Trump yönetiminin, Havana rejimi üzerindeki ekonomik baskıların sonuçsuz kalmasının ardından Küba’ya yönelik hava saldırısı veya kara harekatı dahil askeri planları ciddi şekilde değerlendirdiği bildiriliyor
Amerika Birleşik Devletleri yönetiminin, Küba’daki komünist yönetimi köklü ekonomik ve siyasi reformlara zorlamak amacıyla askeri müdahale seçeneğini aktif olarak gündemine aldığı iddia edildi.
Politico tarafından Beyaz Saray ve Pentagon kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, daha önce yoğunlaştırılmış yaptırımlar ve petrol ablukası ile adayı köşeye sıkıştırmayı hedefleyen Washington, bu stratejinin sonuç vermemesi üzerine askeri planlamaları hızlandırdı. Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ise olası bir Amerikan askeri saldırısının bölgede hesaplanamaz sonuçları olacak bir kan gölüne yol açacağı uyarısında bulundu.
İşgal taslakları oluşturuluyor
Washington’daki kaynaklar, Başkan Donald Trump ve kurmaylarının, Havana’ya yönelik sert yakıt kısıtlamalarına rağmen Küba liderliğinin geri adım atmamasından dolayı büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını belirtiyor.
Adı açıklanmayan üst düzey bir ABD’li yetkili, sürecin gidişatını aktarırken, ilk başlarda Küba yönetiminin zayıf olduğunun düşünüldüğünü ifade etti.
Yetkili, yaptırımların sıkılaştırılmasının ve ABD’nin Venezuela ile İran’daki askeri kazanımlarının Havana’yı masaya oturmaya korkutacağı varsayımının boşa çıktığını, İran’daki durumun karmaşıklaşması ve Kübalıların beklenenden çok daha dirençli çıkması nedeniyle askeri seçeneğin artık masaya geldiğini vurguladı. Bu doğrultuda ABD Güney Komutanlığı’nın son haftalarda Küba’ya yönelik olası bir harekat için planlama serisi başlattığı ve askeri seçenek taslaklarını hazırladığı kaydedildi.
Topyekün kara harekatı seçeneği de masada
Analistler, ABD’nin geçtiğimiz Ocak ayında Venezuela lideri Nicolás Maduro’ya karşı gerçekleştirdiği askeri operasyonun bir benzerini Küba’da da deneyebileceğini speküle ediyor. Özellikle Washington’ın, Küba’nın 94 yaşındaki eski devlet başkanlarından Raul Castro hakkında iddianame hazırlığı içinde olduğunun sızması, rejim liderlerine yönelik bir çıkarma veya paketleme operasyonu ihtimalini güçlendirdi.
Ancak Pentagon’un masasındaki seçeneklerin tek bir operasyonla sınırlı olmadığı, rejimi tavize zorlayacak nokta atışı hava saldırılarından yönetimi tamamen devirmeyi amaçlayan topyekûn bir kara istilasına kadar geniş bir yelpazeyi kapsadığı ifade ediliyor.
Planlamalarda, geçmişteki Domuzlar Körfezi fiyaskosuna atıfla, Kübalı muhalif sürgünlerin bu kez operasyonel bir rol oynamayacağı, yalnızca kamuoyu desteği olarak görüldüğü belirtiliyor.
Küba, enerji krizi yaşıyor
Krizin arka planında ise adadaki derin enerji krizi ve askeri hareketlilik yer alıyor.
ABD’nin petrol sevkiyatlarını engelleme girişimi nedeniyle Havana’da büyük elektrik kesintileri yaşanırken, rejim bu durumdan doğrudan Washington’ı sorumlu tutuyor. Diğer yandan Küba’nın, olası bir Amerikan saldırısına karşı savunma amaçlı yüzlerce askeri insansız hava aracı tedarik ettiği ve yeni savunma stratejileri geliştirdiği bildiriliyor.
İstihbarat kanadında ise CIA Direktörü John Ratcliffe’in adaya yaptığı gizli ziyaretin kamuoyuna sızması dikkat çekerken, Ratcliffe’in Küba’nın ABD düşmanı ülkelere üs olmaktan vazgeçmesi yönünde Havana’ya sert uyarılarda bulunduğu öğrenildi.
Rubio’nun söylemleri Küba aleyhine değişti
Hem Ulusal Güvenlik Danışmanı hem de Dışişleri Bakanı olarak görev yapan, Küba kökenli göçmen bir ailenin çocuğu olan Marco Rubio’nun söylemlerindeki değişim, Washington’ın niyetine dair en net sinyal olarak değerlendiriliyor.
Daha önce adadaki kaos riskini sınırlamak için kademeli ekonomik reformları ve yabancı yatırımları savunan Rubio, son haftalarda doğrudan rejim değişikliği vurgusu yapmaya başladı. Rubio, Küba’nın Moskova ve Pekin ile olan askeri bağlarına dikkat çekerek, adanın ABD için doğrudan bir ulusal güvenlik tehdidi oluşturduğunu öne sürüyor.
Siyasi gözlemciler, Trump’ın İran’daki bölgesel çatışmalar ve yükselen petrol fiyatları nedeniyle iç politikada düşen anket oylarını, Küba’da elde edeceği hızlı ve kolay bir askeri zaferle dengelemek istiyor olabileceğine dikkat çekiyor.
Ancak eski CIA ve Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Washington’ın Küba rejiminin ideolojik direncini ve adadaki toplumsal dinamikleri bir kez daha hafife alıyor olabileceği konusunda uyarıda bulunuyor. Analistler, adaya yapılacak bir askeri müdahalenin öngörülemez bir bölgesel krizi tetikleyebileceğinin altını çiziyor.

