Venezuela’da Nicolas Maduro’nun devrilmesinin ardından hızlanan süreçte Washington, Küba’daki yönetim içinden anlaşmaya yanaşacak aktörler arıyor. ABD istihbaratı, Havana ekonomisinin çökme noktasında olduğunu değerlendiriyor
Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun devrilmesi sonrasında cesaretlenen ABD yönetimi, Küba’da Komünist rejimin yıl sonuna kadar tasfiye edilmesi için hükümet içinden anlaşmaya hazır isimleri bulmaya çalışıyor. Konuya ilişkin bilgi sahibi kaynaklar, sürecin Miami ve Washington’daki temaslar üzerinden yürütüldüğünü belirtiyor.
ABD, Küba ekonomisinin son yıllarda hiç olmadığı kadar kırılgan olduğu ve ülkenin Maduro sonrasında kritik bir müttefikini kaybettiği değerlendirmesinde bulunuyor. Yetkililere göre henüz net bir plan bulunmasa da Venezuela örneği Havana için hem “model” hem de “uyarı” niteliği taşıyor.
ABD Başkanı Donald Trump, 11 Ocak’taki sosyal medya paylaşımında “Küba’ya artık petrol veya para gitmeyecek” ifadelerini kullanarak yönetimi anlaşmaya zorladı.
Miami ve Washington’da Kübalı sürgün gruplarıyla yapılan görüşmelerde, rejim içinden “fırsatı gören” bir aktörün bulunması hedefleniyor.
3 Ocak’ta Maduro’nun yakalanmasıyla sonuçlanan operasyonun, Venezuela liderinin yakın çevresindeki bir isim tarafından desteklendiği ABD’li yetkililerce açıklanmıştı. Operasyon sırasında Maduro’nun güvenliğini sağlayan Kübalı asker ve istihbarat mensuplarından 32’si hayatını kaybetti.
Küba ekonomik çöküşün eşiğinde
ABD istihbarat raporları, ada ekonomisinin ağır kriz içinde olduğunu, temel gıda ve ilaç sıkıntısının derinleştiğini ve uzun süreli elektrik kesintilerinin günlük hayatı etkilediğini belirtiyor.
Küba’nın kaderi yıllardır Venezuela ile iç içe ilerliyor. 1999’da Hugo Chavez’in iş başına gelmesinden kısa süre sonra başlayan sübvansiyonlu petrol sevkiyatı, Havana ekonomisinin ana dayanaklarından biri olmuştu. Washington, bu akışı keserek rejimi zayıflatmayı hedefliyor.
Ekonomistlere göre Küba’nın petrol stokları haftalar içinde tükenebilir; bu durum ülke ekonomisinin tamamen durma noktasına gelmesine yol açabilir.
ABD ayrıca Havana’nın en önemli döviz kaynaklarından biri olan doktor gönderme programını da hedef alıyor. Washington, programı yürüten Kübalı ve yabancı yetkililere vize kısıtlamaları uyguluyor.
Florida bağlantıları güçlü Trump ekibi için Komünist Küba’nın devrilmesi, ulusal güvenlik stratejisinin bölgesel ölçekte sınanması anlamına geliyor. Trump, Venezuelalı geçici yönetici Delcy Rodríguez ile yürütülen süreci başarı olarak görüyor.
Beyaz Saray’dan bir yetkili, “Küba’nın yöneticileri ülkeyi yıkıma sürükleyen beceriksiz Marksistler. Maduro’yu ayakta tutan da onlar” ifadelerini kullanarak rejime anlaşma çağrısını yineledi.
ABD Dışişleri Bakanlığı ise Küba’nın ABD’nin düşman saydığı ülkelerin askeri ve istihbarat unsurlarını barındırmaması gerektiğini vurguluyor.
Uzmanlar: Küba, Venezuela’dan daha zor
Uzmanlara göre Venezuela modeli Havana’da bire bir işlemez. Çünkü Küba tek partili, Stalinist yapıda, siyasi muhalefete izin verilmeyen ve örgütlü sivil toplumun neredeyse bulunmadığı bir ülke.
Venezuela’da ise seçimler, protestolar ve organize bir muhalefet mevcuttu.
Eski ABD’li diplomat Ricardo Zuniga, “Küba çok daha zor bir hedef. ABD tarafında çalışmaya ikna olacak kimse yok” değerlendirmesinde bulundu.
Yaklaşık 70 yıllık süreçte Havana yönetimi siyasi sistemi konusunda hiçbir müzakere yürütmedi ve yalnızca sınırlı ekonomik adımlar attı.
Miami’de beklentiler yükseldi
Trump’ın ilk döneminde dosya üzerinde çalışan bir ABD’li yetkilinin aktardığına göre Trump, Küba’daki Castro döneminin sona erdirilmesini, kendi siyasi mirası açısından kritik görüyor. Dışişleri Bakanı Marco Rubio da Küba göçmeni bir ailenin çocuğu olarak aynı hedefi savunuyor.
Venezuela’daki değişim Miami’de sevinç yaratmış durumda. Trump’a yakın çevreler, Komünizm sonrası Küba temalı yapay zeka videoları paylaşıyor; Miami’den Havana’ya teknelerle dönüş, aile birleşmeleri ve özgürlük kutlamaları tasvir ediliyor.
Havana: Teslimiyet yok
Küba hükümeti ise ABD’nin yaklaşımını reddediyor. Ülkede fiili güç sahibi olan 94 yaşındaki Raul Castro ile devlet başkanı Miguel Diaz-Canel, son açıklamalarda geri adım atmayacaklarını duyurdu.
Diaz-Canel, Maduro’nun koruması sırasında ölen Kübalılar için yapılan törende “Teslimiyet ya da baskıya dayalı bir uzlaşma mümkün değil” dedi.
Küba güvenlik aygıtı yıllardır muhalif hareketi bastırıyor. Ülkede yalnızca 1994 ve 2021’de geniş çaplı protestolar yaşandı. İnsan hakları örgütleri adada binin üzerinde siyasi mahkûm bulunduğunu belirtiyor.
Ada genelinde savunma tatbikatları başladı
ABD ile gerilim artarken, Küba’da ulusal savunma tatbikatları yapıldı. Televizyon yayınlarında yaşlı sivillerin silah kullandığı, kadınların mayın yerleştirdiği görüntüler yayımlandı. Eski Kongre üyesi Joe Garcia bu durumu “tiyatro” olarak nitelendirdi.
Elektrik kesintilerinin sıklaştığı Havana’da geceleri tencere-tava çalma şeklinde sessiz protestolar da yapıldığı aktarılıyor. Rodolfo Jimenez isimli Kübalı, “Kimse bağırmıyor, sadece kapalı pencerelerden gelen metal sesi duyuluyor. İnsanlar ihbar edilmekten korkuyor” değerlendirmesinde bulundu.
