Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Yunanistan Başbakanı Miçotakis, 11 Şubat’ta Ankara’da bir araya gelecek. Atina kanadından görüşme öncesi gelen açıklamaya göre Yunanistan ile Türkiye arasında sadece tek bir sorun bulunuyor
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yarın Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotaki temaslarda bulunacak. Atina kulislerine göre tarafların beklentisi de görüşmede ele alınacak sorunların çözümü için düşük.
Miçotakis’e Ankara ziyaretinde Diplomatik Ofis Başkanı Milton Nikolayidis ile uluslararası konulardan sorumlu danışmanı Aristotelia Peloni eşlik edecek. Yunanistan Savunma Bakanı Dendias ise ziyarete NATO programı nedeniyle katılmıyor.
Bu bağlamda Yunan medyasından To Vima, Ankara-Atina hattındaki temasın önemi ve masadaki konulara dair şu analizi yayınladı:
‘Yunanistan ile Türkiye arasındaki diyalog sürecinin sınırlarının giderek daraldığı bir dönemde, iki ülke lideri 11 Şubat’ta Ankara’da düzenlenecek 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi kapsamında yeniden bir araya gelecek.
Ege’de deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusundaki görüş ayrılıkları sürerken, olası krizlerin önlenmesi amacıyla iletişim kanallarının açık tutulması gerekliliği her iki başkent tarafından da vurgulanıyor.
Atina: Tek anlaşmazlık deniz yetki alanları
Son günlerde Ankara’dan gelen ve Ege ile Doğu Akdeniz’de egemenlik, egemenlik hakları ile arama-kurtarma (SAR) yetkisine ilişkin yerleşik tezlerin tekrarlandığı açıklamaların ardından Atina, ulusal pozisyonlarından taviz vermeksizin masaya oturacağını duyurdu.
Yunanistan Hükümet Sözcüsü Pavlos Marinakis, Miçotakis’in Ankara ziyaret tarihini açıklarken şu ifadeleri kullandı:
‘Türkiye ile tek bir sorunumuz vardır; o da münhasır ekonomik bölge (MEB) ve kıta sahanlığının belirlenmesidir. Egemenlik konuları ve kırmızı çizgiler asla müzakere masasına getirilmeyecektir’
Türk Cumhurbaşkanlığı tarafından ise henüz resmi bir ziyaret programı açıklanmadı. Erdoğan’ın programı genellikle etkinlikten bir veya iki gün önce kamuoyuyla paylaşılıyor.
Gündemde başka neler var?
Ankara ve Atina uzun süredir hem zirvenin tarihini hem de gündemini netleştirmeye çalışıyordu. Zirve kapsamında ticaret, ekonomi, turizm gibi alanlarda yeni işbirliği mutabakatlarının veya mevcut anlaşmaların genişletilmesine yönelik bazı belgelerin imzalanması bekleniyor.
Bu başlıklar 20-21 Ocak tarihlerinde Atina’da gerçekleştirilen son siyasi diyalog ve pozitif gündem görüşmelerinde de ele alınmıştı. Göç konusu da görüşmelerde öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.
20-21 Ocak tarihlerinde Atina’da bir araya gelen her iki ülkenin Dışişleri Bakan Yardımcıları, liderlerin yarınki randevusu öncesi “pozitif gündem” ve “göç” dosyalarının teknik hazırlığını tamamlamıştı.
Deniz yetki alanları ve 12 mil tartışması
Miçotakis-Erdoğan görüşmesinde, bölgesel gelişmeler ve ikili ilişkilerin yanı sıra deniz yetki alanları konusunun da gündeme gelmesi bekleniyor. Atina, Ankara’nın revizyonist gündemini daraltarak yalnızca deniz yetki alanlarının sınırlandırılması konusunun ele alınmasını isteme ihtimalini düşük de olsa açık tutuyor.
Kasım 2024’te Atina’daki görüşme sonrasında Yunanistan Dışişleri Bakanı Yorgos Yerapetritis ile Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, deniz yetki alanları konusunda müzakere başlatılması için gerekli koşulların oluşmadığını kamuoyuna açıklamıştı.
Miçotakis, bir televizyon programında “Türkiye bu ‘menüye’ başka başlıklar eklediği sürece ilerleme sağlamak zor görünüyor” ifadelerini kullanmıştı.
Yakınlaşma ihtimali var mı?
Son dönemde Ege Denizi’nde arama-kurtarma (SAR) yetki alanı, NAVTEX ilanları ve adaların askerî statüsüne ilişkin tartışmalar yeniden gündeme geldi. Tarafların karşılıklı açıklamaları, diplomatik gerilimin sürdüğüne işaret etti.
Özellikle Sakız Adası açıklarında yaşanan ve göçmenlerin hayatını kaybettiği trajik kazanın ardından, Türkiye’nin SAR yetki alanına ilişkin tezlerini yeniden gündeme taşıması dikkat çekti. Bu gelişme, Atina ile Ankara arasında mevcut görüş ayrılıklarını daha da belirgin hale getirdi.
İki ülke arasındaki yapısal görüş farklılıkları devam ederken, kısa vadede somut bir yakınlaşma ihtimalinin sınırlı olduğu değerlendiriliyor.
Diyalog zorunluluğu ve dış müdahale hassasiyeti
Buna karşın hem Ankara hem de Atina, mevcut jeopolitik belirsizlik ortamında diyalog kanallarının açık tutulması gerektiği görüşünü koruyor. Özellikle ABD’de Donald Trump’ın dış politika yaklaşımına ilişkin belirsizliklerin, iki başkenti daha temkinli bir diplomasi yürütmeye yönelttiği belirtiliyor.
Yunan hükümet kaynakları, Başbakan Kiryakos Miçotakis’in Ankara ziyaretinin amacını “iletişim kanallarının korunması ve işlevsel bir ilişkinin güçlendirilmesi” olarak tanımladı.
Atina, ikili sorunların üçüncü tarafların arabuluculuğu olmaksızın çözülmesi gerektiğini savunuyor. Ankara da geçmişte Yunanistan ile yaşanan sorunların uluslararası platformlara taşınmasına mesafeli yaklaşmıştı.
Gözler liderlerin açıklamalarında
Zirvenin ardından iki liderin yapacağı açıklamalar yakından takip edilecek. Miçotakis’in, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1995 tarihli “casus belli” kararını gündeme getirmesi bekleniyor.
Ankara cephesinde ise Yunanistan’ın Türkiye’nin SAFE programından dışlanmasına yönelik girişimlerinden duyulan rahatsızlık öne çıkıyor.
Ayrıca Yunanistan’ın İsrail ile geliştirdiği stratejik iş birliği de potansiyel görüş ayrılıkları arasında yer alıyor. Türkiye’de bazı çevreler, Yunanistan-Kıbrıs-İsrail hattındaki iş birliğinin Türkiye’yi çevrelemeyi amaçladığını savunuyor.
