Tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, diploma davasında dördüncü kez hakim karşısına çıktı. Dava 6 Temmuz’a ertelendi
Tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üniversite geçişinde usulsüzlük yaptığı iddiasıyla açılan davanın dördüncü duruşması bugün yapıldı.
Dava 6 Temmuz’a ertelendi.
Marmara Ceza İnfaz Kurumları’nda görülen celsede İmamoğlu saat 11:05 itibarıyla alkışlar eşliğinde salona girdi. İmamoğlu, heyete savunmasına ek yapmak istediğini belirtti.
İmamoğlu’nun savunmasından satırbaşları şöyle:
Bu hafta Ramazan ayına giriyoruz. Ne yazık ki böyle talihsiz durumlarla yorulduğumuz durumları yaşıyoruz. Halbuki Ramazan berekettir, vicdanı harekete geçirir.
Makam mevki varlık yokluk gözden geçirmesine razı olur ve Yaradana sığınır.
İnsanların eşitlendiğini hissetmesi adına bir fırsat ayıdır. Ama üzücüdür ki 2019’daki Ramazan’da seçimi iptal eden zihniyet 2025 yılında yine Ramazan’da diplomamı iptal eden zihniyet, bunu yine Ramazan’a denk düşürerek içi yalan ve iftirayla doldurulmuş şekilde yargılanacağımız bir süreci yaşayacağız.
Ne kadar olmaz denilen şey varsa yargı düzeni içerisinde bize bu dönemde yaşatılıyor. İnancı kullanarak kendine bir yol çizenlerin utanç verici şeyler yapan insanlara haddini bildirme yolu olarak ben Ramazan’ı karşılıyorum ve dua ediyorum.
Allah bu insanlara akıl versin. İnşallah bu şekilde üst makamlara gelmiş insanların diline terbiye gelir bu vesileyle. Yargı adına görev yapan insanların da arkadan iş çevirmenin, tuzak kurmanın, kumpas kurmanın, insanların ailesine göz dikmenin ne kadar ahlaksız bir tutum olduğunun hissettirilmesini diliyorum. İnanç akılda ve beyinde yaşar, göstermeye hiç gerek yoktur. Ancak insanların gözüne sokularak gösterilmeye yaşayan zihniyete yönelik bu bizim inancımız değildir diye düşünüyorum.
Bu utanç verici iddianameyi yazan savcı amacına ulaşarak İstanbul’da bir ilçenin başsavcı vekili olarak görevine getirilmiştir. Bütün bunların ana sebebi çok net, korkudur. Sadece iktidarın başındaki zihniyete karşı 4 seçim kazandığım için ve önümüzdeki seçimleri kazanacağım için kurulan kirli tezgahlardan buradayım. Milletimizin gönlündeki temizliğimi gördükleri için buradayım ama milletimizle bağım sahte değil, temiz ve samimidir. Milletimizin yüzde 70’i yanımdadır, yurttaşlarımın verdiği güçle alnım ak başım dik bir şekilde buradayım ama olan milletimize ve geleceğimize oluyor. Adalete olan güvenci yerle bir ettiniz, insanların yüzde 80’inden fazlası adalete inanmıyor. Ucube, ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi’ dedikleri yapı iki kişinin dudağının arasında çalışıyor. Devletimizin bütün kurumları dağıtıldı. Asırlık devlet ve devlet geleneğimizin geleceği tek bir adama mahkum edilmek isteniyor. Mevzu çok ciddidir. Bu kesinlikle beka sorunudur. Demokrasiyi yok etmeye çalışan zihniyet yüzünden aylardır Silivri’deyim.
Bu iktidar zihniyeti 2024 yılı yazından itibaren düğmeye bastı. Yerel seçimlerden 4 ay sonra İstanbul’a atanan başsavcı başarılı olursa, getirileceği makam çoktan belirlenmiştir. Sürecin savcılığına soyunan da iktidarın başındaki kişi olmuştur. Esenyurt’la birlikte yalanlarla operasyonlarla sürece başlanmıştır. 65 yaşındaki saygın bir belediye başkanını (Ahmet Özer) almak nasıl bir vicdan çöküşüyse tüm belediye başkanlarımızın yaşadığı da o’dur. Hapiste yatan bütün arkadaşlarım aynı şekilde masumdur. Bu sahte sürecin içindeki tüm uygulamalar siyasidir ve hedefi bellidir. 19 Mart süreci öncesi ve sonrasıyla çöptür.
Hukuksuzdur ve geçersizdir. Bu süreçte makam menfaat elde edenlerin makamları liyakatle elde edilmiş yerler değildir. O insanlara ifade ediyorum ki, siz kaçacaksınız ama bu fetret devri sona erecek ve 86 milyon yurttaşımız kazanacak.
Zaman o kadar kısa değildir, yakındır ve kapının eşiğindedir. Tüm bunların hesabını adil mahkemelerde veriyor olacaksınız. Yaşattıklarınız sahtedir ve sahteciliktir.
Asıl makam milletin gönlündedir. Benim tek derdim de o olmuştur. İktidar bu makamı unutmuştur, bir kişinin gönlünün makamına dönmüştür. O makam da sahtedir ve aldatmacadır. Vakti dolduğunda anlayacaksınız. Güç, kendinden emin olana değil korkana sertleşir. Koltuk kaybetmekten korkanların yolu hep sahtecilik ve ahlak dışı yöntemler olmuştur. Dosya üretenler, manşet üretenler, TRT, Anadolu Ajansı; bir ıslık çalındığında sıçan gibi kaçtıklarını göreceksiniz. Sıçan gibi kaçacaklar. Ben hakikat tarafındayım ve o taraftaki konumumu hiç değiştirmeyeceğim. Yer yüzünde benimki gibi, bu kadar didik didik edilen bir insan yaşamı yoktur. Buraya 12 metrekare hücreden geliyorum. Tarihte böyle bir tecrit yaşanmamıştır. Ne yapmışsak bu tecritin içerisindeyiz.
Maşallah aramıza mikrop gelemiyor ama şunu söyleyeyim, mikrop aranızda. Bunu net olarak ifade ediyorum.
Son duruşmada ne olmuştu?
Son duruşmada mahkeme, idare mahkemesinin kararını bekleyeceklerini açıklamıştı.
İstanbul 5. İdare Mahkemesi, 23 Ocak tarihinde İmamoğlu’nun üniversite diplomasının iptal edilmesine karşı açtığı davanın reddedilmesine oy birliğiyle karar vermişti.
Kararda, aradan geçen 35 yıla rağmen üniversite idaresinin “açık hata” gerekçesiyle işlemi geri alabileceğine hükmedilmişti.
İmamoğlu’nun diplomasının iptal sürecinde neler yaşanmıştı?
Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının sahte olduğu iddiasıyla CİMER’e 18 Eylül 2024’te başvuruda bulunuldu. Bu ihbar üzerine 1 Ekim 2024’te savcılığa şikayet dilekçesi sunuldu.
Söz konusu şikayetin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, İmamoğlu’nun 1994 yılında İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden aldığı lisans diplomasının sahte olduğuna dair iddialar ve haberler üzerine şubat ayında soruşturma başlattı.
Soruşturma resmi belgede sahtecilik iddiasıyla başlatılırken, 24 Şubat 2025 tarihinde İstanbul Üniversitesi’ne resmi yazı gönderildi. 5 Mart 2025’te İmamoğlu’nun ifadesi alındı ve İstanbul Üniversitesi, Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ve savcılıkla iş birliği yaparak konuyu incelemeye aldığını açıkladı.
18 Mart 2025’te İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu 61’inci toplantısında, İmamoğlu dahil 28 kişinin diplomalarının yokluk ve açık hata iddiasıyla iptal edilmesine karar verdi. Üniversite, toplam 38 kişinin yatay geçişlerinin incelendiğini, 10 kişinin kaydının silindiğini ve 28 kişinin diplomalarının iptal edildiğini duyurdu.
Bu gelişme üzerine 8 Temmuz 2025’te İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesi, İmamoğlu’nun resmi belgede sahtecilik iddiasıyla yargılanacağı iddianameyi kabul etti. İddianamenin kabul edilmesi sonrası İstanbul 5. İdare Mahkemesi İmamoğlu’nun yürütmenin durdurulması talebini 2025 Temmuz ayı sonlarında reddetti.
İmamoğlu’nun diploma bilgileri 5 Ağustos 2025’te İstanbul Üniversitesi’nin veri tabanından silindi ve e-Devlet’te de görünmez hale geldi.

