketlerde aşırı sağcı Marine Le Pen öne çıkıyor. Macron’un görev süresinin son aylarında bütçe konusunda anlaşma imzalamak için gerekli siyasi yetkiye sahip olmayacağını kapalı kapılar ardındaki zirve görüşmesinde dile getirdiği, dört Avrupalı diplomat tarafından aktarıldı.

Almanya’da ise bir sonraki federal seçim 2029’da yapılacak olsa da aşırı sağcı Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) yükselişi ve Başbakan Friedrich Merz’in düşen kamuoyu desteği hükümetin hareket alanını daraltıyor. Merz’in siyasi geleceğine ilişkin belirsizlik, Berlin’in AB içindeki müzakerelerde ne ölçüde taviz verebileceği sorusunu da gündeme getiriyor.

İtalya’da Başbakan Giorgia Meloni’nin hükümeti, Avrupa’daki diğer birçok hükümete kıyasla uzun süredir görevde.

Reklam Alanı

Ancak ülkenin ekim 2027’de yapılması planlanan seçimleri yaklaşırken siyasi belirsizlik artıyor. Bir AB diplomatı, Meloni’nin seçim tarihini beklemeden daha erken bir seçime gidebileceğini düşündüğünü söyledi.

Bu dört ülkedeki gelişmeler, yalnızca ulusal hükümetlerin geleceğini değil, AB içinde uzlaşma sağlayabilecek liderlerin varlığını da etkiliyor. Bir diplomat, Avrupa’nın artık Almanya’nın eski başbakanı Angela Merkel veya Fransa’nın eski cumhurbaşkanı François Mitterrand gibi, farklı ülkeler arasında anlaşma sağlayabilecek belirgin bir siyasi lidere sahip olmadığını savundu. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in güçlü bir konumda olduğunu belirten diplomat, bunun tek başına yeterli olmayabileceğine dikkat çekti.

Zirvede uzlaşma yerine siyasi hesaplar

Geçen haftaki zirvede liderler, büyük politika anlaşmaları yapmak yerine kendi pozisyonlarını korumaya ve rakip siyasi gruplar karşısında avantaj sağlamaya yöneldi. Zirvenin en önemli istisnası, Fransa ile Almanya arasında otomotiv sektörü konusunda sağlanan uzlaşma oldu.

Politico’ya konuşan altı diplomat ve AB yetkilisi, önümüzdeki aylarda ortak karar almanın daha da zorlaşacağı görüşünde.

Kaynakların bir bölümü, seçim takviminin hem üye ülkelerdeki hükümetleri hem de Avrupa Parlamentosu’ndaki müzakereleri etkileyeceğini belirtti.

Avrupa Parlamentosu’ndaki Sosyalistler ve Demokratlar (S&D) grubunun kıdemli üyelerinden ve bütçe müzakerelerinin eş sorumlularından Carla Tavares, gelecek yıl üye ülkelerde ve Avrupa Parlamentosu içinde uzlaşmanın daha zor olacağını söyledi. Bir başka üst düzey AB diplomatı da “Gelecek yıl daha kötü olacak” değerlendirmesini yaptı.

Avrupa Konseyi Başkanı Costa ise seçimlerin bütçe anlaşmasını engelleyeceği yönündeki kaygıları küçümsedi. Cuma günü yaptığı açıklamada, AB’nin 27 demokrasiden oluştuğunu ve neredeyse her ay bir üye ülkede seçim yapıldığını hatırlatan Costa, seçimler nedeniyle yeni bir bütçenin hiçbir zaman kabul edilemeyeceğini söyledi.

Buna karşılık Avrupa Halk Partisi’nin (EPP) bütçe müzakerelerindeki eş sorumlularından Siegfried Mureșan, liderlerin şimdiye kadar çok yavaş hareket ettiğini belirterek zamanın daraldığı uyarısında bulundu.

AB’nin bütçe anlaşmasını 2026 sonuna kadar tamamlaması, yeni bütçenin 2028’de yürürlüğe girebilmesi açısından önem taşıyor. Üst düzey bir AB yetkilisi, ocak ayının anlaşmaya varmak için son uygun dönem olabileceğini söyledi. Bu tarihten sonra seçimler ve hükümet değişikliklerinin, ülkelerin uzlaşmaya yanaşmasını daha da zorlaştırabileceği değerlendiriliyor.

ABD, Rusya ve Çin’den üç cepheli baskı

AB’nin iç siyasi sorunları, dışarıdan gelen baskıların arttığı bir döneme denk geliyor. ABD Başkanı Donald Trump’ın transatlantik ittifakını sorgulayan politikaları, Rusya’nın Avrupa genelindeki siber saldırı ve sabotaj faaliyetleri ile Çin’in tedarik zincirleri üzerindeki etkisini artırması, Brüksel’in önündeki sorunları ağırlaştırıyor.

Belçika Başbakanı Bart De Wever, zirve sırasında gece geç saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, Avrupa’nın bölünmesinin istendiğini söyledi. Doğu ve batıdaki ülkeleri işaret eden De Wever, bu aktörlerin Avrupa’nın zayıf noktalarını kullanabileceklerini belirtti.

Litvanya’nın eski dışişleri bakanı ve Stanford Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Gabrielius Landsbergis ise Avrupa’nın üç yönden baskı altında olduğunu söyledi: ABD, Rusya ve Çin.

Washington, Avrupa güvenliğinin temelini oluşturan geleneksel ittifakları sorguluyor. Moskova’nın Avrupa genelinde siber saldırılardan sabotaj girişimlerine uzanan faaliyetleri sürüyor. Almanya, Leipzig Havalimanı’nda yaşanan bir insansız hava aracı saldırısı girişiminin arkasında Kremlin’in bulunduğunu öne sürdü. Pekin ise kritik tedarik zincirleri üzerindeki kontrolünü güçlendirirken Avrupa pazarlarına düşük fiyatlı ürünler sunmaya devam ediyor.

Bu baskılar, AB’nin ortak bir dış politika ve ekonomik strateji oluşturma ihtiyacını artırıyor. Ancak üye ülkelerdeki siyasi çekişmeler, bu stratejilerin hayata geçirilmesini sağlayacak uzlaşmaların önünde engel oluşturuyor.

Ukrayna’nın finansman açığı büyüyor

Avrupa’nın önündeki en acil dosyalardan biri de Ukrayna’nın finansmanı. Uluslararası Para Fonu’na (IMF) göre Ukrayna’nın gelecek yıl 30 ila 35 milyar dolar arasında bütçe açığı bulunuyor.

Rusya’nın ülkenin enerji altyapısına yönelik saldırıları, kış öncesinde ekonomik ve insani baskıyı artırıyor. Bu tablo, AB’nin geçen yıl Ukrayna’ya 90 milyar euro sağlamayı kabul etmiş olmasına rağmen ortaya çıkıyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, geçen haftaki zirvede ülkesinin içinde bulunduğu duruma dikkat çekti. Zelenski, Ukrayna’nın düşmesi halinde 20 milyon Ukraynalının AB’ye yöneleceğini söyledi.

“Rusya bizi öldürüyor” diyen Zelenski, Moskova’nın savaşı durdurmak istemediğini ifade etti.

Litvanya’nın eski dışişleri bakanı Landsbergis, önümüzdeki ayların Kiev açısından son derece zor geçeceğini belirterek Ukrayna’nın finansman yükünün giderek Avrupa’nın omuzlarına kaldığını söyledi.

Ukrayna’ya kaynak sağlamak için gündeme gelen seçeneklerden biri, Belçika’nın başkenti Brüksel’de bulunan Euroclear finans kuruluşunda dondurulmuş yaklaşık 200 milyar euroluk Rus varlıklarının kullanılması. Söz konusu varlıklar süresiz olarak dondurulmuş durumda. Ancak bu kaynakların Ukrayna’ya aktarılması konusunda AB ülkeleri arasında ortak bir tutum bulunmuyor.

Daha önce Rus varlıklarının Ukrayna’ya yardım amacıyla kullanılmasına karşı çıkan Belçika, bu konudaki itirazını sürdürüyor.

İsveç Başbakanı Ulf Kristersson, zirveden erken ayrılırken Rus varlıkları konusunda durumun değişmediğini söyledi.

Bir diğer seçenek olan ortak AB borçlanmasının artırılması da üye ülkeler arasında zorlu pazarlıklar gerektiriyor.

Dolayısıyla Ukrayna’nın finansman açığını kapatmak için hangi yöntemin kullanılacağı konusunda karar alınması, AB’nin bütçe müzakerelerindeki tıkanıklığı aşmasına bağlı hale geliyor.

Ocak ayı kritik eşik olabilir

AB’nin önündeki sorunlar birbirini besliyor. Bir yandan Birliğin 2028’de yürürlüğe girmesi hedeflenen yeni bütçesi üzerinde anlaşması gerekiyor. Diğer yandan Ukrayna’nın finansman ihtiyacı, Rusya’nın dondurulmuş varlıklarının geleceği ve dış ticaretteki dengesizlikler konusunda ortak kararlar alınması bekleniyor.

Ancak İspanya’daki seçimler, Fransa’daki cumhurbaşkanlığı değişimi, Almanya’da AfD’nin yükselişi ve İtalya’daki seçim takvimi, ulusal hükümetlerin uzlaşma kapasitesini sınırlayabilir. Liderlerin siyasi geleceklerine ilişkin belirsizlik arttıkça, ülkelerin kendi iç siyasetlerinde tepki yaratabilecek tavizlerden kaçınması da olası hale geliyor.

Üst düzey bir AB yetkilisinin değerlendirmesine göre ocak ayı, bütçe anlaşmasını sonuçlandırmak için son fırsatlardan biri olabilir. Bu pencerenin kaçırılması halinde müzakerelerin, Avrupa siyasetindeki daha sert rekabet ortamına taşınması bekleniyor.

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.