Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki okul cinayetlerinden sonra herkesin kafasında aynı sorular: Türkiye’de okul güvenliği protokolü hangi tarihsel aralıkta gerçekleştirilmiştir? Süreçte hangi bakanlar görev almış ve politika uygulamaları nasıl şekillenmiştir?
Haber Takım olarak sizler için araştırdık.
Türkiye’de çocukların eğitim süreçlerinin güvenliğine yönelik politikalar, özellikle 2018–2022 yılları arasında kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine odaklanan bütüncül bir yaklaşım çerçevesinde yeniden yapılandırılmıştır. Bu bağlamda, “Çocukların Eğitim Süreçlerinin Güvenliğine İlişkin İş Birliği Protokolü” 2022 yılında yürürlüğe konularak söz konusu dönüşüm sürecinin somut bir çıktısı olarak ortaya çıkmıştır.
Protokol, dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer liderliğinde geliştirilmiş; ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye Belediyeler Birliği’nin katılımıyla çok paydaşlı bir yönetişim modeli benimsenmiştir. Bu yönüyle protokol, merkezi ve yerel aktörler arasında koordinasyonu esas alan yatay politika entegrasyonunun bir örneğini teşkil etmektedir.
Söz konusu düzenleme, zorunlu eğitim çağındaki çocukların maruz kalabileceği çok boyutlu riskleri (suç, şiddet, ihmal, istismar ve bağımlılık) azaltmayı hedefleyen koruyucu ve önleyici bir politika çerçevesi sunmaktadır. Bu kapsamda geliştirilen uygulamalar; okul çevrelerinde fiziki güvenlik altyapısının güçlendirilmesi, kamera ve izleme sistemlerinin yaygınlaştırılması, risk temelli güvenlik analizlerinin yapılması ve okul-kolluk iş birliğinin kurumsallaştırılması gibi unsurları içermektedir.
Bununla birlikte, olay bildirim ve izleme sistemlerinin oluşturulması, il ve ilçe düzeyinde koordinasyon kurullarının tesis edilmesi ve kurumlar arası veri paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi, politika uygulamalarının izlenebilirliğini ve müdahale kapasitesini artıran yapısal araçlar olarak öne çıkmaktadır. Bu mekanizmalar, yalnızca reaktif güvenlik önlemlerini değil, aynı zamanda erken uyarı ve önleme kapasitesini de güçlendirmektedir.
Protokolün akibeti
2023 yılı sonrasında, okul güvenliği politikalarının temel çerçevesinin kurumsal olarak varlığını sürdürdüğü görülmekle birlikte, uygulama yoğunluğu ve görünürlüğü bakımından önceki döneme kıyasla daha sınırlı ve dağınık bir seyir izlediğine dair değerlendirmeler dikkat çekmektedir.
Bu çerçevede, 2022 yılında kurumsallaşan söz konusu iş birliği modelinin 2023 sonrası dönemde daha çok idari devamlılık üzerinden sürdürüldüğü; ancak politika uygulamalarının sahadaki yoğunluğu, koordinasyonu ve ölçülebilirliği açısından yeniden güçlendirilmesine ihtiyaç duyulduğu kamuoyunca değerlendirilmektedir.
Sonuç olarak, Türkiye’de eğitim güvenliği politikalarının süreklilik arz eden bir kamu politikası alanı haline geldiği; ancak bu sürekliliğin etkinlik ve uygulama düzeyi bakımından dönemsel farklılıklar gösterebildiği anlaşılıyor. Bu durum, izleme-değerlendirme mekanizmalarının güçlendirilmesini ve politika uygulamalarının sahadaki karşılığının daha sistematik biçimde takip edilmesini gerekli kılıyor.
