Sağlık Bilimleri Üniversitesi’nin kurucusu ve sekiz yıllık rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl, eğitim ve araştırma hastanelerinde görev yapan öğretim üyelerinin birer yıllık sözleşmeyle çalıştırılmasını eleştirdi. Erdöl, “Bu konu hastane yöneticilerinin keyfine bırakılabilecek bir mesele değil” dedi.
Konu, Koşuyolu Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin dünyaca ünlü başhekimi Prof. Dr. Mehmet Kaan Kırali’nin sözleşmesinin yenilememesiyle yeniden gündeme gelmişti.
Erdöl, Akşam gazetesindeki köşesinde ‘Bir Yıl, Bir İmza, Bir Keder’ başlıklı makalesinde şöyle yazdı: “Son yıllarda sahadan aynı cümleyi sıkça duyuyorum: ‘Hocam, sözleşmem yenilenmedi. Sebep de söylenmedi.’ Bir yıllık sözleşme sistemi doğru uygulandığında disiplin ve performansı destekleyebilir. Ancak bazı uygulamalarda amaç, araç hâline gelmiş durumda. Somut kriter yok, yazılı gerekçe yok.”
Sözleşmenin yenilenmemesinin hastaları da mağdur ettiğini belirten Erdöl, “Sadece bir cümleyle kapanmış bir kapı. Ardında yüzlerce hasta, yıllarca verilmiş emek ve kopan bir eğitim zinciri kalıyor” diye yazdı.
‘Uygun görülmedi’ hukuki gerekçe değil
Erdöl yazısında, bu konuda öğretim üyelerini haklı bulan çok sayıda mahkeme kararını da hatırlattı. Bunlardan biri İstanbul Bölge İdare Mahkemesi Birinci İdari Dava Dairesi’nin 2024/63 esas ve 2024/563 karar sayılı hükmü. Kararda, ‘Sözleşme yenilememe işlemi yalnızca sürenin bitmesine dayandırılamaz; haklı, makul ve geçerli bir gerekçeye dayanmalıdır’ deniyor. Mahkeme kararında idarenin takdir yetkisinin hizmet gereklerine uygun biçimde kullanılması gerektiğini vurguluyor. Gerekçe gösterilmeden yapılan yenilememe işlemini iptal ediyor.
Erdöl, “Artık biliyoruz ki ‘uygun görülmedi’ ifadesi hukuki bir gerekçe değildir. Bu karar yalnızca bir kişiyi değil, aynı süreçten geçen yüzlerce öğretim üyesini ilgilendiren güçlü bir emsaldir” diye yazdı.
Vatandaş bedel ödüyor
“Bir imzayla, bir gecede, gerekçe gösterilmeden kopan eğitim zincirlerinin ve aksayan hizmetlerin bedelini kim ödüyor?” diye soran Erdöl şöyle devam etti:
“ Vatandaş ödüyor. Randevu bulamadığında, doktoruna ulaşamadığında, tedavisi aksadığında faturayı başhekime ya da hastaneye değil, doğrudan siyaset kurumuna kesiyor.
Vatandaşın zihnindeki denklem basittir: Doktor vardır ya da yoktur. Bu nedenle bu mesele kişisel ilişkilerin, yerel güç dengelerinin ya da idari keyfiyetin konusu olamaz.”
Erdöl ayrıca Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu’nun bu meselenin farkında olduğunu ve çözüm arayışını sürdürdüğünü de belirtti

