Bir zamanların efsane stüdyosu Warner Bros’un satışı gündemde. Netflix ve Paramount’un yarışı, Hollywood’da yalnızca bir şirketin kaderini değil, zaten daralan sektörün geleceğini de belirleyecek. Sinema emekçileri için ise mesele kimin kazanacağı değil; hangisinin daha az yıkıcı olacağı…
Hollywood, pandemi, grevler ve yapay zekâ tartışmalarıyla sarsılmışken şimdi de Warner Bros’un elden çıkarılması ihtimaliyle yüzleşiyor. Netflix ile Paramount’un tarihi stüdyoyu satın almak için karşı karşıya gelmesi, sektörün içinden isimler tarafından “felaket”, “yıkım” ve “kâbus” olarak tanımlanıyor. 1920’lerden bu yana Casablanca’dan Batman’e uzanan bir miras yaratan Warner Bros’un parçalanması ya da el değiştirmesi, birçok kişi için geri dönülmez bir eşik anlamına geliyor.
İki kötü seçenek arasında
BBC’nin onlarca oyuncu, yapımcı ve set çalışanıyla yaptığı görüşmeler, Hollywood’un kendisini iki farklı ama equally sorunlu senaryonun arasında bulduğunu gösteriyor. Bir tarafta, sinema salonlarını işlevsizleştirmekle suçlanan ve “önce dijital” yaklaşımıyla bilinen Netflix var. Diğer tarafta ise Paramount Skydance: Sahibi David Ellison’ın ailesi üzerinden Donald Trump’a yakınlığıyla anılan, arkasında Körfez sermayesinin bulunduğu bir yapı.
Bir kamera asistanı durumu şöyle özetliyor: “Netflix en azından prodüksiyonlara doğrudan karışmıyor.
Paramount ise siyasi ve finansal bağları nedeniyle endişe yaratıyor.”
Satışın perde arkası
Netflix’in istediği senaryoda Warner Bros’un “taç mücevherleri” masaya konuyor: 102 yıllık stüdyo, HBO ve dev film-dizi arşivi. CNN, TNT Sports ve Discovery gibi klasik televizyon kanallarının ise başka bir alıcıya bırakılması planlanıyor.
Paramount Skydance cephesi ise geri adım atmıyor. Warner Bros Discovery hissedarlarına doğrudan sunulan 108 milyar dolarlık düşmanca satın alma teklifinin arkasında Suudi Arabistan, Abu Dabi, Katar ve Trump’ın damadı Jared Kushner’in kurduğu bir fonun olduğu biliniyor. Bu tablo, Hollywood’da “sansür” ve “siyasi baskı” endişelerini de beraberinde getiriyor. Trump’ın “CNN satılmalı” çıkışı ise bu kaygıları daha da artırmış durumda.
Suçlu kim?
Hollywood’da bu hikâyenin bir “kötü adamı” olduğu konusunda nadir bir fikir birliği var: Warner Bros Discovery CEO’su David Zaslav. Zaslav, geçen yıl yaklaşık 52 milyon dolar kazanırken şirket 11 milyar dolardan fazla zarar açıkladı. Hisseler düşerken binlerce kişi işini kaybetti.
Bir oyuncu, “Zaslav geldikten sonra Warner Bros’un nasıl içinin boşaltıldığını izledik” diyor. Sektörde hâlâ iş bulma umudu olduğu için ismini vermek istemiyor.
Birçok kişi Zaslav’ı, Wall Street filmindeki “açgözlülük iyidir” diyen Gordon Gekko karakterine benzetiyor.
Zaslav ise eleştirileri reddediyor.
Şirket, onun liderliğinde stüdyonun yeniden güç kazandığını, DC evreninin tek merkezden planlandığını ve dijital platformun ilk kez kâra geçtiğini savunuyor.
Grevlerden sonra gelen sessizlik
Bu satış tartışması, Hollywood’un zaten küçüldüğü bir döneme denk geliyor.
2023’teki oyuncu ve senarist grevleri üretimi durma noktasına getirmişti.
Grevler sona erdiğinde ise pandemi sonrası yaşanan üretim patlaması geri dönmedi. Birçok stüdyo kapandı, birleşti ya da personel sayısını azalttı.
Bu yaz Paramount’un Skydance tarafından satın alınması da binlerce kişinin işten çıkarılmasıyla sonuçlandı. Warner Bros’un satışı, benzer bir dalganın habercisi olarak görülüyor.
“Kim alırsa alsın, biz kaybediyoruz”
Birçok sektör çalışanı için Warner Bros’u kimin satın alacağı artık ikincil bir soru. Asıl mesele, her yeni birleşmeyle birlikte iş imkânlarının azalması. “Bir stüdyoyu kaybetmek, projeler için bir müşteri daha kaybetmek demek,” diyor Warner Bros arazisinde çalışan bir yapımcı. “Ama ne olursa olsun, işini yapmaya devam ediyorsun.”
Yine de kaygı büyük. Eşi ve iki çocuğuyla evsiz kalan bir oyuncu, “Her sabah uyandığımda her yönden başarısız olmuşum gibi hissediyorum” diyor. Netflix’in Warner Bros’u almasını, “yabancı sermayeye” kıyasla daha az kötü bir seçenek olarak gördüğünü ekliyor.
Sinema salonlarının kaderi
Endişelerin merkezinde sinema salonları var. Birçok salon işletmecisi, Netflix’in sektördeki en yıkıcı aktör olduğunu düşünüyor. “Sinema salonlarına gerek olmadığını söyleyen bir şirketten bahsediyoruz. Bu korkutucu,” diyor bir işletmeci.
Netflix ise bu algıyı yumuşatmaya çalışıyor. Warner Bros’un sinema gösterimlerini sürdüreceğini, filmlerin beyazperdede yer almaya devam edeceğini vurguluyor. 1922 yapımı tarihi Egyptian Theatre’ı restore etmesi, Hollywood’da iyi niyet göstergesi olarak anılıyor.
Warner Bros setlerinde ise hayat şimdilik normal akıyor. Friends dizisinin Central Perk seti önünde turistler fotoğraf çekerken, senaryo odalarında yeni projeler geliştiriliyor. Ancak herkes aynı sorunun farkında: Hollywood’da kurallar değişiyor ve bu kez masada yalnızca filmler değil, bütün bir endüstrinin geleceği var.
