To Vima: Türkiye Ege Denizi’ni ikiye bölmeye hazırlanıyor

IMG_7282

Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de Fethiye-Kaş ile Kuzey Ege’de iki yeni deniz milli parkı ilan etti. Ankara’nın adımı, Yunanistan’ın deniz parkları ve deniz yetki alanlarına ilişkin politikalarına yanıt olarak değerlendirilirken, Atina uluslararası hukuk vurgusuyla karşı çıktı

Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de iki deniz parkının oluşturulmasına yönelik adım attı. Söz konusu bölgeler Limni-Semadirek ile Rodos-Meis arasını kapsıyor. Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararı ile Fethiye-Kaş açıkları ve Kuzey Ege’de 2 yeni alan “Deniz Milli Parkı” statüsüne erişti.

Fethiye-Kaş Deniz Milli Parkı, Muğla ile Antalya illerinin deniz alanlarını kapsayan bölgede oluşturuldu. Kuzey Ege Deniz Milli Parkı ise Çanakkale ve Gökçeada açıklarını kapsıyor.

Yunan basınından To Vima‘nın haberine göre söz konusu adımın Yunanistan’ın deniz parklarını, özellikle Güney Ege’deki deniz parkını ilan etmesine ve Deniz Mekansal Planlaması’nı hazırlamasına bir yanıt olarak değerlendirildiği belirtildi.

Türkiye, çevre korumayla ilgili bir konuyu deniz yetki alanlarına ilişkin görüşleriyle birlikte ele alıyor.

Ankara’nın görüşüne göre Yunan adalarının 6 deniz milinin ötesinde egemenlik hakları bulunmuyor. Türkiye ayrıca kıta sahanlığının iki ülkenin ana karaları esas alınarak belirlenmesi gerektiğini savunuyor.

Türkiye’nin bu kapsamda iki bölgeye özel önem verdiği belirtiliyor.

Bunlardan ilki Kuzeydoğu Ege. Bu bölgede deniz yetki alanlarına ilişkin anlaşmazlık 1973 yılında gündeme gelmişti.

O dönemde Taşoz açıklarında petrol yataklarının bulunmasının ardından Türkiye, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına araştırma ruhsatları vermişti.

İkinci bölge ise Doğu Akdeniz. Türkiye, 2019’dan bu yana Libya ile imzalanan deniz yetki alanları mutabakatı üzerinden Mavi Vatan yaklaşımını gündeme getiriyor.

Türkiye’nin deniz yetki alanı iddialarında uzanan hat

Türkiye’nin bu adımı 1973’ten günümüze uzanan deniz yetki alanları tartışmasının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Söz konusu tartışma, Doğu Ege’deki adaları da kapsıyor.

Bu yaklaşımda Yunan adalarının yalnızca karasuları içinde bırakıldığı ve daha geniş deniz yetki alanlarının sınırlandırıldığı belirtildi.

Türkiye’nin söz konusu deniz parklarının, UNESCO’ya sunulan gayriresmi Deniz Mekansal Planlaması’nda da yer aldığı ifade ediliyor. Aynı belgede Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’e ilişkin mevcut görüşlerinin de ortaya konulduğu belirtiliyor.

Yunanistan’ın hazırladığı harita ise orta hat esasına dayanıyor. Buna göre komşu ülkelerle deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin ikili anlaşmaların bulunmadığı durumlarda Yunanistan’ın kıta sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölgesi’nin sınırları, Yunan adalarının kıyıları ile Türkiye, Mısır, Libya ve Kıbrıs kıyıları arasındaki mesafenin ortasına kadar uzanıyor.

Söz konusu haritada Yunanistan’ın Mısır ve İtalya ile imzaladığı Münhasır Ekonomik Bölge sınırlandırma anlaşmaları da yer alıyor. Türkiye ise Türk-Libya mutabakatıyla çelişen Mısır anlaşmasını başından beri geçersiz kabul ediyor.

Güney Ege’deki deniz parkı konusunda da Ankara itirazlarını dile getirdi. Türkiye, Yunanistan’ın Kinaros ve Levitha adaları çevresini “gri bölgeler” olarak değerlendirdiği alanlara dahil etmesine karşı çıkıyor.

Rodos-Meis parkı tartışmanın odağında

Atina’daki kaynaklar, özellikle Rodos-Meis arasındaki deniz parkının çok geniş bir alanı kapsamasına dikkat çekti. Yunanistan’daki bazı kaynaklar bu yaklaşımı “Türk maksimalizmi” olarak nitelendiriyor.

Yunan kaynaklara göre bu kadar geniş bir alanda çevre koruma kurallarının uygulanması pratik açıdan mümkün olmayabilir.

Bu durumun, deniz parklarının çevre korumasının yanı sıra Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’deki mevcut taleplerini yeniden gündeme getirmesine imkan sağladığı değerlendiriliyor.

Meis konusunda da Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden görüş ayrılıkları bulunuyor. Atina’daki değerlendirmelerde, Türkiye’nin yaklaşımının adanın Yunanistan’ın ana karasıyla bağlantısına ilişkin tartışmalarla da bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Meis Türkiye’ye yaklaşık 1.5 km uzaklıkta bulunuyor.

Atina’dan uluslararası hukuk vurgusu

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, söz konusu deniz parklarının uluslararası suları kapsaması halinde bunların oluşturulmasının hukuka aykırı olduğunu savunuyor.

Bakanlık, Deniz Hukuku’na göre hiçbir devletin kendi ulusal yetki alanı dışında kalan bölgelerde tek taraflı olarak deniz koruma alanları oluşturma hakkına sahip olmadığını belirtiyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı ayrıca deniz parklarının Yunan kıta sahanlığına uzanması halinde de hukuka aykırı olduğunu savunuyor. Bakanlık, bu nedenle söz konusu girişimin hem uluslararası sular hem de Yunanistan’ın kıta sahanlığındaki hakları açısından herhangi bir hukuki sonuç doğurmayacağını belirtiyor.

Atina yönetimi, Türkiye’nin bu adımlarının uluslararası hukuk açısından hukuki bir sonuç doğurmadığını ve Yunanistan’ın uluslararası hukuktan kaynaklanan egemenlik haklarını etkilemediğini değerlendiriyor.

Deniz parklarının zamanlaması dikkat çekti

Bazı çevreler, Türkiye’nin deniz parklarını ilan ettiği tarihe de dikkat çekiyor. Deniz parklarının 15 Ağustos’tan yalnızca bir gün sonra ilan edilmesi Fransız Meridiem şirketinin Yunanistan-Kıbrıs elektrik bağlantısı projesine dahil olmasıyla ilişkilendiriliyor.

Bu gelişmeler, Atina’nın Mavi Vatan yaklaşımını ülkenin hukuk sistemine dahil edecek yasa tasarısının sunulmasını beklediği bir dönemde yaşanıyor.

Türkiye’nin deniz parklarına ilişkin düzenlemesinin uluslararası alanda doğrudan bir hukuki sonuç oluşturmayabileceği belirtiliyor. Ancak bu adımın Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkileri etkileyebileceği değerlendiriliyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, Türkiye’nin deniz parklarını ilan etmesinin iki ülke arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin güçlendirilmesine katkı sağlamadığını açıkladı.

Yunanistan-Kıbrıs elektrik kablosunda gözler sonbaharda

Yunanistan ile Kıbrıs arasındaki elektrik bağlantısını sağlayacak kablonun döşenmesine yönelik çalışmaların ne zaman yeniden başlayacağı da yakından takip ediliyor.

Atina yönetiminin sonbahar aylarında kablonun döşenmesine ilişkin gerekli NAVTEX ilanlarını yayımlaması bekleniyor. Yunanistan’ın bu adımının Ankara’nın tepkisine yol açabileceği değerlendiriliyor.

Exit mobile version