1. Haberler
  2. Dünya
  3. Al Jazeera analizi: ‘Türkiye ve Pakistan Husilerle savaşa yaklaşıyor’

Al Jazeera analizi: ‘Türkiye ve Pakistan Husilerle savaşa yaklaşıyor’

featured
Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan üçlü savunma anlaşması
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala
Reklam Alanı

Al Jazeera, Suudi Arabistan ile Husiler arasındaki savaşa dair bir analiz yayınladı. Analizde Pakistan ve Türkiye’nin de bu savaşa yaklaştığı öne sürüldü

Dün Suudi Arabistan, Yemen’de Husilere karşı savaşın tırmanarak kendi topraklarına sıçramasının ardından, ortak savunma anlaşmasının uygulanmasını görüşmek üzere Türkiye ve Pakistan’ın askeri şeflerini acil toplantıya çağırdı.

Al Jazeera’nin haberine göre Husiler perşembe günü Suudi Arabistan’daki hedeflere onlarca füze ve dron fırlattıklarını açıkladı. Grup, Riyad’daki “hassas bir hedefin” yanı sıra Yanbu’daki Suudi Aramco tesislerinin de vurulduğunu öne sürdü.

Suudi yetkililer ise Taif ve Yanbu’ya yönelen altı balistik füzenin hava savunma sistemleri tarafından önlendiğini açıkladı. Mekke, Cidde ve Yanbu için de acil durum uyarıları yayımlandı.

7 Ağustos’ta imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Suudi Arabistan, Türkiye veya Pakistan’dan herhangi birine yönelik saldırıyı üç ülkenin tamamına yapılmış saldırı olarak kabul ediyor.

Üç ülkeden üç farklı yaklaşım

Üç ülkenin genelkurmay başkanlarının toplantısı, 24 Eylül’de New York’ta Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Prens Faysal bin Ferhan, Pakistan Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İshak Dar ile Dışişleri Bakanı Hakan Fidan arasında yapılan görüşmenin ardından geldi.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanlığı, üç bakanın ortak savunma anlaşması kapsamında Suudi Arabistan’a nasıl destek verilebileceğini değerlendirmek üzere genelkurmay başkanlarının acil bir toplantı yapmasına yönelik hazırlıkları ele aldığını açıkladı.

Bakanlık açıklamasında Mekke’yi ve Suudi Arabistan’daki sivil ve ekonomik tesisleri hedef alan saldırılar kınandı. Riyad’ın, Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesi kapsamında kendisini savunma hakkına sahip olduğu vurgulandı.

Pakistan’ın aynı toplantıya ilişkin açıklaması daha temkinliydi.

Pakistan Dışişleri Bakanı İshak Dar, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması (MJDA) çerçevesinde anlaşma kapsamındaki kurumsal yapıların oluşturulmasına yönelik ilerlemeyi değerlendirdik ve bölgesel ve uluslararası güvenlik konularında görüş alışverişinde bulunduk” ifadelerini kullandı.

Türkiye Dışişleri Bakanlığı da New York’taki görüşmeye ilişkin benzer şekilde ölçülü bir açıklama yaptı.

Dışişleri Bakanlığı 16 Eylül’de Husilere yönelik yayınladığı yazılı açıklamada şöyle demişti:

Reklam Alanı

“Husilerin, kutsal Mekke şehrini hedef alan İHA saldırısını şiddetle kınıyoruz.

Suudi Arabistan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine olan desteğimizi teyit ediyor; Suudi Arabistan’la dayanışmamızı bir kez daha vurguluyoruz.
Bölgesel istikrarı ve güvenliği de tehdit eden bu saldırıların derhal sona erdirilmesi ve gerilimi daha da tırmandırmaya matuf her türlü eylemden kaçınılması yönündeki çağrımızı yineliyoruz.”

Bakan Fidan geride kalan günlerde NTV’de yaptığı değerlendirmede ise “Suudi Arabistan’ın toprak bütünlüğüne, egemenliğine çok ciddi saldırılar olduğunu görüyoruz. Bizim anlaşmamızda da müttefiklik anlaşması var, sözümüzün eriyiz. Bu konuda bir dayanışma içerisindeyiz” demişti.

Husilerden Türkiye ve Pakistan’a uyarı

Analistlere göre üç ülkenin daha temkinli açıklamalarının nedeni, Husilerin son dönemde hem Türkiye’ye hem de Pakistan’a doğrudan uyarılarda bulunması olabilir.

İran tarafından desteklenen Husiler, son günlerde Yemen’de Suudi Arabistan tarafından desteklenen ve uluslararası alanda tanınan hükümet güçleri karşısında önemli toprak kazanımları elde etti.

Husiler stratejik liman kenti Hudeyde’yi değil, Mocha’yı ele geçirdi ve ardından bazı adalar da dahil olmak üzere Kızıldeniz kıyılarının neredeyse tamamının kontrolünü sağladı.

Bu gelişme, grubun Bab el-Mendeb Boğazı üzerindeki kontrolünü artırdı. Bab el-Mendeb, ABD-İran savaşı nedeniyle Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının ardından Suudi Arabistan’ın petrol sevkiyatı için kullandığı kritik öneme sahip deniz geçiş noktası.

Husiler bu hafta Yemen’in yüksek kesimlerine doğru da ilerleme kaydetti.

Aynı dönemde Suudi Arabistan destekli hükümet güçleriyle çatışmalar şiddetlendi.
Husiler Suudi Arabistan’a füze ve dron saldırıları düzenlerken, Riyad’ın müttefiklerini de tehdit etti.

Husi hareketinin siyasi büro üyelerinden Muhammed el-Buhayti, bu hafta Irak’ta yayın yapan bir televizyon programına verdiği demeçte, Pakistan ve Türkiye’nin savaşa girmesi halinde “demir yumrukla” karşılaşacaklarını söyledi.

İslamabad Politika Araştırmaları Enstitüsü’nde kıdemli araştırmacı olan emekli Tuğgeneral Tughral Yamin, Al Jazeera’ya yaptığı değerlendirmede, anlaşmanın iki tarafında da askeri kapasiteye ilişkin kısıtlamalar bulunduğunu söyledi.

Yamin, “Pakistan ordusunun sahadaki kapasitesi, dış ve iç tehditler nedeniyle zaten oldukça zorlanmış durumda. Bu nedenle asker göndermek zor olur” dedi.

Yamin, Pakistan’ın Afganistan sınırındaki devam eden çatışmalara, Hindistan’la süren gerilimlere ve ülkede silahlı grupların artan saldırılarına dikkat çekti.

Türkiye açısından da benzer kısıtlamaların bulunduğunu belirten Yamin, “Türkiye’nin Suudi Arabistan’a asker göndermeye istekli olup olmayacağı da tartışma konusu.

Türkiye’nin NATO kapsamında taahhütleri var ve Suriye sınırı da tamamen güvenli değil” ifadelerini kullandı.

Riyad’da aciliyet artıyor

Suudi Arabistan’daki dini otoritenin açıklamaları, Dışişleri Bakanlığı’nın mesajlarından da daha acil bir ton taşıdı.

Suudi Arabistan Başmüftüsü Şeyh Salih el-Fevzan, Husileri kastederek güçlere “bu sapkın mezhep ve sapkın gruba karşı birlik olmaları” çağrısında bulundu.

El-Fevzan, krallığın sınırlarını savunmanın “canların ve ruhların feda edildiği” bir görev olduğunu söyledi.
Bölgedeki bir diplomat da Al Jazeera’ya, Suudi Arabistan’daki mesajların daha geniş bir yaklaşım değişikliğine işaret ettiğini söyledi.

Adının açıklanmaması koşuluyla konuşan diplomat, “Suudi halkı Husilerin oluşturduğu tehdidin giderek daha fazla farkına varıyor. Genellikle sivil altyapıyı hedef alan Husi füze saldırılarına ilişkin sirenleri düzenli olarak duyuyorlar” dedi.

New York toplantısından iki gün önce Pakistan Dışişleri Bakanlığı, emekli Korgeneral Nauman Mahmood’un anlaşmanın ilk genel sekreteri olarak atandığını duyurdu.

Pakistan’ın ana istihbarat kurumu Servisler Arası İstihbarat’ın (ISI) eski üst düzey yetkililerinden olan Mahmood, Riyad’da kurulmakta olan anlaşmanın Genel Sekreterliği’ne başkanlık edecek.

Yamin konuyla ilgili açıklamasında “Pratikte Pakistan, Ortak Savunma İttifakı’nın genel sekreterliği görevini üstlenmesi için emekli üç yıldızlı bir generali Riyad’a gönderdi. Önündeki görev, durumu hızlı bir şekilde değerlendirmek ve gerçekçi bazı çözümler ortaya koymak olacak” dedi.

Yamin ayrıca Pakistan’ın geçmişte imzalanan ikili protokoller kapsamında Suudi Arabistan’da “zaten danışmanlar, eğitmenler, lojistik personeli ve teknisyenler” bulundurduğunu söyledi.
Nisan ayında Riyad, Suudi Arabistan’ın doğusundaki Kral Abdülaziz Hava Üssü’ne savaş uçakları ve destek uçaklarının da bulunduğu bir Pakistan askeri gücünün ulaştığını doğrulamıştı.

Geçen yıl eylül ayında imzalanan iki ülke arasındaki Stratejik Karşılıklı Savunma Anlaşması kapsamındaki bu konuşlandırma, İran’ın Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları sırasında gerçekleşmişti.

Pakistan, 1967’den bu yana binlerce Suudi askeri personeline eğitim verdi. Pakistan askerleri 1970’lerden bu yana Suudi Arabistan’da konuşlandırılıyor. Bu askerlerin görevleri arasında Doğu Bölgesi’ndeki petrol altyapısının korunması da bulunuyor.

Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon zorlanıyor

Öte yandan Fransa ve İngiltere de savunma desteği teklif etti. İngiltere bu hafta savunma görevlerinde kullanılmak üzere Suudi savaş uçaklarına havada yakıt ikmali yapmayı kabul etti.

Fransa ise cuma günü Suudi Arabistan’ın Hürmüz Boğazı’nı aşmadan petrol sevkiyatı yapmak için kullandığı Kızıldeniz limanı Yanbu’daki önemli petrol terminalini korumak üzere asker göndereceğini doğruladı.

Pakistan, Türkiye, Fransa ve İngiltere’den gelen artan desteğe rağmen bölgedeki diplomat, Husilerin Suudi Arabistan’a ve Yemen’de Riyad’ın desteklediği güçlere yönelik operasyonlarını hafifleteceğine dair herhangi bir işaret bulunmadığını söyledi.

Diplomat, “Husiler Suudi Arabistan’da hem sivil hem de askeri hedefleri vurma konusundaki istekliliklerini ve kapasitelerini gösterdi. Bunu sürdürme niyetindeler” değerlendirmesini yaptı ve ekledi:

“Suudi Arabistan’ın operasyonların temposunda sürdürülebilir bir artışa hazırlandığı açık. Bu durum daha fazla can kaybını da beraberinde getirebilir.

Suudi Arabistan destekli koalisyon güçleri Mocha’da lojistik ve operasyonel açıdan büyük bir darbe aldı fakat diğer cephelerde yavaş bir ilerleme söz konusu. Bir muharebe kaybedilmiş olabilir ancak savaş henüz belirlenmiş değil”

0
be_endim
Beğendim
0
dikkatimi_ekti
Dikkatimi Çekti
0
do_ru_bilgi
Doğru Bilgi
0
e_siz_bilgi
Eşsiz Bilgi
0
alk_l_yorum
Alkışlıyorum
0
sevdim
Sevdim
Sorumluluk Reddi Beyanı:

Pellentesque mauris nisi, ornare quis ornare non, posuere at mauris. Vivamus gravida lectus libero, a dictum massa laoreet in. Nulla facilisi. Cras at justo elit. Duis vel augue nec tellus pretium semper. Duis in consequat lectus. In posuere iaculis dignissim.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Haber Taksim ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!

KAI ile Haber Hakkında Sohbet
Sohbet sistemi şu anda aktif değil. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.